7
mart
2014
Doç. Dr. Sinan Canan
topluluğa zarar verip yaptığınıza
pişman olmamak için o haberin
doğruluğunu araştırın”
mealin-
deki İlahi ikaza dikkat etmemiz
isteniyor (Hucurat-6). “Fasık”
terimi, “doğru yoldan sapmış”
yani görevini hakkıyla yapma-
yan, “işine yalan-tarafgirlik-
haset-hile vesair karıştıran” gibi
birçok tanımı içinde barındı-
racak şekilde “karnı oldukça
geniş” bir terim olduğu için,
bu ikazın dehşetini anlamak
istemiyoruz belki de...
Devir “vebal” devri
Bu günmanşetleri işgal eden
kavga, bir şekilde “iman etmiş”
yahut “iman etmiş olduğunu
dili ile ikrar eden” insanlar
arasındaymış gibi gözüküyor.
Dolayısıyla yukarıda sadece
iki tanesini örnek verdiğim
ikazlara doğrudanmuhatap
olanlar, aslında bu günkü suni
ve anlamsız kavganın tarafları.
Yukarılarda, üst düzeylerde
neler olduğunu bilmiyor ve
buna rağmen küçük dünya-
nızda bu kavgaya hatırı sayılır
bir yer ayırıyorsanız, büyük bir
hata içinde olduğunuzu bütün
Rahmani kıstaslara referans ile
gayet açıkça söyleyebilmemiz
mümkün.
Enmuhtemel hakikat şudur:
Bu gün, manşetlerden yürütü-
len bu kavgalarda taraf olmaya
ve tarafının hangisi olacağına
anında” karar vermiş olan her-
kes, büyük bir yalanı yaşıyor.
En dar kişisel dairenizdeki ilişki-
lerinizi etkileyenmanşetler ve
sizden ırak kaynaklardan gelen
havadisler hayatınızda önemli
bir yer tutmaya başlamışsa, asli
işinizi bırakıp, adi işerle meşgul
olmaya başladığınızdan emin
olabilirsiniz. Ülkenin tepesin-
deki “vesayet” kılıcının kısa bir
süre gözden yitmesi sonucunda
ülkedeki “inanan” insanların
gündemi ne hale getirdiğini
görünce, “Neye layıksanız öyle
yönetilirsiniz!” prensibinin haki-
katini bir kez daha, bir kez daha,
acı ve kederle anlıyoruz.
Siyasi analiz
isterseniz...
Siyaset, günlük söylemlerle
durumu idare etme sanatı;
oradan çok büyük bir hayır
veya hikmet beklemek aklın
doğasına aykırı. Bediüzzaman
Said-i Nursi, siyasetten Rabb’ine
sığınırken, bu açık gerçeği bütün
gerekçeleri ile eserlerinde
defaatle savunmuş bir isimdi.
Ama kendisine “hizmet hare-
keti” diyen bir hareketin “bazı”
mensuplarının bu kavgada aynı
bozuk ağız, aynı belden aşağı
taktikler, aynı “kapı dinleme”
cibilliyetsizliğini yöntem olarak
benimseyivermesi, sadece bu
gün değil, bizi yıllar boyu uzun
uzun düşündürmesi gereken
bir süreç olarak şimdiden zih-
nimizde yerini aldı. Akıl, ahlak,
adalet ve adap adeta buharlaştı;
varsa yoksa karşı tarafın gözü-
nü oyma hamlelerine kutsiyet
atfetmek kaldı. “Siyaset neden
bu kadar kirli?” diye soranlar,
siyasetten uzaklıklarını her
fırsatta beyan eden odakların
siyasete nasıl “bağırsakların-
dan” giriş yapmaya çalıştığını
da göz ardı etmezlerse, sorunun
cevabı izahtan gayet vareste
olur. “Toplumun vicdanı” olması
gerekenler “yellenirse”, siya-
setin de ortalığı böyle pisliğe
batırmasında garipsenecek bir
yan yoktur. Her şey karşılıklıdır
kısacası, melek ve şeytanların
savaşı değil izlediğimiz...
Netice-i kelam, ortadaki genel
iz’ansızlıktan rahatsızsanız,
muhtemelen doğru yerdesiniz.
Fakat sadece “karşı taraf”ın
iz’ansılığı sizi meşgul ediyorsa,
aklını bir yere teslim etmiş za-
vallılar arasındasınız. Bu dünya-
yı cehheneme çevirip, ardından
öbür tarafta” cennet bekleyen-
ler, çok büyük sürprizlere hazır
olmalılar. Zira bu dünya, ahire-
tin tarlasıdır ve nasıl yaşarsanız
öyle ölür, nasıl ölürseniz öyle
haşredilirsiniz… İman ediyor-
sanız, bunu biliyorsunuzdur;
ama işte bazen bunu hatırlamak
işimize gelmeyebiliyor...
Ortadaki genel iz’ansızlıktan rahatsızsanız, muhtemelen doğru yerdesiniz. Fakat sadece “karşı taraf”ın iz’ansılığı sizi meşgul ediyorsa, aklını bir yere teslim etmiş zavallılar ara-
sındasınız. Bu dünyayı cehheneme çevirip, ardından “öbür tarafta” cennet bekleyenler, çok büyük sürprizlere hazır olmalılar. Zira bu dünya, ahiretin tarlasıdır ve nasıl yaşarsanız
öyle ölür, nasıl ölürseniz öyle haşredilirsiniz… İman ediyorsanız, bunu biliyorsunuzdur; ama işte bazen bunu hatırlamak işimize gelmeyebiliyor...