Haber Ajanda Dergisi | Sayı: 144 | Kasım 2018

23 kasım 2018 Doç. Dr. Ergin Ergül erginergul.ajanda@gmail.com edebiyatı ve düşüncesinin de evrensel ve alternatifsiz eser- leridir. Çünkü Sadi’nin bu eserlerde ele aldığı konular evrensel, eserlerinin üslûbu ise eskilerin “sehli mümteni” dedikleri basit ve sade, ancak taklit edilmesi bir o kadar zor türdendir. Sadi, arkasında insan, hayat ve toplum hakkında ve geçen uzun asırların bile değerini ve güncelliğini kay- bettiremediği ilham verici, olumlu ve faydalı bir mesaj bırakmıştır. İnsan onun satırlarını okurken, hayatın çok değişik alanlarında çok hoş ve yararlı bilgelik dersleri çıkartır. Çünkü her hikâyesi, her beyti ve her sözü bilgelik doludur. Dolayısıyla Sadi’nin hikâyelerini öykü olarak değil, bir bilgelik dersi olarak okumak ve verilmek istenen dersi çıkarmak gerekir. Sadi’nin yaşadığı on üçüncü asır, bugüne benzer şekilde İslâm dünyası kadar yeryüzünün geri kalanı için de adaletsizlik, savaş, kargaşa ve bunalımların zirve yaptığı bir çağdır. Sadi, sorunlar yumağı bir zaman dilimin- de insanı, hayatı, toplumu, devleti ve toplumsal sorunlar ile çözümlerini düşüncesinin merkezine koymuştur. Olay- lara bakışı insanî, iyimser ve bilgecedir. Çözümleri ise evrensel, pratik ve daima güncel kalacak niteliktedir. Zamanın solduramadığı düşünce bahçeleri: BostanveGülistan Sadi Şirâzî’nin adı anıldı- ğında, akla hemen onun hem Doğu’da, hem de Batı’da klasikleşmiş olan “Bostan ve Gülistan” adlı yol gösterici kardeş eserleri gelecektir. Onun zengin ve tazeliğini yitirmeyen düşünce dünyası- na, insan, toplum, medeniyet, devlet ve ahlâk anlayışına, esas olarak bu iki eseri kay- naklık eder. Bostan ve Gülis- tan, sade üslûbu, akıcılığı ve kolay anlaşılırlığı nedeniyle hem İran’daki geleneksel eğitimde, hem de Osmanlı eğitim sisteminde Farsça öğretiminin temel kaynaklar olmuştur. Bu iki eserin Osmanlı orta ve lise eğitiminde ders kita- bı olmasının diğer önemli bir nedeni ise, içerdiği bilgi ve düşüncelerin, geleceğin eğitimcileri, yöneticileri ve hukukçuları gibi birçok ke- sim açısından taşıdığı değer- dir. Bu bakımdan bunların günümüz aydınları ve söz konusu meslek mensupları tarafından da dikkatlice okunması ve meslekî açıdan yararlanılması elzemdir. Bostan ve Gülistan, her dönem Osmanlı bilim, ede- biyat ve siyaset insanlarının başvuru kitapları olmuştur. Ziya Paşa, “Harabat” adlı ünlü antolojisinin girişinde “Bostan” kitabını şöyle över: “Bir kimse okursa Bûstan’ı/ Anlar o zaman nedir cihanı.” Ziya Paşa bu uzun şiirde Sadi’ye ilişkin gerçekten değerli tespitler yapar. Gü- nümüz diliyle şöyle der: “Sadi’nin her bir sözü seç- kin bir inci, her beyti edep hazinesidir. Amaç bir eserden genel bir fayda elde etmekse, bu muteber şiirden vazgeç- me./ Sadi’yi baştan başa oku, nasıl kasideler yazdığını gör. Sözlerini incele, onda yalan bulabilir misin?