73
mart
2014
E
SKİLER
şehremini” derlermiş belediyebaşkanına. Se-
bebi malum, tam olarak ismiyle müsemma bir tabir de
onun için. Biz yeni neslin kitaplardan öğrendiği kada-
rıyla“şehrineneminadamı, bulunulanbeldeninsözüne itimat
edilenenmümtazkişisi”gibi anlamlarageliyorbukelime.
olabilecekmi?
Sarıgül, İstanbul “şehremini”
30
Mart
haber
ajanda
>> Tabir böyle ve önü-
müzde de seçimolunca ve
söz konusu olan da olduk-
ça popüler vemedyatik
bir başkan adayı olunca
birkaç kelamda biz idelim
dedik, tabiî merkeze “şeh-
remini” tabirini koyarak...
Elimizde herkesin ne
kadar güvenilir olduğunu,
eminliğini, liyakatini ölçe-
cek bir cihaz yok elbette.
Falanın filanın sözünü
esas alıp ahkâmkesecek
halimizde yok. Ya da
kendisinin ve sevenleri-
nin, onun için söyledikleri
methiyeler de ölçüt değil
bizim içim. Kendi hikâyesi
her şeyi anlatıyor zaten.
Sarıgül’ün hikâyesi kısa-
ca şöyle: 1956, Erzincan-İliç
doğumlu Sarıgül. Nasipse
Kasım’da 58 olacak. Allah
uzun ömürler versin. Yani
anlayacağınız, medyanın
da sıklıkla vurguladığı gibi
oldukça genç, patlama ya-
pacak, lider potansiyeli de
oldukça fazla kendisinde.
Neyse, konuyu dağıtma-
yalım. Tuttuğunu koparan
biri, hırslı ve azimli. Tüm
olumsuz şartlara rağmen
başarılı olmuş bir isim.
Aileden CHP’li, hemde
babadan dedeye kadar.
CHP delegesi olan
babasının, “Madem
ilgileniyorsun siyasetle,
öyleyse bizimpartinin
gençlik kollarına girecek-
sin” demesiyle gençlik
kollarından siyasete ilk
adımatılmış. 1976’da CHP
yüzünden veremolmuş
kendisi. Durun, hemen
yanlış anlamayın, devamı
var. CHP gençlik kollarının
kampında gözcülük ya-
parken olmuş ve 6 ay da
hastanede yatmış.
1977’
de Şişli Gençlik
Kolları Başkanı olmuş. İlçe
başkanlığı, il başkan yar-
dımcılığı derken, 1987’de
SHP’denMeclis’e girdi Sa-
rıgül. 30 yaşındaydı henüz
veMeclis’in en genç veki-
liydi. 1994’de DSP’den Şişli
Belediye Başkan Adayı
olmuş ama kazanamamış,
1999
seçimlerinde yine
DSP’den girmiş ve zaferle
çıkmıştı. Ve o gün bu gün-
dür, kendisi Şişli Belediye
Başkanı.
Peki, bu süreçte neler
oldu, bitti? Neler söylendi
hakkında? Neler yazıldı,
çizildi? Hepsi herkesin az
oynamış ve solda rüzgâr,
Kılıçdaroğlu adına esmeye
başlamıştı. Artık rüzgârın,
Kılıçdaroğlu’nun yelkenini
şişireceğini herkes görü-
yordu. Tabiî Sarıgül de…
Hal böyle olunca
Sarıgül, TDH’nin CHP’yi
destekleyeceğini açıkladı.
Şimdi yeniden CHP gemisi-
ne binme zamanı gelmişti.
Önce “İstemem, yan ce-
bime koy” moduna girdi
ve ağababaların desteği
ile CHP’ye kendini zorla
kabul ettirip İstanbul’a
aday oldu.
Başarılı olursaAnkara
onubekliyor. “Başarı” de-
diysem, yanlış anlamayın,
İstanbul’u kazanması değil,
Kılıçdaroğlu’nu geçmesini
kastediyorum. Eğer başarılı
olamaz ve bir hezimet ile
çıkarsa, büyük denizde
boğulmasınınvakti çoktan
gelmiş demektir.
Şimdi gelelim “güven”
meselesine. Bu kadar hızlı
yön değiştiren, Sarıgül mü,
rüzgârgülümü olduğu bel-
li olmayan, kamera görün-
ce şov yapan, hakkında o
kadar menfi haber dolaşan
kişiye İstanbul güvenecek
mi? Güvenip kendisini
şehremini” yapacakmı?
Asla ve kat’a…
çokmalumu. Gündemi
takip eden herkes, benim
kadar vâkıf konuya. Hak-
kında söylenen, Şişli ile
ilgili birçok efsanemevcut.
İmar işleri, merkezi Şişli’de
olan devasa şirketlerle
olan sıkı diyaloglar, arsa
oluşturmadaki mahareti,
belediyenin borçları me-
selesi, yolsuzluk dosyaları,
internette dolaşanmal
varlığı beyanı, bunların
sadece belli başlı olanları.
Adalet mercii ya da
savcı değilimben, ama
bumemleketin savcısı
çok. Günün birinde biri
incelemek ister elbette.
Neyse, bu değil asıl konu.
Aslında konu şu: “İstanbul-
lular Sarıgül ve partisine
güveniyorlar mı, güven-
miyorlar mı?” İşte bu soru,
İstanbul’un anahtarı.
Önce CHP’den baş-
layalım, geçmişe gidip
bir bakalım. CHP’nin, bu
milletin güvenini kazana-
cak bir faaliyeti olmuşmu?
Hayır. CHP’nin bumillete
verip de tuttuğu bir söz var
mı? Yok. Bumilletin de-
ğerlerine sahip çıkmışmı
hiç? Asla. Peki, bumilletin
refahına, huzuruna bir
katkı sağlamışmı? Kesin-
likle hayır…
GelelimSarıgül’e.
Öncelikle herkes biliyor
ki, Sarıgül’ün amacı asla
İstanbul filan değil. Birile-
rinin dediği gibi Şişli salta-
natının devametmesi de
değil tek gayesi. O, büyük
denizde -ki bu deniz önce
CHP Genel Başkanlığı,
sonra Başbakanlık- boğul-
mayı kafasına koymuş bir
siyasetçi. Bu denize girme-
yi de birkaç kere denedi
aslında.
Büyük denize dalmak
için, ilk olarak 2002’de
İsmail Cem’in kurduğu
YTP’ye transfer oldu. Fakat
YTP, ilk seçimde resmen
çuvalladı. Sarıgül için
gemiyi terk etme vaktiydi
ve yeni gemi CHP oldu.
Yıl 2005, Sarıgül kaptan
olmayı denedi. Fakat kazın
ayağı hiç de öyle değildi.
Eski kaptan, tecrübesi ile
Sarıgül’ü gemiden atıver-
di. Bu sefer farklı bir yol
denedi. Gemisini kendi
yapacaktı. En güvenli
yol buydu. “TDH” diye
çıkmıştı yola. Çare olmaya
geliyordu “Çare Sarıgül”
diyerek. Fakat ne hikmettir
bilinmez, bu gemi tüm
hazırlıklara rağmen bir
türlü denize inemedi.
Tambu sırada, CHP’de
bir kasetle yer yerinden
Yahya Kurt