Background Image
Previous Page  8 / 116 Next Page
Information
Show Menu
Previous Page 8 / 116 Next Page
Page Background

6

temmuz

2015

OKUYUCU

PLATFORMU

Okuyucu

Platformu

>> Sayın Nadir Pulat’ın,

Zonguldak’ın sözü geçen

CHP’li ileri gelen insanları olan

ve başta Başkent Üniversitesi

kurucusu olan Prof. Mehmet

Haberal’ın babası olmak üzere

konukları toplanmış, konuş-

maktalar. Onlar hararetle konu

üzerinde mütaalalarına devam

ederlerken Sayın Nadir Pulat

Bey’e meslekî bir konu danış-

mak için içeriye girdim. Konu

Cennet Mekân Sultan Abdul-

hamit olunca ilgimi çekti; hem

konuyu bölmek istemedim,

hem de konu hakkında fikir-

lerinin neler olduğunu öğren-

mek için dinlemeye koyuldum.

Konuya yeterince vâkıf

olduktan sonra “Ben de

aranıza katılabilir miyim?”

dediğimde merhum Nadir

Pulat “Tabiî ki… Buyur!” dedi.

Daha önceden yeterince

hazırlıklı olduğum için konuk-

ların Sultan Abdulhamit’le

ilgili ileri sürdükleri konuların

hepsine ayrı ayrı cevaplarını

verdiğimde ilave söz söyleyen

çıkmamıştı.

O dönem, üniversiteyi yeni

bitirdiğim yıllardı ve en fazla

ilgimi çelen konu da Sultan

Abdülhamit Han’dı. Onu ve

dönemini bilmeden günümüzü

anlamanın mümkün olmayaca-

ğı kanaatinde idim. Piyasada

ne kadar Abdulhamit Han’la

ilgili kitap varsa tamamını alıp

okumuştum. Bu kitaplar için-

de sadece bir tanesini yarım

bıraktığımı hatırlıyorum. O da

Orhan Koloğlu’nun “Abdülha-

mit Gerçeği” adlı kitabı idi. Söz

konusu kitabı yarım bırak-

mamın sebebi ise, kitapta hiç

alakası yokken bazı insanların

Masonluğu öven yazılarının

kitaba dâhil edilmesi idi. Ki-

tapta bir bahane uydurup bazı

insanlara Masonluğu övdür-

menin bir sebebi olmalıydı. O

zaman bende oluşan kanaat,

Sayın Koloğlu’nun Mason

olduğu, ancak kendisinin bunu

açıklamaktansa başkalarına

Masonluğu övdürerek görevini

ifa ettiği şeklinde idi. Bu his,

aradan çeyrek asır geçtikten

sonra bir gün televizyonda

Sayın Orhan Koloğlu’nun bir

programda “Ben Masonum”

itirafını kulaklarımla duyunca-

ya kadar devam etmişti. Yani

1996 yılındaki varsayımım

gerçekleşmiş oluyordu. Şükür,

yanılmamışım. Çok bilindik bir

Mason taktiğidir “kendini ve

davasını başkalarına övdürüp

rakiplerini başkalarına döv-

dürmek”. Sayın Koloğlu da

kitabında bunu yapıyordu.

Ahlaksız teklif

Sayın Ahmet Sever’in

“Abdullah Gül ile 12 Yıl” kitabı

piyasaya çıkınca, nedendir

bilinmez, birdenbire aklıma

çeyrek asır önceki bu anek-

dot geliverdi. Sayın Sever’in

kitabının oluşturduğu ortam,

buna benzer bir ortam duru-

muydu. Sayın Sever’in kitabın-

da, Sayın 11. Cumhurbaşkanı

Abdullah Gül’e güzellemeler,

Sayın Cumhurbaşkanımız -o

zamanki Başbakanımız- Recep

Tayyip Erdoğan’a ise hücum

etmeler mevcut. Sayın Gül,

kitap piyasaya çıktıktan sonra

belli bir süre kitaba sessiz

kalmayı tercih etti.

Sayın Sever kitabın, “Gül

tarafından onaylanıp onaylan-

madığına ilişkin sorular” için

Hürriyet’e verdiği söyleşide,

“Abdullah Gül ile 12 Yıl bugün

raflarda! Gül bu kitabı okudu

ve onayladı. Aslında birkaç

hafta önce yayımlanacaktı.