/ Yazdığı eşsiz şiirler, kaside değil, hep nasihattir. Övdüğü kişileri hep iyi ve yararlı işlere sevk eder, bütün sözleri de bu şekildedir./ Muhatabın adaletini sevabıyla söyler, yaptığı zulmün azabını da söyler. Dervişin padişaha nasihat etmesi…O asra göre nasl bir cesarettir bu?/ Elbette insan böyle pervasız olmalı, yüze gülerek gerçekleri gizle- mek yoluna gitmemeli.” 1 Millî Şairimiz Mehmed Âkif Ersoy¸ Sadi’den bah- sederken “Azim” şiirinin başında, “Hem dil, hem de bulduğu konular itibariyle, Fars şairlerinin en büyüğü” olarak gördüğü Sadi’yi¸ “ Bi- zim Şark’ımızın rûh-i kemâli ” şeklinde yorumlar ve onu, “ Üstad-ı İrfan ” diyerek anar. Sadi’nin tesiri sadece Fars edebiyatıyla sınırlı kalmamış, Türk ve Urdu edebiyatlarının yanı sıra Fransız edebiya- tı başta olmak üzere Batı dünyasında da önemli izler bırakmıştır. Gülistan’ın ilk kısmî tercümesi, Osmanlı nezdindeki Fransız diplomat André du Ryer tarafından 1634 yılında yapılmıştır. Gülistan’ın yarısının tercü- mesini içeren ve 166 sayfa olan bu eser, “ Gülistan ya da Güller İmparatorluğu, Türk ve Fars Şairlerinin Prensi Sadi Tarafından Yazılmıştır ” ismini taşımaktadır. Batılı bir yazar bu tercümeyi, “ Belki de İslâm dünyası üzerine açık ve sempatik ilk pencere ” olarak nitelendirmektedir. Daha sonra 1651’de Geoge Gentz, Gülistan’ın Lâtince bir tercümesini yayınlamıştır. 1654’de ise Adam Oelsc- hlager tarafından Almanca çevirisi yayınlanmıştır. İtalyanca’ya ilk tercümesi ise >>“İnsanlar (Âdemoğulları) bir bedenin organları gibi- dir/ Çünkü hepsi aynı özden yaratılmışlardır/ Bedenin bir organı hastalanırsa/ Diğerleri de rahatsız olur/ Başkalarının sıkıntıları, sana da sıkıntı ver- miyorsa eğer/ İnsan denilmeye lâyık değilsin sen.”  Bu şiirin İngilizce tercü- mesi, New York’taki Birleş- miş Milletler binasının giri- şinde yer almaktadır. Ayrıca iki beytine İran’da, yeni 100 bin riyal banknotunun üze- rinde yer verilmiştir. Bu vesile ile bu büyük şair ve bilge düşünür, hem ülke, hem dünya gündemine kısa süre için de olsa girmiş ve hatırlanmış oldu. Oysa Sadi, eskimeyen düşüncesi, örnek şahsiyeti ve derin bilgeliğiyle dünyanın ve insanlığın her zamankinden daha fazla tanımaya ve istifadeye ihtiyaç duyduğu ve hep gündemde olması gereken bir zirve isimdir. Bu nedenle yazımda, Sadi’yi günümüz için özel- likle önemli kılan yönleriyle ele almayı istedim. Evrensel bir bilge vedüşünür Sadi (1210-1292), Mevlâna ile aynı çağda, in- sanı ve adaleti düşüncesinin merkezi yapmış, yine ev- rensel düzeyde tanınmış bir İslâm düşünürü ve bilgesidir. Sadi’nin eserlerinin bireyler ve toplumlar için eğitici, öğ- retici, yol gösterici ve ilham verici niteliği, aradan geçen yaklaşık sekiz asra rağmen tüm tazeliğiyle devam et- mektedir. “Bostan” ile “Gülistan”, İslâm Medeniyeti ve Doğu düşüncesi kadar, insanlık

RkJQdWJsaXNoZXIy NTkwNDg0