79
mart
2014
Mehmet Serhat Bıçak
Fotoğraflar: İlker Kırmızı
rim olmadan hiçbir
operasyonu yapma-
yacaksınız” diye. 25
Aralık’ta savcılar, ikinci
operasyon için düğme-
ye basıp Başbakan’ın
yakın çevresi ve “Yeni
Türkiye”yi oluşturacak
projeleri gerçekleştire-
cek işadamlarını almak
için talimat verdiler.
Alınacaklar zannıyla
da gözaltına alınmadan
bütün isimleri medyaya
sızdırdılar. Emniyet güç-
leri Başsavcı’nın talimatı
sebebiyle operasyonu
yapmayınca savcıların
oyunu ortaya çıktı. 25
Aralık’ta bir operasyon
yapılmadığı halde, med-
ya yapılmış bir operas-
yon var gibi gösterdi.
Haberi yapan medya
paralel yapının olunca,
savcıların da nereden
olduğu ortaya çıktı.
***
Başbakan’ın desteğiyle
Millî İstihbarat Teşkilatı,
7
Şubat saldırısından
kurtulduktan sonra –ki
7
Şubat, paralel yapı-
nın MİT’i ele geçirme
operasyonudur-, Hakan
Fidan’ı hem paralel yapı,
hem de İsrail, kendi he-
deflerine oturttu. Dünya
tarihinde bir ilktir, İsrail,
İstihbarat Başkanımızı
ABD’ye şikâyet etti: “Bu
adam İrancı!”
***
Şu an Suriye’de 14
ülkenin istihbarat sa-
vaşı var, ama birileri
Suriye’de ne işimiz
var?” diyor. O 14 gizli
servis arasında ittifak
grupları oluşmuştur.
Bu gruplardan hangisi
kazanırsa, Ortadoğu’yu
o dizayn edecek. O
yüzden Suriye önemli.
Sırf bu yüzden interne-
te getirilen düzenleme
dahi devletin kendini
savunma refleksinden
ibarettir.
>> Türkiye Cumhuriyeti
tarihinin en çukur hareketle-
rinden birini “deşifre” etmesiy-
le tanımıştık Bülent Orakoğlu
ismini. İstihbarat noktasındaki
uzmanlığı ve “ağabey” şahsiye-
tiyle söyleşimiz boyunca tam
da bugünleri en güzel nokta-
larından yakalayarak gösterdi
bize. Kendisine şükranlarımızı
sunarak bu heyecanlı sohbetle
sizi baş başa bırakıyoruz...
***
Mazi, hâl, istikbâl
sırasıyla…
Sohbetimize tabiî olarak
öncelikle 17 Aralık süre-
cinden yola çıkarak başla-
mak istiyorum. 17 Aralık
nasıl bir anlama, nasıl bir
muhtevaya sahip?
17
Aralık,Türkiye’nin hiç
ummadığı bir zamanda geldi.
Türkiye’de üç dönemdir iktidar
olmuş, çok ciddi demokratik
hamleler yapmış,Türkiye için
Ortadoğu ve dünyada küresel
bir güç olma yolunda çok ciddi
adımlar atmış bir hükümet var
karşımızda. Yine Türkiye’nin
kırmızı noktaları diyebile-
ceğimiz geçmiş dört darbe
öncesi kaşıdıkları noktalar olan
ve Batı’nın veya Batılı gizli
servislerin Türkiye’deki yerli
işbirlikçileriyle yapmış olduk-
ları birtakım provokasyonlar,
başörtüsü konusu, devlet
içerisinde irticanın bir numa-
ralı tehdit haline getirilmesi,
darbelere zemin hazırlayan
“35.
Madde”nin kaldırılması,
Güneydoğu’daki PKK ile
aramızdaki çatışmaların sona
erdirilmesi ve barış-kardeşlik
projesinin başlaması ve de
yaklaşık bir buçuk senedir
herhangi bir olayın olmaması
gibi önemli işler bu hükümet
tarafından sağlandı.
