Background Image
Previous Page  12 / 116 Next Page
Information
Show Menu
Previous Page 12 / 116 Next Page
Page Background

10

temmuz

2015

>>Dört siyasî partinin dördün-

den de aday çıktı çıkmasına da,

mesela içlerinden iki veya daha

fazla aday çıkan tek parti dahi

olmadı. Aslında belki bu olabilirdi,

ancak konjonktür müsait değildi(!).

Hatta birden çok adayın aslında

söz konusumakama çıkmak is-

tediğini ve bunun doğrudan parti

merkezlerince, hatta liderlerince

imkânsız kılındığını da rahatlıkla

söylemekmümkün.

Bu durumu açıkça göstermek

içinMHP Genel Başkanı Devlet

Bahçeli’nin kulislerde dolaşan

“MHP’nin adayı Meral Akşener

olabilir” söylentisini bir bıçak gibi

keserek “Demek ki o arkadaşı aday

göstermeyeceğiz” şeklindeki çıkı-

şını önümüze koyabiliriz. Yalnız o

gün Akşener’in bırakın adaylığını,

isminin bile zikredilmeyeceğini

sert bir ihtarla açıklayan Bahçeli,

acaba kulislerde başkaMHP’li

isimler de konuşulurken neden

“Akşener” üzerinde durmuş ve

kimleremesaj vermek istemişti!?

“Seçim” denen organizasyonun

son yıllarda tamamen hesaba da-

yalı yürütülmesi ilginç. Hele liya-

katin nede arandığını bilmeyen gü-

ruhlar varsa hem ilginç, hemzor.

Öyle ya, seçimhususunda adayın

adaylığını açıklaması yerine par-

tinin aday göstereceği ismi açıkla-

ması, tamanlamıyla bir demokrasi

ayıbı. Meclis önünde eski tüfekleri

darp etmekten tutun da en son 10

Ağustos 2014 Cumhurbaşkanlığı

Seçimi öncesi dâhil birçok bu tip

örnekle sürüsüne bereket (!) bir

ayıplar silsilemiz var.

Dedik ya, MHP’li Ömer İzgi’den

beridir hesap kitapla yürüyen ve

maalesef makamların ciddiyetine

rağmen hiç ciddi yürütülemeyen

Meclis seçimleri söz konusu.

Zira DSP’ye Başbakanlıkmaka-

mını veren Anasol-Mhükümeti,

MHP’ye de buna karşılıkMeclis

Başkanlığı’nı vermişti. Daha sonra

AK Parti’nin hükümet ettiği ül-

kemizinMeclis başkanları da AK

Partili olacaklardı, ama nedense

yine bu düşünceMeclis’te yaşıyor

haldeydi.

Adına “Meclis seçimleri” de-

diğimize bakmayın, “Meclis’teki

seçimlerin” hepsi böyleydi. Ahmet

Necdet Sezer’in Cumhurbaşkanı

seçildiği Meclis oylamasından

tutun da Abdullah Gül’ün birinci

ve ikinci defa Cumhurbaşkanı

seçildiği oylama, Köksal Toptan’ın

aday gösterildiği süreç ve TBMM

Başkanı seçilmesi, ikinci Cemil

Çiçek dönemi öncesi –tamda Gezi

provokasyonları sırasında- Prof.

Dr. Burhan Kuzu’nun sitemederek

TBMMBaşkanlığı adaylığından

geri çekilmesi gibi önemli süreç

ve dönemeçlerle yürütüldü

Meclis’teki seçimler.

AK Parti’nin 258, CHP’nin 132,

MHP ve HDP’nin 80’er milletvekili-

ne sahip olduğuMeclis’te ilk seçim

dönemecinin nasıl geçileceği

ortadaydı. Partilerin ortak hesabı

7

HAZİRAN 2015

Genel Seçimleri’nin ardın-

dan şekillenen Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin

ilk görevi, yeni yasama döneminde Meclis

Başkanlığı makamına oturacak ismi belirlemekti. Bu

önemli görev için Meclis’e girebilen dört siyasî parti-

nin dördünden de aday çıktı.

şuydu: “Dördüncü tura çıkamaz-

samşöyle hareket eder, diğerlerini

suçlarım…”

Bu noktada kafası tek rahat olan

parti, AK Parti’ydi. Ancak CHP, MHP

ve HDP’nin birbirlerine karşı nasıl

tavır takınacağı her ne kadar MHP

açısından belli olsa da özellikle

CHP açısından tıkanık görünüyor-

du.

Abdullah Gül’ün ikinci kez

Cumhurbaşkanı seçildiği ve bu kez

iptal edilmeyerek onandığı Meclis

oylamasındaMHP, erken seçimle

yenidenMeclis’e girebilen yeni

parti olarakmilletin önüne kaos ge-

tirmekten kaçınmış ve Sabahattin

Çakmaklı ile girdiği seçimde tıpkı

bugünküMeclis Başkanlığı seçimi

gibi üst turda çekimser oy kullana-

rak bir demokrasi alternatifi üret-

mişti. Ekmeleddin İhsanoğlu ismi,

son Cumhurbaşkanlığı seçiminde

yenilmiş bir isimolsa daMHP

yönetimince (liderince) değerli

olduğunu yeniden gösterdi.

Ancak CHP öyle büyük girdap-

lara tutulmuştu ki ne yapacağını

bilemez haldeydi. Geçici Meclis

Başkanlığı görevini en yaşlı üye

sıfatıyla yürüten Deniz Baykal’ın

Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafın-

dan davet edilmesi ve iki saati aşan

görüşmenin niteliği, CHP Genel

Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu

belli ki çok tedirgin etmişti. Po-

litikayı “terfi ile pasifize etmek”

strateji çerçevesinde öğrenen

Kılıçdaroğlu’nun ilk hamlesi,

Baykal’ı CHP’ninMeclis Başkanı

adayı yapmak oldu. Baykal da

bunu kabul edecekti. Çünkü onun

siyaset terbiyesi bunu gerektire-

cekti. Nitekimyenilen, demokratik

anlamda parti değil, aday olacaktı.

Yine 10Ağustos 2014 Cum-

hurbaşkanlığı Seçimi’nde

Cumhurbaşkanlığı’na aday olan

AYIN

OLAYI

Ayın

Olayları

Haber Ajanda

“Sivil başkan”:

Türkiye’nin kaderi

Eski Milli Savunma Bakanımız İsmet Yılmaz’ı TBMM Meclis Başkanlığı’na seçilme-

sinden dolayı tebrik ediyoruz. Meclis Başkanlık Divanı da 18 üyesiyle hazır! Şimdi

koalisyon görüşmelerinden çıkacak neticeyi bekleyeceğiz. Acaba dört parti bir ara-

ya gelip bir koalisyon hükümeti kurabilir mi(!)? Sanırım o hükümetin yapacağı tek

icra, “erken seçim” olacaktır…