Haber Ajanda Dergisi | Sayı: 148 | Mart 2019

42 mart 2019 KAPAK / D İ NL E NEYDEN haber ajanda Siyaset bilimi ve devlet teorisi eserlerinde, Batı’da 16’ncı yüzyıldan itibaren var olduğu belirtilerek teritoryal bir nitelik taşıyan, merkezî bir iktidar ya da yönetim yapısına, düzenli bir ordu ve bürokrasiye sahip olan “modern devlet” oluşumuyla aynı özellikleri taşıyan Osmanlı Devleti’nin hiç zikredilmemesi, sistematik bir göz ardı edilmeye maruz kalmış olmasıdır. Bu bağlamda, “modern devlet” olgusunun bir Batı özelliği olarak, sırf Batı’ya ait bir siyasal yönetim türü olarak tanımlanmak istendiğine tanık olunmaktadır. Oysa egemenlik kuramının teorisyeni ve modern devletin kurucu düşünürü Jean Bodin (1530-1596), teorisini oluştururken Osmanlı Devleti’ne çok sayıda referans vermiştir. *** Romanyalı tarihçi Carll Göllner’in araştırmasına göre, 16’ncı yüzyılda Avrupa’da Türklerle ilgili yayınlar, o tarihlerde henüz yeni keşfolunmuş Amerika ile ilgili olanlarını ikiye katlamıştır. “Bu yayınların bir kısmı Türkler, onların devlet düzeni, yönetim biçimi, hükümdarları ve kökenleri, bir kısmı da bazı iç olaylar ve onların komşuları Safevi Devleti ile münasebetleri ile ilgilidir”. Modern devletin Giriş O RTA Çağ’ın akabinde 16’ncı yüzyıldan iti- baren Batı Avrupa’da ortaya çıkan dev- let modeli, modern toplumların siyâsî ör- gütlenme şekli olarak kendisini benim- setmiştir. Batı’damodern devletlerin ilk örnekleri “mutlakiyetçi” yönetimlerdir. Bunu “demokratik ulus devletler” izlemiştir. >> Birçok tarihçi ve yazar, modern çağı Bizans’ın tarihe karıştığı İstanbul’un fetih tarihi 1453 yılı ile başlatır. Ancak mo- dernite bütün alanlarda aynı za- manda ortaya çıkmamıştır.Te- ori ve pratik arasında yüzyılla- rı aşan bir zaman dilimi söz ko- nusudur. 1500’lerde Avrupa’da beş yüz kadar bağımsız siyâsî birim olduğu bilinmektedir. 15 ve 16’ncı yüzyıllar Avrupa için Reform ve Rönesans çağlarıdır. Bu yüzyıllarda Papalık, impara- tor ve krallar karşısında üstün- lük iddialarını kaybetmişti. Si- yasal düşünürlerin başlıca dü- şüncesi, ülkelerinde istikrarsız- lık ve yoksulluk ile mezhep ve iç savaşların kaynağı olduğunu düşündükleri çok parçalı ikti- dar yapısını ortadan kaldıracak merkezî, mutlak ve rasyonel bir yönetim sistemine nasıl ulaşıla- bileceği olmuştur. Bu dönemde İslâm dünya- sı ise merkezî devlet yapılanma- sını ve siyâsî birliğini Batı’dan önce tamamlayan Osmanlı Türkiye’sinin liderliğinde askerî, siyâsî ve ekonomik anlamda en parlak çağını yaşamaktadır. Os- manlı Devleti’nin rakipleri kar- şısında askerî, siyâsî ve eko- nomik üstünlüğü tartışmasız- dı. Burada dikkat çekilmesi ge- reken önemli bir husus, siya- set bilimi ve devlet teorisi eser- lerinde, Batı’da 16’ncı yüzyıl- dan itibaren var olduğu belir- tilerek teritoryal bir nitelik ta- şıyan, merkezî bir iktidar ya da yönetim yapısına, düzenli bir ordu ve bürokrasiye sahip olan “modern devlet” oluşumuyla aynı özellikleri taşıyan Osmanlı Devleti’nin hiç zikredilmemesi, sistematik bir göz ardı edilme- ye maruz kalmış olmasıdır. Bu bağlamda, “modern devlet” ol- gusunun bir Batı özelliği olarak, sırf Batı’ya ait bir siyasal yöne- tim türü olarak tanımlanmak istendiğine tanık olunmakta- dır. Oysa egemenlik kuramının teorisyeni ve modern devletin kurucu düşünürü Jean Bodin (1530-1596), teorisini oluştu- rurken Osmanlı Devleti’ne çok sayıda referans vermiştir. Bodin’in teorisini yaptığı ve

RkJQdWJsaXNoZXIy NTkwNDg0