91
mart
2014
Hedef, Rusya’nın “yakın
çevre politikası”mı?
Fakat bu süreçte hem Rusya kanadı,
hem de Batı, daha temkinli ve soğukkanlı
bir tutum sergilemeyi yeğlemekte ve krizin
aktif ” bir parçası olmaktan uzak durmaya
gayret etmekteydiler. NATO, Avrupa Bir-
liği ve Amerika Birleşik Devletleri’nin ül-
kedeki şiddet olaylarını sadece kınaması ve
taraflara diyalog çağrısında bulunması da
bu kapsamda değerlendirilmekteydi.
Diğer taraftan krizin daha da tırmana-
cağına yönelik sinyaller alınmaya devam
ediyordu. Örneğin İsveç Dışişleri Bakanı
Bildt, “Yanukoviç elini kana buladı. Tüm
sorumluluk Cumhurbaşkanının üzerinde”
derken, Polonya Başbakanı Tusk ise “Po-
lonya, Ukrayna’dan gelebilecek göçmenlere
kapılarını açmaya hazır” açıklamasında bu-
lunuyordu. Bu ifade, Ukrayna krizinin çok
daha farklı bir mahiyet alabileceğine işaret
ediyordu ama görülmedi.
Nitekim bir süre sonra “Meydan darbe-
si” kontrolden çıkmaya başladı ve Kiev’de
hükümet karşıtlarıyla güvenlik güçleri ara-
sında çıkan çatışmalarda 100’ün üzerinde
insan hayatını kaybetti. Hükümetin 28
Ocak’taki istifası gerginliği azaltmadı. Yeni
hedef olarak Devlet Başkanı Viktor Yanu-
koviç ön plana çıkartıldı ve amaçlarına da
ulaştılar. Bir diğer ifadeyle, Batı istediğine
ulaşırken, Rusya bir kez daha meydanda
kaybetti.
Fakat bu istifa ile birlikte asıl büyük
kriz patlak verdi. Ukrayna’daki gelişmeleri
en başından itibaren meşru bir hükümete
yönelik organize bir eylem olarak gören
ve süreci bir meydan darbesi olarak değer-
lendiren Rusya, bu oldubittiye karşı kendi
cezalandırıcı yöntemini” devreye soktu ve
hepimizin bildiği Kırım krizi patlak verdi.
Dolayısıyla Rusya ve Batı, bir kez daha
Kırım üzerinden karşı karşıya gelmiş du-
rumda. Kriz her ne kadar Rusya’nın ini-
siyatifinde bir kararlılık ve tepki gösterisi
olarak başlamış olsa da, süreç çok farklı bir
şekilde de neticelenebilir. Ne de olsa tarih-
sel döngü bir kez daha iş başında.
Rusya’nınKaradeniz’deki
kırmızı çizgisi: Kırım
Peki, Rusya, başta ABD olmak üzere,
Batı’nın Ukrayna topraklarına yönelik
askerî bir müdahaleyi cevapsız bırakma-
yacağı yönündeki açıklamasına rağmen
neden krizi tırmandırmakta ısrarlı?
Öncelikle Rusya, “Meydan darbesi” son-
rası başka bir enstrümanın bölgede Batı
ilerleyişini durdurmayacağı kanaatinde.
İkinci neden ise, tamamen jeopolitik ve
jeostratejik gerekçelere dayanıyor. Mosko-
va açısından Ukrayna ve Kırım, Rusya’nın
güneye doğru politikası”nın ayrılmaz bir
parçası. Bundan dolayı aynen Gürcistan
örneğinde olduğu üzere, burada da her
türlü yönteme hazır olduğu mesajını veri-
yor. Bunun anlamı ise geleneksel “kaba güç
politikası” demek.
Rusya,Kırım’ıvebubağlamdaUkrayna’yı
gözden çıkardığı takdirde öncelikle
Karadeniz’i, sonra Baltıklar’dan Hazar’a
kadar uzanan geniş bir hat üzerindeki
tampon bölgeyi ve dolayısıyla da bölgesel
inisiyatifini, daha sonra Avrasya Birliği’ni
hedef alan Gümrük Birliği projesini, ayrıca
yakın çevresi ve bu bağlamda “güvenlik” ve
imparatorluğun yeniden ihyası” anlamına
gelen “yakın çevre politikası”nı kaybedece-
ğini ve en nihayetinde de enerji güvenliği
bağlamında (Avrupa’ya sevk edilen doğal-
gazın yaklaşık yüzde 67’sinin Ukrayna’dan
geçtiğini unutmamak gerekiyor) ciddi bir
zaafiyete uğrayacağını biliyor. Bu da orta
ve uzun vadede Rusya’nın iktisadî-malî
anlamda başlayan ve sonrasında siyasî ve
güvenlik bağlamında kendisini gösterecek
olan beka sorunu demek.
