Background Image
Previous Page  8 / 116 Next Page
Information
Show Menu
Previous Page 8 / 116 Next Page
Page Background

6

eylül

2015

Kapak

haber

ajanda’dan

Seçmene

“Tek

adam değil, Lider!”

algısını güncelle-

mek ve ortamın

naifliği ile iki ay

gibi kısa sürede

algıyı berraklaştır-

mak riskli görülü-

yor. Onun yerine

“Cumhur, Başkanı

ile lider!” gibi, millî

iradeyi başkanıyla

özdeşleştirecek

kampanyalar

yapmak daha

yerinde olacaktır.

Kuşkusuz bu bir

cumhurbaşkanı

seçimi olmadı-

ğından, buradaki

vurgu Sayın

Erdoğan’a yönelik

hamlelere cevap

niteliğindedir.

Değilse, Hükümet-

Başbakan seçimi

noktasında yapı-

lacak ve bu kıs-

kacı kıracak ana

hamle, “Millî irade

konuşuyor, istik-

rar devam ediyor!”

içerikli, her şehir-

de her kesimle

istişarelerin/anket-

lerin yapılmasıdır.

Özellikle gençlere

yönelik çalışmalar

ön plana çıkarıl-

malıdır. “İstikrar

için Türkiye genç-

leşiyor!” eksenli

gençlik hareketleri

örgütlenmelidir.

Tekrar seçim:

>> Kuşkusuz vatandaş-

tan sadece seçim günü

sandığa gitmesi dışında

ülkesi ile ilgili meselelere

duyarlı olması, katılım

göstermesi, katkıda

bulunması ve hatta do-

ğal paydaş olarak eşlik

etmesi istenir. Devlet,

millet, bayrak ve vatan

sevgisi, demokratikleşme,

İslâm ahlakı ve yurttaşlık

sorumluluğu, bu talebin

yükümlülük unsurlarıdır.

Peki, vatandaş ne diyor?

İlginçtir; vatandaşın ne

dediği, hatta ne demediği

noktasındaki neredeyse

tek ölçü “seçimmate-

matiği” oluyor. Yani parti

tercihleri, oy oranları,

seçime katılımyüzdeliği

ve belki nadiren halk/par-

ti yürüyüşleri… Hatta AK

Parti iktidarı dönemine

kadar siyasî mitinglerin

bile ölçü olmadığı, büyük

kalabalıklar tarafından

dinlenen partilerin, onları

dinlemeye gelenlerin

oyunu alamadıkları bilin-

mektedir.

Gerek vatandaşın

seçmen dışındaki yüküm-

lülükleri, gerekse seçim

matematiği dışında ülke-

nin geleceğini belirleyen

unsurların ve olguların

tespit ve yönetilmesi,

maalesef kamuoyunun

gündemine çok az gelmiş-

tir. Milyonlarca köşe yazı-

sı, yüz binlerce konferans

ve on binlerce akademik

çalışma, bu gündemi ülke-

nin geleceğini etkileyecek

ölçekte gündem kılama-

mıştır. Hatta bu gündemin

oluşturulamaması üze-

rine bir o kadar çalışma

yürütülmüştür.

Nitekim 7 Haziran

seçimleri ve sonrasında

yaşananların tekrar se-

çimle sonuçlanması bize

bir gerçeği hatırlatıyor:

Bu sefer yol ayrımında

olandevlet veya parti-

ler değil, bizzat seçmen-

dir!

Seçmen, kendi geleceği-

nin referandumuna gidi-

yor. Bu referandumda iki

önemli konu var:

Başkan-

lık sistemi ve Kürt(lerin)

meselesi...

Peki, seçmen, 7 Haziran

seçimlerine giderken

hangi bilinç, tercih, gün-

dem, hayal, hedef içinde

oy kullandı? Daha açık

soralım: Seçmenin ülkesi

için “seçmen beklentileri”

dışında bir hayali var

mıydı?

Örneğin tipik seçmen

davranışını belirleyen

“ekonomik durum”, “gü-

venli hayat” ve “devletin

varlığı” konularında “kriz”

yaşanmadığı halde, hatta

bu konularda AK Parti’nin

istikrarı sağlayan başarısı

ortada iken, seçmen AK

Parti’ye verdiği destekten

yüzde 10 gibi ciddi bir

payı geri aldı. Yani AK

Parti’yi hem “uyardı”, hem

de sonuçları itibari ile

“azar”lamış oldu. Neden?!

İşte bu “Neden?” soru-

suna cevap olacak “niçin”i

bulmak bir marifet ve bu

öncelikle AK Parti’nin,

çözmesi gereken bir

soru(n) olarak 1 Kasım

seçimleri öncesi “Acil!”

koduyla önünde duruyor.

AK Parti bunun cevabını

iki yerde arayabilir:

Seç-

men ve teşkilât…

Seçmene gidilse… Seç-

menin kafası karışık ve

daha tehlikelisi AK Parti

ile arasındaki politik dil

ilişkisi en düşük seviyede

yürüyor. Seçmen kafasın-

daki AK Parti’nin yerinde

kayma var. İster bu fay

Seçmenyol ayrımında

B

İR

seçmenin “ekonomik durum”, “güvenli hayat” ve “devletin varlığı”

dışında bir şeyle ilgilenmeden siyâsî tercihte bulunmasını “anlaşılır”

bulabiliriz. Hatta bu üç konuda bir risk görmediği sürecemevcut iktidarı

desteklemesini de “seçimzaferinin ana sebebi” başlığı altında gerekçe-

lendirebiliriz. Ancak acaba bir vatandaşın ülkesine karşı tek sorumlulu-

ğu ve ufuk çizgisi “seçmen” rolünü “oy”namak veya ”oy”lamakmıdır?!