75
mart
2014
seçime endeksli ezberler ile gaza basma-
ya devam ediyorlar. Türkiye, bugün bir kez
daha aylarca tartışılabilecek ve çözümü yıl-
lar alacak onca sorunu varken, bir kutuplaş-
manın üzerinden kendisi ile savaşıyor. Yaşa-
nanlar yeterince kötüyken, “Bir daha fırsat
verilmemeli”haklı refleksi ile haksız tepkiler
veriliyor, sonucu ise amacını aşacak ve so-
runlarımıza yenilerini eklemekten başka işe
yaramayacak adımlar atılıyor.
Bu ülkenin zaten iktidar partisinin tek
başına sırtlandığı kısır bir siyaset süreci var.
Bu iktidarın en büyük avantajı da,açmazı da
muhalefet denen şeyin gerçek anlamda ol-
mayışıdır. Birkaç büyükşehri alsa şükür na-
mazı kılacak CHP, hırsızlık iddiaları olmasa
meydanlarda hangi argümanı kullanacağını
merak ettiğimiz MHP, barış sürecinin has-
retlisi gibi görünüp varlığını borçlu olduğu
etnik ayrımı perçinlemenin sürdürülmesi-
ni de mümkün kılacağını düşünen BDP...
Haydi deyiniz bana “Bu ülkede muhalefet
var” diye. Eğer gerçekten muhalefet olsaydı,
Türkiye, 2023 hayallerine 2018’de ulaşabi-
lirdi.
Bu ülkede muhalefet üzerine düşeni yap-
saydı, iktidar “En azından hizmet de yapı-
yorlar”diyerek görmezden geldiğimiz yahut
anlayış gösterdiğimiz hatalarının ne kada-
rını yapabilirdi? Bugün hâlâ “Başkanlığı
bırakırım” diyerek seçim hedefini açıklayan
tek genel başkan Sayın Başbakan, ne yazık!..
Zaten ayak uyduramadığınız dönüşümü
anlasanız da hiç değilse bunu yaparak Türk
siyasi tarihine geçme şansını kaybetmesey-
diniz…Her alanda olduğu gibi, siyasette de
vatandaş olarak bize düşen, “kötünün iyisi-
ne” razı olmak.
Belediye seçimleri gündemimiz, lakin
konuşulanlar “genel”. Keşke hangi partiye
oy verileceği kadar, seçmenin gerçek bek-
lentilerini yansıtacak anketler de yapılsa.
Kaç kişinin, oy kullanacağı belde veya ilde
partisinin seçtiği adaydan memnun olduğu
sorgulansa mesela veya Tabandan yukarıya
bir türlü yansıtılamayan hayal kırıklıklarını
iletme, değerlendirme cesareti gösterilse…
İroniler sahnesi
Oy kullanmak vatandaşlık görevi, kabul,
lakin herhangi bir nedenle oy kullanmamak
hâlâ ceza nedeni.Oysa oy kullanmamak için
ek gerekçeler üreten bir seçim sistemimiz
var. Yapılan değişiklikler, yaraya pansuman
yapmaktan öteye gitmiyor.
Bu arada, yerel seçim pastasında en küçük
dilim gibi görünse de muhtarlık seçimlerin-
deki yarışın çok daha insanî ve sınırları itiba-
riyle nostaljik bir his bıraktığını söylemeden
geçemeyeceğim.Kapı kapı dolaşıp mahalleli
ile tanışan muhtarımızın dört yıldır yüzünü
bile görmesem de çabasını takdir ettim. Bir
diğer adayın kapıma bıraktığı yüksek tekno-
loji vaatli seçim broşürü,siyah beyaz fotoko-
pi kâğıdı idi mesela. Hoş, ironik...
Kapıdaki seçimi, değişen söylemler ve ka-
çırılmayan fırsatlar yönünden okuduğunuzda
eğlenmeniz garanti. Bir lider,“Veled-i haram
olmadılar en azından”diyerek olmayan evlat-
larından söz ediyor, bir diğeri de atalarının
katlini emretmiş zamanın iktidar partisinin
başında ve ortaya çıkan her kasette “Elham-
dülillah” diyor, bir zamanlar sadece şaşırma
ünlemi olarak kullandığı “Allah”kelamını di-
linden düşürmüyor...Hakikaten ironik!..
Bütün gelişmelerin doğal sonucu olarak
siyah ve beyazın hâkimiyetinde, keskin bir
söylemle geçiyor olmasını anlasak da duru-
mumuz trajikomik. Şehirlerin sorunların-
dan bahsedilmiyor, bizzat başkan adayları
bile etkili, vurgulu projeler bulma çabasında
değil gibi görünüyor.Aslında olayınmağdu-
ru gibi olan AK Parti başkan adayları, sanki
bu işin gizli kazananları olma umudundalar.
Kendilerini rüzgârın esintisine vermiş, baş-
kanlarının yanında şehri selamlıyorlar. Zira
savaş, onların değil. Yerel seçimler, genel bir
savaşın etkisinde geçiyor.
Durumu en iyi özetleyen cümlelerden
biri, kıymetli yazar ve düşünür Dücane
Cündioğlu’na ait: “Belediye seçimlerinde
beledî sorunların esamesi bile okunmuyor,
safları sıklaştırma adına şehirlerimiz yine
konuşulmadan kalıyor, çok yazık!”
Kalıyor da ne oluyor? Şehirler, bulundu-
ğumuz coğrafyanın kadim bir kültürünü
yansıtmaktan çok, kanıksanmış sorunları ile
kalakalıyorlar. Umuyoruz, bir sonraki yerel
seçimlere belediye başkanlarımızı bizim se-
çebileceğimiz bir sistemle gireriz.
Nadire Yıldırım
Birkaç büyükşehri alsa şükür namazı kılacak CHP, hırsızlık iddiaları olmasa
meydanlarda hangi argümanı kullanacağını merak ettiğimiz MHP, barış
sürecinin hasretlisi gibi görünüp varlığını borçlu olduğu etnik ayrımı
perçinlemenin sürdürülmesini de mümkün kılacağını düşünen BDP... Haydi
deyiniz bana “Bu ülkede muhalefet var” diye.