80
mart
2014
HABER
A JANDA
SÖYLEŞ İ
ciddi şekilde bir “Diktatör
Menderes” figüründen, öğ-
rencileri kazalara atan, kıyma
makinelerinden geçiren bir
figürden bahsedildi ve ciddi bir
dezenformasyon vardı ortada,
yalan haber ve kara propagan-
da yapıldı sürekli ve de buna
insanlar inandırıldı.
Menderes, kendi
kurduğu birim
tarafından dinlendi
Adnan Menderes’in iktidar
olduğu süreçte her şey çok
yeni. Mesela ilk defa bir “tele-
fon dinleme birimi” kuruluyor.
Bugüne göre elbette geri,
manuel bir yapıda. O birimde
24
kişi istihdam ediliyordu. Bu
24
kişinin bizzat 12’si telefon
dinleme yapıyor. Adnan Men-
deres, kendi yaptığı telefon
konuşmalarını, tıpkı bugünkü
gibi bazı kişiler tarafından
dillendirildiğini görünce, dö-
nemin Başbakanlık Müsteşarı
Salih Korur’u görevlendiriyor
ve Amerikalıların bu dinleme
birimindeki kişileri ayrıca ma-
aşa bağladıklarını keşfediyor.
Bu şahısların bilhassa Adnan
Menderes’i dinlemeye aldıkları
tespit ediliyor.
Şöyle söyleyeyim: Biz, dar-
beler tarihini yazamadık. 27
Mayıs, 71 muhtırası, 80 Dar-
besi, 28 Şubat tam anlamıyla
yazılamadı ki 28 Şubat en
irdeleneni olmuştur bunların.
Bu açıdan bakıldığında Adnan
Menderes’in hedefe konulma-
sında Türkiye’nin Ortadoğu’da
söz sahibi olma gayreti yatar.
Darbelerin her birinin ama-
cı da bu hedeften saptırma,
Türkiye’yi Ortadoğu konusun-
da dışlama üzerinedir. Bütün
darbelerin ortak noktası budur
ve “dış ayak” hiç değişmemiştir.
Irak, 50’li yıllarda krallıktı.
Adnan Menderes, Irak Kralı
II. Faysal ile 1955 yılında Bağ-
dat Paktı’nı imzalamıştı. Bu
pakt, iki ülkedeki idarecilerin
de sonunu getirdi. Çünkü
küresel güçler –o zamanki
ABD, SSCB ve Avrupa- için
Ortadoğu bir oyun alanıydı.
Ortadoğu’da hem petrol var,
hem de petrol ve enerjinin
taşınması konusu var. Bu böl-
ge, sömürgeciler tarafından
çok ciddi şekilde sömürülen
bir bölge. Hâlâ strateji odur
ki, buraya başka hiç kimsenin
girmesine müsaade etmezler.
Bu durumu şimdiki zamana
taşıdığınızda,Türkiye’nin Çö-
züm Süreci ile başlattığı proje,
bu güçleri çok rahatsız etmiş-
tir. Çünkü bunlar, Kürt me-
selesi üzerinden Ortadoğu’yu
karıştırarak kendi menfaatleri
ekseninde oyun ve stratejiler
geliştirmişlerdir. Menderes’in
imzaladığı pakt, bölgesel sa-
vunma ve ticaret konulu bir
anlaşmaydı ve bundan o za-
man çok ciddi şekilde rahatsız
oldular. Nitekim 1959 yılında,
önce Irak Kralı II. Faysal, dar-
be sonrası halk tarafından linç
edilerek öldürüldü. Bir sene
sonrası, yani 1960’da olansa
malum…
Bir “genç subaylar
sendromu”
doğuruldu
Adnan Menderes, o dö-
nemde Hitler’e benzetilmiş,
Eskişehir’e gideceği sıra Örfi
İdare Mahkemesi tarafından
“12
uçak dolusu altınla yaka-
landığı” yalanıyla itham edildi.
İnsanlar bunları bilmiyorlar.
Bazıları, 1960 Darbesi’ne ide-
olojik yaklaştıkları için çok iyi
bir darbe olduğunu söylerler.
Oysa bu darbe, gelecek za-
manlarda Türkiye’yi yöneten
idarecileri menfi yönde etkile-
miştir. O dönemde “genç su-
baylar sendromu” diye bir du-
rum çıkmıştır ortaya. Siz daha
Genç subaylar…” der demez
ilk akla gelen şey, Adnan
Menderes’in, bir başbakanın
asılması ve bir genelkurmay
27
Mayıs’ta uyguladıkları gibi,
Gezi’de sahnelenmek istendiği
gibi, dünyada en geçerli kur-
gu olan “yolsuzluk ve rüşvet”
senaryosuyla millet nezdinde
Hükümet’i itibarsızlaştırarak
götürmek istediler. Yargı ve
polis içerisine sızmış bir yapı,
hakikaten öyle dünyada em-
saline çok az rastlanan -birkaç
özellikle Müslüman ülkede ör-
neği olan- bir durum. Bunlar,
yargı ve polisin içine sızarak
hukuk zırhı” içerisinde hare-
ket ediyorlar ki bu darbe böyle
yapıldı. Dikkat ederseniz, bu
durumu uluslararası alanlarda
anlatmak çok zor.
60
Darbesi ile şimdikini
karşılaştırdığınızda, kullanılan
enstrümanlar açısından çok
ciddi benzerlikler bulunuyor.
Çünkü 60 Darbesi’nde de çok
Ülkeler kendimillî yazılımlarını geliştirdiler
amanedenli becerililer bukonuda?
Mesela
ülkemizinmillî yazılımı Pardus’a bakıldığında, onda
da bir arka kapı bırakıldığı görülüyor. Cumhurbaşkanı
veBaşbakan’ındinlenildiği durumlardayapıldığı gibi,
bunda da bir arka kapı var.