69
mart
2014
ANSIN!
yara açmasını önlemek için yargı süreci hızlı
bir şekilde işletilmeli ve mümkün olan en
kısa zamanda sonuç alınmaya çalışılmalıdır.
Girmeden tefrika bir
millete…”
Etrafımız ateş çemberi ve kendi içimiz-
de birlik olmaya her zamankinden daha
çok ihtiyacımız varken, üzerimizde oyna-
nan oyunlara fırsat vermemeliyiz. Biz darbe
planlarıyla, askeri vesayetle mücadele eder-
ken, Çözüm Süreci’ni desteklerken hep bir
şeye vurgu yaptık: “Çanakkale ruhu”.
Bu ruh, birlik ve beraberliğin şifresidir.
Türk ile Kürdün, Laz ile Çerkezin omuz
omuza yattığı şehitlikler, birer ibret vesika-
sıdır. Çanakkale’de yeniden var oluş desta-
nını yazan ruhu yeniden yakaladığımız tak-
dirde bileğimizi kimse bükemez. Ne diyor
merhum Mehmet Akif Ersoy? “Girmeden
tefrika bir millete, düşman giremez;/ Toplu
vurdukça yürekler, onu top sindiremez.”
Bugün bize düşen,aramıza tefrika girme-
sine izin vermemektir.Yürekleri hep birlikte
vatan sevdasıyla atan bir milleti kimse sin-
diremez.
Yakın geçmişimize şöyle bir göz gezdire-
lim. Koalisyon hükümetlerinden sonra tek
parti iktidarını yakalayan Türkiye, bölge-
sinden lider ve güçlü bir ülke olma yolunda
ilerlemeye başladı.Türkiye’yi ekonomik ola-
rak IMF kapısına mahkûm eden siyasilerin
sandıktan çıkamadığı seçimde milletimiz,
tercihini yeniden tek parti iktidarından yana
kullandı. IMF’den borç dilenen Türkiye’den
IMF’ye borç verecek konuma gelmiş bir
Türkiye, birilerinde rahatsızlık oluşturmaya
başladı.
Özgürlükler ve demokratikleşme yö-
nünden önemli adımlar atıldı. Temel hak
ve özgürlüklerin kullanımına yönelik yasal
düzenlemeler gerçekleştirildi. Referandum-
la kamu görevlilerine toplu sözleşme hakkı
verildi ki kamu görevlileri açısından geçen
süreyi değerlendirecek olursak, toplu sözleş-
me hakkının referandumla kabul edilmesi,
bu dönemin önemli kazanımlarından biri-
dir.Ancak grev hakkının verilmemiş olması,
bu hamleyi gölgede bırakmaktadır. Bunun
yanı sıra, kamu görevlilerine siyaset yasağı-
nın kaldırılmamış olması da en önemli ek-
sikliklerden biridir.
Darbe dönemlerinin kalıntısı, 28 Şubat
döneminde dindarları mağdur etmenin en
önemli gerekçesi olan kılık kıyafet yönet-
meliklerinde yapılan değişiklik de önemli
bir kazanım olarak yerini almış, yıllardır
süren başörtüsü yasağı sona ermiştir. Ancak
bu yönetmeliğin getirdiği dikta uygulama-
ların bir kısmı halen devam etmektedir.
Büyük bir demokratikleşme hamlesi ile bu
kalıntılardan da kurtulmak gerekmektedir.
Yeni hamlelerin
özgürlükler adına
kazandırdıkları
Darbe planlarının çöpe atılmasında, milli
iradeye destek olma konusunda, temel hak
ve özgürlüklerin kazanımında, toplu sözleş-
me hakkının elde edilmesinde Memur-Sen
olarak hep öncü olduk, önde olduk. Daha
önce de defalarca dile getirdiğimiz gibi biz,
sendikacılığı özelde üyelerimiz, genelde ise
ülkemiz, milletimiz ve insanlık için yapıyo-
ruz.
Kamu görevlileri için sayısız kazanım
elde ettik. Bütün sorunlar çözüldü mü peki?
Elbette hayır. Sağlık çalışanlarının en büyük
beklentilerinden olan ek ödemelerin emek-
liliğe yansıtılması ve fiilî hizmet süresi zam-
mı hayata geçirilemedi. Halen değişik kad-
ro ve unvanlarda sağlık hizmeti sunuluyor.