AK Parti, “Yeni Türkiye”
vizyonuyla 2023’e kadar bir
hedef koymuş ve bu süreç, çok
ciddi yatırımların yapıldığı
bir süreç. Bu ciddi yatırımlar,
Boğaz’daki üçüncü köprü,
Marmaray, Kanal İstanbul gibi
küresel manadaki ciddi yatı-
rımlar ve şu an bu yatırımların
uygulandığı bir dönem.
Türkiye hep
yumuşak gücünü
kullandı
Bu dönemde Türkiye, dış
politika açısından yumuşak
gücünü çok olumlu kullandı.
Ezilen, horlanan, çeşitli sui-
kast ve katliamların yapıldığı
Müslüman ülkelere veya zayıf
ülkelere Türkiye sahip çıktı,
bunların hepsine yardımda
bulundu.Tabiî bu tür ülkelere
yardım yapmak, -biz insanî
amaçla yapıyoruz ama- sizin
küresel bir güç olmanız için üç
önemli şarttan biridir.
Türkiye’nin bu yumuşak
gücün yanında, caydırıcı güç
dediğimiz sert gücü eksikti.
Gizli servisler 1980 Darbesi
öncesinde bizzat Anadolu’da
ortaya çıktı, ancak bunlarla
ilgili herhangi bir çalışma
yapılamadı. 60, 71 ve 80 dar-
belerini yapanlar muhakkak
düş güçler oldukları için, hep-
sinin hedefinde de Türkiye’nin
Ortadoğu ve dünyada söz
sahibi olmasını engellemek
vardı. Bu dış güçler, son on
yıl için bakılacak olursa bu
kez değişik bir sistem uygu-
ladılar 17 Aralık’la. Çünkü
geçmiş darbelere bakıldığında
hükümetler bir darbeyle dü-
şürülüyordu ve bunun için de
ön şartlar oluşturuluyordu.
Bunlar, toplumsal olaylar veya
faili meçhul cinayetlerle kuru-
luyordu ve “yönetemeyen bir
hükümet” ortaya çıkarılıyordu.
Terör saldırılarıyla “terörle baş
edemeyen hükümet” gibi…
Hep aynı kurgu
Böylece hükümetler düşü-
rüldükten sonra darbeciler,
kısa süre içerisinde Türkiye’yi
demokratik şartlara döndürü-
yorlardı ki bu en fazla bir sene
sürüyordu. Bu, Batı’nın ikiyüz-
lülüğüydü aslında. Çünkü hem
darbeleri teşvik edenler bun-
larken, hem de darbe yapıldık-
tan sonra darbenin o bulanık
ortamından yararlanarak kendi
istedikleri ama normal siyasî
iktidarlara yaptıramadıklarını
darbecilere yaptıranlar da bun-
lardı. 60, 71, 80 ve 97’de aynı
stratejiyi görebilirsiniz.
Amaç,Türkiye’nin içine
kapanması ve böylece dün-
yada küresel bir güç olmasını
engellemek... Belirttiğimiz
dört darbeye de bakıldığın-
da, devrilen hükümetlerdeki
partilerin sahip oldukları
ideolojiler, darbelerin ardından
daha da güçlenerek geldiler.
Yani millet, darbecileri affet-
medi, darbe yiyenleri mağdur
olarak gördü ve onları daha
da güçlendirdi. O zaman bu
durumu kesmek için, darbeyi
yurtdışından” kotaranlar, “bir
daha gelmemek üzere”, aynı
17
ARALIK2013,
Türkiye’nin
millî hafızasına hukuk zırhına
sarılı acı bir saldırı olarak ka-
zındı. Ülkedeki bütün darbe-
ler bir hukuka uydurulmuştu
zaten; ancak 17 Aralık, ken-
dilerine hukukçu vasfı yük-
lenen taşeronların güdümlü
hamlelerinden en net olanıydı. Daha evvel hukukçular
eliyle ülkenin önüne birçok hendek kazılmıştı, lakin bu en
çukuruydu. Çukurlarca yapılmıştı zira…