Haber Ajanda Dergisi | Sayı: 147 | Şubat 2019

85 şubat 2019 Doç. Dr. Ergin Ergül erginergul.ajanda@gmail.com >> “Bilge kişi, eşyanın ha- kikatini gücü yettiğince bilen ve davranışla ilgili bilgilerin gereğini yerine getirmeyi alış- kanlık hâline getirmiş kişiye denir” diyerek bilgeyi teorik ve pratik yönüyle ele alır şekilde tanımlayan Abdur- rahman Câmî (1414-1492), hiç kuşkusuz İslâm mede- niyetinin önde gelen bilge düşünürlerinden biridir. Günümüzde giderek artan ve ağırlaşan toplumsal ve küresel sorunlar karşısında bireylerin ve toplumların en fazla ihtiyaç duydukları şey, bilgeliktir. Çünkü ünlü düşünür Bertrand Russell’in çarpıcı ifadesiyle, “Bilgelikle birleşmeyen güç tehlikelidir ve çağımız için gerekli olan şey de bilgiden çok bilgeliktir. Bilgelikle birleştiğinde bilimin sağladığı güç tüm insanlığa büyük ölçüde refah ve mutlu- luk getirebilir; tek başına ise yalnız sıkıntıya yol açabilir” . İslâm medeniyeti, İslâm inancının ilim-amel (bilgi ve uygulama) birlikteliğine ver- diği büyük önem nedeniyle bir “bilge düşünürler mede- niyeti” olarak ortaya çıkmış ve gelişme göstermiştir. Bu nedenle İslâm dünyası, sahip olduğu bu bilgelik potansi- yelini değerlendirebilmeyi başarabilirse, medeniyet ala- nında Batı’nın önüne geçme fırsatı yakalayabilir. Çokyönlübir bilgin Birçok düşünürün aksine, Câmî’nin hayatı son derece açık bir şekilde kayıt altına alınmış ve günümüze kadar ulaşmıştır. Öğrencileri ve çevresi tarafından yaşam öyküsünün birden çok ka- lemden yazılması dışında, dönemi ve daha sonraki önemli kaynaklarda da hak- kında yeterince bilgi bulun- maktadır. Câmî’nin babası ve dedesi, bilgin ve büyük hukukçular olarak tanınmışlardı. Dede, Horasan bölgesindeki Cam şehrinde hâkim ve müftü olarak görev yapmıştır. Babası Ahmed, kendi ba- basından Cam hâkimliğini devralarak sürdürmüştür. Câmî, ilköğrenimine ba- basının yanında başlamıştır. O, “Gerçekten ben babamın öğrencisiyim, zira bana dili öğreten o olmuştur” diye- rek babasının eğitimindeki önemli rolünü dile getirmiş- tir. Beş yaşında iken babası Herat’a gidip Nizâmiye Ünivesitesi’ne öğretim üyesi olunca (1420) öğrenimini orada sürdürmüştür. Câmî’nin yaşadığı çağ- da Herat,Timuroğulları Devleti’nin merkeziydi. Özellikle hükümdar Hü- seyin Baykara’nın devrinde Herat, bir ilim ve edebiyat şehri olarak ün yapmıştı. Devrin tanınmış bilginlerin- den çoğu Herat’ta toplanı- yordu. Bu durum, Câmî’nin yetişmesinde büyük etken olmuştur. Daha sonra Uluğ Bey zamanında büyük bir bi- lim merkezi hâline gelen Semerkant’a giderek orada dokuz yıl öğrenim görmüştür. Uluğ Bey Medresesi’nde Bursalı Kadızâde-i Rûmî’den (ö. 1437) matematik ve astro- nomi dersleri almıştır. Ancak kısa sürede birçok konuda hocasına, çalışmalarında dü- zeltmeler yaparak yardımcı olacak seviyeye ulaşmıştır. Kadızâde, medresesinde Uluğ Bey ve şehrin bütün bilgin- lerinin huzurunda, “ Bu şehir kuruluşundan beri Câmî’nin zihnî kudretlerine ve keskinli- ğine sahip ve ona denk olabi- lecek hiç kimse Ceyhun’dan bu yana geçmemiştir” diyerek onu takdir etmiştir. ahman Câmî

RkJQdWJsaXNoZXIy NTkwNDg0