77
mart
2014
Cüneyt Akar
EMAAT’
le Hükümet
arasındaki kavgada 17
Aralık bir milat oldu şüp-
hesiz. Ancak bu, kavganın
değil, çözülmeninmiladı
oldu bence. Çözülmeden
kastım, dağılma değil,
Cemaat’in şifreleri çözül-
dü birden bire. Cemaat,
dershane kavgasıyla
birlikte safını belli etmişti
zaten. Bu defa, bu kavgada
kullanacağı silahları da
göstermiş oldu. Biz de
daha iyi anlamış olduk
ki bu silahlar, daha önce
defalarca denenmiş ve
başarılı olmuştu.
Ergenekon ve Balyoz
davaları sürecinde,
kendi tarafındakilere
bile gına getiren haber
maratonlarıyla antren-
man yapmış olanmedya
kanadı, muhalefetten de
aldığı destekle işi iyice
azıttı. 28 Şubat sürecinde
üretilen haberlere rah-
met okutacak kadar da
seviyesizleşti manşetler.
Bu arada sözde yolsuz-
luk operasyonu olarak
başlayan süreç, tam bir
siyasî savaşa dönüştü.
Öyle ki kendi gazete, TV
ve internet sayfalarında
bile yolsuzluk haberlerine
neredeyse rastlayamaz ol-
duk. Amaç, tüyü bitmedik
yetimin hakkı olsa, kavga
bu kadar siyasî mecraya
çekilmezdi.
Kendi ifadelerinden de
anlaşılıyor ki, artık dini bir
anlamyüklenen “cemaat”
sıfatından da rahatsız
olmaya başladılar. Demek
ki dertleri din olmaktan
çıktı. Dindar insanların
devlet işinde çalışamama-
larından yakınıyorlardı.
Bu argümanları da ellerin-
den kaydı gitti. Senelerdir
içinde oldukları devlete,
çalışmak için değil de
yuvalanıp sahip olmak
için girdikleri anlaşıldı.
Görev yeri değişen
Cemaatçiler, anında
abi”lerine tekmil verip
ağlaşmaya başladılar. Bu
değişikliklere “kıyım” de-
6
harfli “Cemaat” aldat-
macasından sonra 5 harfli
Camia” tanımı sayesinde
küçülen hareket, artık
3
harfli bir parti kurup
intiharını tamamlamalı-
dır. Devleti ele geçirmenin
yolu siyasetten geçer. Bu
kadar siyasetin içinde
olup siyasî yelpazede yer
almamak, olsa olsa bir
riyanın sonucudur. Ancak
öyle zannediyorum ki,
siyaset konusunda büyük
kaygıları var. Zira hiç de
seslerinin çıktığı kadar bü-
yük bir kalabalık değiller.
Tek başlarına barajı geç-
meleri bile mümkün değil,
bu yüzden de kendilerine
yeni bir liman arıyorlar.
CHP seçeneği tabana
zıt, MHP ve BDP ise zaten
onları içine sindiremez,
SP ve BBP de aradıkları
güce sahip değil. Öyle
görünüyor ki bu seçimlere
CHP’yle birbirlerine mavi
boncuk dağıta dağıta
ama partisiz girecekler.
Bunun AK Parti’ye ne
ölçüde yansıyacağını da
hep birlikte seyredeceğiz.
Benim tahminim, zararın
taş çatlasa yüzde 5 olacağı
yönünde.
Bu türden sohbetler
yaptığımda, tabandaki
Hizmet âşıklarını incit-
mekten çok korkuyorum.
Çünkü biliyorum ki ger-
çekten yalnız Allah rızası
için bu hareketin içinde
olan on binler var. Kimi bu
olayların ardından -girdiği
yolu değilse de- bindiği
aracı sorgulamaya başladı
bile. Ancak hâlâ Fethullah
Gülen’i -hâşâ- peygamber
gibi gören inanç sahipleri-
ne, birinin çıkıp onun da
insan olduğunu söylemesi
lazım.
yip 28 Şubat’la kıyaslama-
ya başladılar. Unuttular
ki o dönemde çoğu asker
olanmağdurlar, iş ve aşla-
rından olmuşlardı. Hem
de sırf dindar oldukları
için. Devleti ele geçirmek
değildi çoğunun derdi. Bu
defa herkes işinin başın-
da, maaşı cebinde, ortada
insanî bir kıyım filan yok
yani. Yapılan iş, siyasî
strateji gereği.
Cemaat, “Hizmet Hare-
keti” olmaktan, herkese
hoşgörü skeçleri oyna-
maktan, dünyaya Türk-
çeyi öğretme vitrininden
çıkıp kendi baronlarının
dümen suyuna girdiğini
açıkça belli etmeye başla-
dı artık. Gazete ve televiz-
yonları aracılığı ile kendi
ülkesini Batı’ya şikâyet
etmekten çekinmeyen,
istihbarat teşkilatının ope-
rasyonlarını bile deşifre
etmeyi görev edinmiş
bir yola girdi. Çocukların
bile güleceği sorularla
anketler yapıp AK Parti’yi
bitirme çabasına girdi ve
böylece sesi en çok çıkan
muhalefet olmayı da
başardı Cemaat.
Cemaat’in, 17 Aralık
operasyonunun sonuçla-
rından çıkarması gereken
ders şudur bence: Devlet
ne bir Ergenekon örgütü-
dür, ne TSK, ne Aziz Yıldı-
rım, ne Hanefi Avcı, ne de
Cübbeli Ahmet Hoca’dır.
(
Onlara yaptıklarınız
belki günahlarına kefaret
olur. Ancak sizi ateşten
koruyacak ameliniz kaldı
mı, bilemiyorum.) Devlet,
birilerinin istediği gibi at
koşturacağı sahipsiz bir
alan değildir. Orada bulun-
mak istiyorsanız, devletin
kurallarına uyarsınız. Zira
orada olmanızı sağlayan
da, gerekirse sizi oradan
silip atacak olan da devlet-
tir. Bundan 10 sene önce
bu tanıma uygun bir dev-
let yoktu belki karşınızda,
ancak devir değişti.
Görev
yerideğişenCema-
atçiler,anında“abi”lerine
tekmilveripağlaşmaya
başladılar.Budeğişikliklere
kıyım”deyip28Şubat’la
kıyaslamayabaşladılar.
KENDİ
ifadelerinden de anlaşılıyor ki, artık dini bir anlam
yüklenen “cemaat” sıfatından da rahatsız olmaya başladı-
lar. Demek ki dertleri din olmaktan çıktı. Dindar insanların
devlet işinde çalışamamalarından yakınıyorlardı. Bu argü-
manları da ellerinden kaydı gitti. Senelerdir içinde oldukları
devlete, çalışmak için değil de yuvalanıp sahip olmak için
girdikleri anlaşıldı.
30
Mart
haber
ajanda
kelgöründü
Takkedüştü,
C