Bu hususta Rusya’nın tarihsel hafızası-
nın da devrede olduğunu göz ardı etme-
mek gerekiyor. Rusya, 19. yüzyılın ikinci
yarısında yaşanan Kırım Savaşı’nın bir
ikincisinin, sonuçları itibariyle bir kez
daha günümüzde sahnelenmeye çalışıldığı
kanaatinde ve buna da uzun bir zamandır
hazırlıklı. Bundan dolayı Rusya, Kırım
senaryosunu uzun bir zamandır elinde
tutuyor. Eğer Ukrayna’nın Aralık 2008’de
Gürcistan ile birlikte NATO üyeliği ger-
çekleşmiş olsaydı, bu kriz çok daha önce
başlamış olacaktı.
Birinci KırımSavaşı
O zaman, kısaca da olsa Kırım Savaşı’na
değinmekte fayda var. Hatırlanacağı üzere
Birinci Kırım Savaşı”, 1853-1856 tarihleri
arasında patlak verdi. Önce bir Osmanlı-
Rus gerilimi mazereti olan Kırım, bir süre
sonra Avrupa-Rusya çekişmesine dönüştü.
Savaşın temel nedeni, Rusya’nın o tarihe
kadar takip ettiği zayıf Osmanlı Devleti
üzerinde etki alanı kurma politikasından
vazgeçip, bu devleti yıkma politikası izle-
meye başlamasıydı.
Bu hedefini gerçekleştirebilmek için
kutsal yerler sorununu kullanan Çarlık
Rusyası, Osmanlı Devleti’nin Hıristiyan-
larca kutsal sayılan Kudüs ve çevresinde
Katolik ve Ortodokslara çeşitli ayrıcalıklar
tanımasının ardından bir adım daha ileri
atarak, ayrıcalıklar konusunda dünya ça-
pında Katoliklerin savunuculuğunu yapan
Fransa ile çatışmaya başlamış ve bir anlam-
da cephe genişletmişti.
Ardından “hasta adam” gözüyle baktığı
Osmanlı Devleti’ne ve onun bekasına son
vermek isteyen Rusya, İngiltere’ye mira-
sın paylaşılması teklifinde bulundu, ancak
Osmanlı Devleti’nin toprak bütünlüğünün
muhafazasından yana olan İngiltere, bu
teklifi kabul etmedi.
Bunun üzerine Rusya, tek başına hare-
kete geçerek Osmanlı Devleti’ne bir ittifak
teklifinde bulundu ve bu devletin sınırları
içinde yaşayan Ortodoksların koruyucu-
luğunun Rusya’ya bırakılmasını önerdi.
Osmanlı Devleti, İngilizlerin de desteğine
güvenerek Rus isteklerini reddetti ve bu ret
cevabı ile de birlikte Osmanlı-Rus Savaşı
başladı.
İngiltere, Fransa ve Piyemote-Sardinya’-
nın Osmanlı tarafında savaşa dâhil olma-
sıyla birlikte harp, Avrupalı devletlerin
Rusya’yı Avrupa ve Akdeniz dışında tut-
mak amacıyla verdiği bir savaşa dönüş-
müştü. Savaş, müttefik güçlerin zaferiyle
sonuçlandı ve Çarlık Rusyası bu yenilgi
sonrası uzun yıllar Batı’ya dönük ilerleme-
sine ara vermek zorunda kalarak yönünü
Doğu’ya doğru çevirip sömürge faaliyetle-
rine buralarda devam etti.
İkinci Küba Krizi”mi?
Dolayısıyla Rusya, bir kez daha “güne-
ye doğru politikası”nın sabote edilmesini
istemiyor ve elindeki tüm araçları, başta
nükleer kart olmak üzere sahaya sürmüş
durumda. Nitekim Rusya, Ukrayna-Kırım
merkezli krizde, ABD ile yaşanan restleş-
menin ardından, test amaçlı kıtalararası
bir balistik füze fırlatıldığını tüm dünyaya
duyurdu. “Topol” kıtalararası balistik fü-
zesinin güney şehirlerinden Astrahan’daki
Kapustin-Yar” poligonundan ateşlendiği
ve Kazakistan’ın “Sarı-Şagan” poligonun-
daki hedefi tam isabetle vurduğu ifade
edildi. Rusya’nın gözdağı elbette bunun-
la sınırlı değildi, Devlet Başkanı Putin’in
Başkomutan” sıfatıyla yönettiği askeri tat-
bikat da dikkatlerden kaçmadı.
Ruslar, her iki gelişme için, tüm dünyaya