Ama son anda müdahale

ederek seçimden sonraya bı-

rakılmasını rica etti” demesine

rağmen, Sayın Abdullah Gül

de Ahmet Sever’in kitabıyla

ilgili olarak, “İnancımda, dünya

görüşümde sansüre, baskıya

yer yok. Kitabı benim yazdı-

ğım algısı oluşturulmak isteni-

yor. Kitabın yazımına herhangi

bir dahlim olmadı. Kitabın

yazılmasına sıcak bakmadığımı

kendisine söyledim!” demek-

tedir. Artık neye inanacağınıza

siz karar vereceksiniz!

Bir Müddet sonra ise

Sayın Fehmi Koru’nun Sayın

Abdullah Gül için, “Kendiliğin-

den ‘Genel Başkan olacağım,

Başbakanlığı elde edeceğim’

gibi bir çabanın, böyle bir

mücadelenin içinde Abdullah

Gül’ü hiçbir zaman görmeye-

ceğiz. Abdullah Gül’ün yeniden

siyasete dönmesi, ancak AK

Parti’nin ona ihtiyaç duydu-

ğunu en belirgin ve kuvvetli

şekilde ifade etmesi ile olur”

diyor. Ancak Sayın Koru bu

fikirlerini hiç de Abdullah

Gül’e ihtiyaç olmadığı ve hiç

gereği olmadığı bir zamanda,

onun avukatlığına soyunarak

yapıyor.

Yine Sayın Fehmi Koru,

“Bence Erdoğan Saray’ı muha-

liflerinin şart koşması olmasa

bile kendisi vermelidir. Bu geri

adım değil. Başkanlık sistemi

gündemden kalktı, saray deni-

len yerin de yapılma amacına

Damatadayı

S

ENE

1986, yer Zonguldak…Büro, 12Eylül 1980öncesi Zongul-

dakBelediyeBaşkanlarındanmerhumNadir PulatBey’inmali

müşavirlikbürosuvekonudaOsmanlı İmparatorluğu’nu33yıl

ayakta tutan “SultanAbdülhamitHan”.

uygun olarak Başbakanlık

tesisine dönüşmesinde yarar

vardır” dedi. Sayın Koru’nun

bu ve benzeri bazı “onur kırıcı

ve ahlaksız teklifleri” içeren

yazıları yayınlanıyor.

Bu arada AK Parti görü-

nümlü paralel bir arkadaşım-

dan AK Parti’de 2002 ruhuna

geri dönülmesi gerektiği ve

Sayın Abdullah Gül, Sayın

Hüseyin Çelik ve bazı üç

dönem kuralına takılarak

Meclis dışında kalan eski ba-

kanların adlarını vererek Sayın

Davutoğlu’nun gideceğini,

Sayın Gül’ün yeniden partinin

başına geçeceğini duydum.

Ardından çok da zaman

geçmeden eski Milli Eğitim

Bakanı Sayın Hüseyin Çelik,

“Abdullah Gül’le yaptığım

görüşmeler sonrası konu-

şuyorum; Abdullah Gül’e bu

parti, günün birinde ‘Size

şurada görev düşüyor’ diye

bir uzlaşmayla bir davet söz

konusu olduğunda, Sayın

Gül ‘Ben yokum’ demez. Ama

bugün için böyle bir şey söz

konusu değildir. Ama Sayın

Gül üç dönemliklerle parti

kuracak, aday olacak diye bir

şey söz konusu olmaz. Ben

kendi açıklamaları üzerine

bunu söylüyorum. Bir davet

söz konusu olursa gelir” diyor.

Böyle netameli bir ortamda

hem “Ama bugün için böyle

bir şey söz konusu değildir”

diyeceksiniz, hem de içeriden

ve dışarıdan yoğun saldırılara

maruz kalındığı bugünlerde

bunu gündeme getirmek için

Sayın Abdullah Gül’ün avukat-

lığına soyunacaksınız…

Bir Şenol Güneş

vakıası: Paralel

yapı bu açıklama-

lar yapılmadan,

konuşulacağını ne-

reden biliyor?