Background Image
Previous Page  10 / 116 Next Page
Information
Show Menu
Previous Page 10 / 116 Next Page
Page Background

8

eylül

2015

hattı kırıldığı için kayma olsun,

ister “AK Parti kendi ekse-

ninden kaydı” iddiası ile izah

edilsin, AK Parti’nin yerinde bir

kayma var.

Teşkilâta gidilse… Teşkilât,

seçmen-AK Parti arasındaki

kaymanın farkında değil. Yaşa-

nan oy kaybını “Tepki oylarıdır,

konjonktüreldir” gibi tuhaf

“politik avunma” sözlüğü içinde

yorumlamakta ısrarlı.

Kuşkusuz AK Parti’nin ve

onun ruhundaki “Millî İrade

Hareketi”nin lideri ve Cumhu-

run Başkanı Sayın Recep Tay-

yip Erdoğan’ın liderliğine ilişkin

oluşturulmak istenen “Erdoğan

misyonu tamamlanmıştır”.

Etrafındaki telkinlerden de seç-

men ciddi düzeyde etkilenmiş

görülüyor. Özellikle Sayın Ab-

dullah Gül’ün politik pozisyon

alış dili ve özelde Sayın Ahmet

Davutoğlu’nun tarihî rolünü

farklı yerlere çekme gayretinde

olanların seçmene ve Sayın

Davutoğlu’na telkinleri netice-

sinde ortaya çıkan teşkilattâki

rota ihtimalleri, adeta hem

seçmenin, hemde AK Parti’nin

2023 hedefine yönelik bir “sis”

perdesi oluşturmakta. Daha

tehlikelisi ise şu: Rota ihtimal-

leri çeşitlenmekte… Bu, hayra

alamet bir gidiş değil!

Çünkü 1 Kasım seçimlerinin

sonunda yol ayrımında olan

seçmen hangi yola niçin gir-

diğini bilmeden girebilir. Bu

kafası karışık ve yol şaşkını

seçmen profili hem seçmene,

hemülkeye haksızlıktır. Bu riski

azaltacak tek yol var: Seçmene

yol ayrımında olduğunu anlat-

mak…

Bu anlatımın iki ana başlığı

var: Birinci yol ayrımı:

Parla-

menter sistemmi, yoksa başkan-

lık sistemi mi?

İkinci yol ayrımı:

PKK devletin mi, yoksa Kürtlerin

mi sorunudur?

Seçmene başkanlık sistemi

anlatılmadı. 2004 yılından beri

başkanlık sistemini savunan

Sayın Erdoğan’ın tüm gündem

ısrarına rağmen neden on yıldır

bu sistemin seçmen düzeyinde

örgütlenerek anlatılmadığına

dair soru işareti, başlı başına

bir araştırma konusudur. Hatta

“Erdoğan başkan olamadığı

için bunları yaşıyoruz!” algısı

oluşturanlar gündemi belir-

lerlerken, 1 Kasım seçimlerine

başkanlık sistemini anlatarak

gitmenin ne zamanı, ne de yeri

kaldı. Dolayısıyla “Seçmen

katılımı ile başkanlık sistemine

geçiş süreci zamana yayıldı”

diyebiliriz.

Ancak -sistem tartışmasına

Kapak

haber

ajanda

girmeden- “Tek başına iktidar”

düşüncesi üzerine istikrar an-

latılabilir ve tecrübeli seçmen

buna sıcak tepki verip tekrar

AK Parti’yi tek başına iktidar

yapabilir. Bunun için şartlar

uygun, ancak bir istisna dışın-

da: HDP’ye rağmen gerekli oy

alınabilecek mi?

Hatırlayacağımız gibi AK

Parti iktidarı düşük oy aldığı

için değil, seçim sisteminden

kaynaklanan sebeplerle HDP

barajı geçtiği için yüzde 42 oy

almasına rağmen hükümeti

kuramadı. Bu nedenle ya

HDP’nin barajın altında kalması

gerekiyor ya da AK Parti’nin

-HDP aynı oyu alsa bile- en az

4 puanlık oy arttırması gereki-

yor. Bu oy arttırımı birinci yol

ayrımı nedeniyle artık gerçek-

leşemeyeceğine göre geriye

tek seçenek kalıyor: Seçmenin

AK Parti içinde, millî iradeyi kendi cezalandıracak provoka-

törler ya da hırs yüzünden aklı başında olmayanlar varsa,

doğrusu bu da AK Parti’nin kendi kıskacı olacaktır. O zaman

tek çözüm olarak, savaştan dönenlerin nefisleri ile başla-

yan büyük cihadı gibi, AK Parti de şu sloganı kullanmalıdır:

“Yenilendim, istikrarı istedim!”

“Barış” ve “savaş” kelimeleri ile başlayan her cümle, AK Parti’ye yönelik algı

operasyonunu besler. Çünkü küresel güçlerin ve ulusal Erdoğan düşmanla-

rının ortak algı sözlüğü bu kavramlar etrafında yürütülmektedir. İki ay gibi

kısa bir süre içinde barışı maske olarak kullanan ve “Dün ‘barış’ diyorlardı,

bugün ‘savaş’ diyorlar; çünkü iktidarı kaybettiler!” kara propagandasını

göstermek zorlaşmıştır. Çünkü aynı pankartı CHP-MHP-HDP-Paralel Yapı-

Doğan Medya- küresel güçler ve diğerleri ortak kampanya haline getirmiş-

tir. Buna karşı dalgakıran görevi görecek en gerçekçi çözüm, “Tek başına

iktidar! PKK ile (veya terörle) mücadelede istikrar!” sloganı/gündemi/algısı

oluşturmaktır.