Taşeron işçilerin sorunlarının çözümünde
sona gelinmişken sağlıkta sözleşmeli, vekil
ve kamu dışı tanımlamasında personel istih-
dam etmekse doğru bir uygulama değil.
Başörtüsü yasağı yüzünden okul kapıla-
rında bekletilen, başlarını açmaya zorlanan
öğrencilerin yanı sıra, yine başındaki örtü-
sü yüzünden devlet eliyle şiddet uygulanan
kamu görevlilerinin sesi olmak da insanlık
borcumuzdur. Darbelere ve darbecilere
Dur!”demek için ortak aklın öncüsü olmak
nasıl bizim sendikal anlayışımızın bir gereği
ise, Myanmar ve Doğu Türkistan’da katle-
dilen soydaş ve dindaşlarımızın feryatlarını
dünyaya duyurmak da bizim aslî görevleri-
mizdendir.
Her eylemyeniden
diriltir beni…”
Srebrenitsa’daki soykırımı protesto edip
Boşnak kardeşlerimizin yanında olduğumuz
kadar, büyük bir kuraklığın pençesindeki
Sudan’ın da yanında olduk. Sel baskınına
uğrayan Samsunlu vatandaşlarımızın da,
depremle yerle bir olan Vanlı kardeşlerimi-
zin de yanlarında hep Memur-Sen, Sağlık-
Sen ve diğer sendikalarımız vardı.
Şimdi de Suriyeli kardeşlerimizin yanın-
dayız. Daha önce Konfederasyon olarak
hem Suriye halkı, hem de Suriyeli kadın ve
çocuklar için ayrı ayrı yardım kampanyaları
düzenledik. Sağlık-Sen olarak, şimdi bir kez
daha “Suriye için yardım zamanı” diyoruz.
Açlık, yoksulluk ve savaşın pençesinde var
olma savaşı veren Suriyeli kardeşlerimizin
Sana ihtiyacım var” feryatlarını öncelikle
teşkilatımıza, sonra da milletimize bir kez
daha duyurmak istiyoruz.
Antalya’da gerçekleştirdiğimiz “Sağlık-
Sen Büyük Türkiye Buluşması”nda başlat-
tığımız yardım kampanyası sonrası, Sağlık-
Sen tırlarını Suriye’ye hep birlikte uğurla-
yacağız.
Davası büyük olanın, imtihanı da büyük
olur. Ancak davası hak olanın, yardımcısı da
Hakk olur. Biz, yıllardır buna inandık ve bu
inançdoğrultusundaçalışmalarımızısürdür-
dük. Halka hizmeti Hakk’a hizmet olarak
gördük. Bize güvenenleri mahcup etmedik,
uzatılan hiçbir eli karşılıksız bırakmadık.
Gerek kamu görevlilerinin hak ve menfaat-
lerinin korunması ve kazanımında, gerekse
misyonumuz gereği sorumluluk aldığımız
her konudan alnımızın akıyla çıktık.
Çünkü biz, “Her eylem yeniden diril-
tir beni,/ Nehirler düşlerim göl kenarın-
da” diyen merhum Mehmet Akif İnan’ın
bıraktığı miras üzerine yürüyoruz. Güzel
insanların güzel emeklerinin üstüne inşa
edilen Memur-Sen ve Sağlık-Sen’de sendi-
kacılık yapıyoruz. Bizim derdimiz de büyük,
davamız da... Ancak biz, dertlerimizin bü-
yüklüğüne bakıp korkmak yerine, Allah’ın
büyüklüğü ve yardımına, üyelerimizin ve
milletimizin desteğine olan güvenimizle
yola çıktık. Necip Fazıl’ın Sakarya nehriyle
destanlaşan dertleşmesinde söylediği “Di-
vanesi ikimiz kaldık Allah yolunun” ifade-
lerinde olduğu gibi, bir yalnızlıktan doğup
divanesi yüzbinler ve milyonlar olan Allah
yolunun yolcuları olduk. Artık ne bu dava
hor, ne de öksüz…Zira “Kim demiş her şe-
yin bitişi ölüm, destanlar yayılır mezarımız-
dan” diyen Mehmet Akif İnan’ın çizgisinde
yürüyen bizler varız.
*
Sağlık-Sen Genel Başkanı