Background Image
Previous Page  11 / 116 Next Page
Information
Show Menu
Previous Page 11 / 116 Next Page
Page Background

9

eylül

2015

Kürt(lerin) meselesindeki yol

ayrımını fark etmesi ve devle-

tin yanında olmanın ancak “tek

başına istikrar” ile mümkün

olduğunu görmesi -veya seç-

mene bunun gösterilmesi-…

Tüm bunlar bir gerçeğe işa-

ret ediyor: Seçmen, devletin

yanında olduğunu göstermek

durumunda! Bunun için “Tek

başına iktidar! PKK ile mü-

cadelede istikrar!” tercihini

yapmak durumunda. HDP’ye

oy verenlerin de artık özgürlük

savaşlarını devlete karşı değil,

PKK’ya karşı vermek durumun-

da olduklarını fark etmeleri

gerekiyor. Aksi halde PKK-HDP

ilişkisi bir seçmen tercihi değil,

devletin güvenlik meselesi

olmaya devam eder.

Çok açıktır ki, PKK ile ilişkisi-

ni kesmeyen Kürt(lerin) -hangi

mesele olursa olsun- tutumları

bir “devlet güvenliği” sorunu

olarak ele alınmak durumun-

dadır. Çünkü devletin güvenliği

meselesinden önce Kürt(lerin)

meselesi noktasında duyulan

ihtiyaçların ve sıkıntıların çoğu

AK Parti döneminde gideril-

miştir.

Daha açık söyleyelim: PKK

terörü, 7 Haziran’dan sonra

artık PKK baskısı altında olan

Kürtlerinmeselesidir. PKK’ya

karşı özgürlük mücadelesi

verme cesareti olmayan ama

“Kürt” vurgusu üzerinden si-

yaset yapmak isteyenleri artık

ne millet, ne de devlet taşımak

zorundadır. Bunun için HDP’ye

tekrar oy verecek olanlar, PKK

ile ilişkilerini kesmek ve PKK’ya

karşı özgürlük mücadelesi ver-

mek amacıyla oy verdiklerini

fiilen ispatlamak durumunda-

dırlar. Değilse, “HDP eşittir PKK”

algısı devam edecek ve devle-

tin güvenlik tedbirleri artarak

sürecektir.

Dediğimiz gibi, “seçmenler

yol ayrımında”…

AKParti 1 Kasım’da

ne olur? Tarihmi,

hedefmi?

Tarihinden güç alan ve 2023

hedefinde bir ufku ve hayali

olan AK Parti’nin 1 Kasım se-

çimleri sonunda “tarih” olması,

yani ANAP gibi silinip gidecek

bir sürece girmesi söz konusu

olmaz. Ancak tek başına iktidar

olamazsa eğer, ardışık krizlere

girer ve büyük yaralar alır.

Tek başına iktidar olursa, es-

kisi gibi 2023 hedefi için gerekli

enerjiyi ve morali bulamayabi-

lir de... Çünkü başkanlık sistemi

ve Kürt meselesi noktasında

kafası karışmış seçmeni 2023

hedefine uygun hale getirmesi

-bilinç ve psikoloji olarak- zor-

laşmıştır. Yani çok ama çok

çalışılması gerekmektedir.

Peki, çok çalışması gereken AK

Parti’nin bu kritik yol ayrım-

larında iki ay gibi kısa bir süre

içinde süreci yönetmesi müm-

künmü? Mümkünse, bunu

sağlayacak imkân ve yöntem-

ler nelerdir? AK Parti’nin tarih

olmamak ve hedefine ulaşmak

için “Acil!” koduyla atması ge-

reken temel adımları aşağıdaki

şekilde sıralamak mümkün:

“Barış” ve “savaş” kıska-

cından çıkmak:

“Barış” ve

“savaş” kelimeleri ile başla-

yan her cümle, AK Parti’ye

yönelik algı operasyonunu

besler. Çünkü küresel

güçlerin ve ulusal Erdoğan

düşmanlarının ortak algı

sözlüğü bu kavramlar etra-

fında yürütülmektedir. İki

ay gibi kısa bir süre içinde

barışı maske olarak kullanan

ve “Dün ‘barış’ diyorlardı,

bugün ‘savaş’ diyorlar; çünkü

iktidarı kaybettiler” kara

propagandasını göstermek

zorlaşmıştır. Çünkü aynı pan-

kartı CHP-MHP-HDP-Paralel

Yapı-Doğan Medya- küresel

güçler ve diğerleri ortak

kampanya haline getirmiştir.

Buna karşı dalgakıran görevi

görecek en gerçekçi çözüm,

“Tek başına iktidar! PKK ile

(veya terörle) mücadelede

istikrar!” sloganı/gündemi/

algısı oluşturmaktır.

“Liste” ve “Üç Dönem”

kıskacından çıkmak:

AK

Parti’nin iç dinamikleri ve

iç(ten) enerjisi noktasında,

7 Haziran seçimleri ve so-

nuçları sonrasında “Liste” ve

“Üç DönemKuralı” eksenli

beklenti ve eleştirilere çö-

züm bulmak veya cevap

anahtarı geliştirmek çok

risklidir. Bu, telafisi zor parti

içi kırılma ve ayrışmalara

sebep olabilir. Buna bir de kıl

payı iktidarı kaçırmak ekle-

nirse, o zaman uzak ihtimal

olan ANAP’laşma olasılığı

artar. Bu riski azaltmanın en

az yorucu yöntemi,

“Mesaj

alındı, istikrar korundu(veya

‘geliyor’)”

kampanyası ile

kaybedilmiş cepheleri “pilot

bölgeler-pilot isimler” strate-

jisiyle yeniden kazanmaktır.

Bu bağlamda, her ilde liste

değişimhesapları veya

küskünleri arttırma ihtimal-

leri yerine, mevcut oyun

korunduğunu düşünerek

gerekli 4-5 puanı almak için

hangi ilde, hangi isimle ve

hangi gündemle kazanım

elde edileceği noktasında

bir “cephe kritiği” yapılması

daha uygundur.

“Erdoğan” ve “TekAdam”

kıskacından çıkmak:

7

Haziran seçimlerindeki

gizli-açık en büyük strateji,

AK Parti’yi iktidardan indir-

mek ve eş zamanlı olarak

bunun “toplam sebep” tespiti

olarak Sayın Erdoğan’ı hedef

göstermekti. Birinci aşamada

bu sağlandı. Ancak bu hedefi

gözeten bloğun ilişkileri

“örümcek ağı” gibi olduğu

için, 7 Haziran sonrası süreci

yönetemediler. Nitekimyine

“Sebep Erdoğan!” taktiğine

dönerek Kasım seçimlerine

hazırlanıyorlar. Bu bağlamda

seçmene “Tek adamdeğil, Li-

der!” algısını güncellemek ve

ortamın naifliği ile iki ay gibi

kısa sürede algıyı berraklaş-

tırmak riskli görülüyor. Onun

yerine “Cumhur, Başkanı

ile lider!” gibi, millî iradeyi

başkanıyla özdeşleştirecek

kampanyalar yapmak daha

yerinde olacaktır. Kuşkusuz

bu bir Cumhurbaşkanı seçi-

mi olmadığından, buradaki

vurgu Sayın Erdoğan’a yö-

nelik hamlelere cevap niteli-

ğindedir. Değilse, Hükümet-

Başbakan seçimi noktasında

yapılacak ve bu kıskacı kıra-

cak ana hamle, “Millî irade

konuşuyor, istikrar devam

ediyor!” içerikli, her şehirde

her kesimle istişareler/an-

ketler yapılmasıdır. Özellikle

gençlere yönelik çalışmalar

ön plana çıkarılmalıdır.

“İstik-

rar için Türkiye gençleşiyor!”

eksenli gençlik hareketleri

örgütlenmelidir.

Sonuç olarak 1 Kasım seçim-

lerinde verilecek karar “istik-

rar” olduğu için, AK Parti bu yol

ayrımında “Karar: İstikrar!” ana

başlığı altında ve İSTİK(A)RAR

bilinçaltı oluşturacak çalışma-

lar yürütmelidir. Başka türlü

2023 tarihinden güç alan hedef

oldurulamaz!

1 Kasımneden “2023

Referandumu” olarak

görülmelidir?

Aslında başlıkta yer alan

sorunun ve hatta öngörünün

cevabı, tarihin içinde. Kasım

seçiminden sonra 2023’e 8 yıl

kalıyor. Yani sadece iki dönem…

Topu topu sekiz yıl... Kıskaç-

lardan çıkarak izah edilecek

kafa karışıklığına neden olan

polemiklerle veya önümüzdeki

sekiz yılı tüketecek gündem-

lerle bu süre geçilirse eğer, o

zaman büyük bir hayal kırıklığı

yaşanacak. Özellikle “2023

kuşağı” diyebileceğimiz genç-

ler, yani yeni kuşak, tüm olup

bitenlerden sonra hayal etmeyi

ve hedef belirlemeyi “politik

kampanya” diye algılayacaklar.

Ve belki de beklemediğimiz

beyin göçleri veya iç çatışmaya

teşne genç kuşaklarla karşılaşa-

biliriz. Yazık olur!

Kazanımlar kaybedildiğinde

sadece AK Parti değil, hepimiz

kaybetmiş olacağız. Türkiye’ye

umut bağlayan başta İslâm

dünyasındaki kardeşlerimiz

olmak üzere bizi seven herkes

kaybedecektir. AK Parti gibi

bir siyasî hareketi ve özellikle

dünya klasmanında liderlik

yapan Cumhurun Başkanı

Sayın Recep Tayyip Erdoğan

gibi bir lideri tekrar çıkarmak,

bu ülkenin yıllarını değil, on-

larca yılını ve kuşaklar arası

geçişi beklemeyi getirecektir.

Durmak, beklemek, zaten ağır

bedeller ödediğimiz vesayetçi

Eski Türkiye zihniyeti idi. Şimdi

biz kendimizi inkâr mı edelim?

AK Parti ile “istikrar”ı ve

istikrar ile kazanımları tatmış

bir millî irade, neden AK Parti’yi

cezalandırsın ki!? Ancak AK

Parti’ye “cezalandırması gere-

ken hatalar” hatırlatılabilir? AK

Parti bumesajı 7 Haziran’da

almıştır ve gereğini yapacaktır.

Ancak AK Parti içinde, millî ira-

deyi kendi cezalandıracak pro-

vokatörler ya da hırs yüzünden

aklı başında olmayanlar varsa,

doğrusu bu da AK Parti’nin ken-

di kıskacı olacaktır. O zaman

tek çözüm olarak, savaştan dö-

nenlerin nefisleri ile başlayan

büyük cihadı gibi, AK Parti de

şu sloganı kullanmalıdır:

“Yeni-

lendim, istikrarı istedim!”

Haber Ajanda