67
mart
2014
maktan da öte uluslararası bir anlam kazan-
mıştır. Seçim sonucunda Cemaat’in siyasî
tabanına (oy potansiyeline) dair de öngörü-
ler yapılabilecektir.Ve bu sonuçlar, kavganın
sonraki süreçteki yönünü de etkileyecektir.
Kimdaha çokkaybeder?
Seçim sürecinde siyasî eğilimleri belirle-
yecek birkaç dinamik var ve belki de bun-
ların üzerinden gidilerek seçim sonuçlarına
dair bir çıkarsama yapmak mümkün ola-
bilir. Bizim burada yapacağımız tahmin ve
yorumların herhangi bir bilimsel araştırma
temeline dayanmadığının, tamamen etrafı-
mızdaki gözlemlerden hareketle yazıldığı-
nın altını çizelim.
Bir kere Cemaat ya da AK Parti’nin bir
çekirdek taraftar grubu var. Bunların, kavga
sürecinde ortaya çıkan bilgi ve belgelerden
hareketle taraf değiştirmesi mümkün gö-
rünmüyor. Ortaya dökülenler, sadece karşı
tarafa olan nefretin derecesini arttırıyor,
ancak kendi tarafına yönelik en ufak bir gü-
vensizlik algılamasına sebep olmuyor. Çok
nadir de olsa “Bu kadar da olmaz!” diyerek
kendi cephesine olan bağlılığını sorgulayan-
lar da vardır muhakkak. Artık şu vakitten
sonra Cemaat bağlılarının AK Parti’ye oy
vereceklerini söylemek pek mümkün değil.
Bundan dolayı AK Parti’nin belli bir oy
kaybı yaşayacağı söylenebilir.
17
Aralık sürecinde asıl sarsıntı, tarafların
çekirdek grubunun dışında kalan, ancak ta-
raflardan herhangi birine sempati besleyen
kesimler üzerinde etkisini gösterecektir. Ka-
set ve gizli belgelerinortaya çıkması,dinlenen
telefon görüşmelerinin yayınlanması en çok
bu kesimi etkilemektedir.Öğrenilen yeni bil-
gi ve bulgular, kavga esnasında ortaya çıkan
tavır ve davranışlar da eski sempatiyi nefrete
dönüştürebiliyor. Bu açıdan bakıldığında her
iki tarafta da imaj kaybı yaşanmakla birlik-
te, Cemaat’in bu denli meydana çıkması ve
uluorta tartışılır hale gelmesi sebebiyle daha
fazla zarar gördüğü söylenebilir.
Cemaat, her yönüyle mercek altına alın-
mış, geçmişten günümüze tüm faaliyetleri
sorgulanır hale gelmiştir. Cemaat aleyhi-
ne olan bu durumun siyasî yansıması ise
-
aleyhine olmasa da- AK Parti lehine yeni
bir veri değildir. Zaten partinin tabanındaki
kişiler yine partiyi destekleyeceklerdir.Daha
önce AK Parti’yi destekleyen ve Cemaat
mensubu olmayan kesimden yolsuzluk id-
diaları sebebiyle başka partilere kayacak kişi
sayısının ise çok az olacağı tahmin edilebilir.
Çünkü 17 Aralık, AK Parti tabanında (Ce-
maat mensupları hariç) yolsuzluk operasyo-
nundan çok, darbe girişimi olarak algılan-
maktadır.
İstifacılarınbaşkapartilere
bir şeykazandırması zor
Diğer partiler açısından olaya baktığı-
mızda, herhangi birinin 17 Aralık sürecin-
de rüzgârı kendi lehine çevirebilecek bir
politika üretebildiğini söylemek zor. BDP
hariç, diğer partilerin AK Parti’den kopa-
cak seçmenler (ki bunlar daha çok Cemaat
mensupları) üzerinde bazı hesaplar yaptığı
da süreçteki söylemlerinden anlaşılmakta-
dır.Çeşitli iddialar olsa da Cemaat oylarının
hangi partiye ya da partilere yöneleceğine
dair şimdilik kesin bir bilgi bulunmamakta-
dır. İlaveten, bu oy oranının ne kadar oldu-
ğunu seçim öncesi kestirmek zordur. Ancak
AK Parti’den kopan Cemaat mensuplarının
-
herhangi bir partiye yönelseler bile- küçük
partiler dışında CHP ve MHP gibi büyük
partilere seçim başarısı elde ettirecek kadar
bir değişime neden olması zor görünüyor.
17
Aralık sürecinden sonra Hükümet ka-
nadının Cemaat’e yönelik “paralel yapı” id-
diaları ve seçimlerin de Hükümet-Cemaat
mücadelesine indirgenmesi sebebiyle, ön-
ceki dönemlerde oy vermediği halde diğer
partiler içerisinden AK Parti’ye destek çıka-
cakların da olacağını gözlemleyebiliyoruz.
Yani diğer partiler içerisinde Cemaat’e olan
olumsuz tavırları nedeniyle Başbakan’a des-
tek çıkacakların varlığından söz edilebilir.
Fakat bunun da etkisi, AK Parti’yi coştura-
cak kadar fazla değildir.
Benimtahminim
17
Aralık sürecinin dışında, bir seneyi
aşkın süredir devam eden Barış Süreci’nin
CHP dışındaki partilere, özellikle AK Parti,
MHP ve BDP’ye yönelik bir sonuç doğur-
ması mümkündür.Bu sürecin de politikanın
sahibi ve sürdüreni olarak daha çok iktidar
partisine yarayacağı tahmin edilebilir. Bun-
ların dışında, partilerin mahallî idarelerde
gösterdikleri adayların özellikleri de çok
önemli, fakat yazının başında da vurgula-
dığımız gibi, şimdilik tartışmalar başka bir
zeminde devam etmektedir.
Yukarıda yazdıklarımızdan sonra par-
tilerin ne kadar oy alacaklarını görmek
ister okurlarımız. Rakam vermeyi pek sev-
memekle birlikte AK Parti’nin yüzde 45,
CHP’nin yüzde 25 ve MHP’nin de yüzde
15’
in üzerinde oy alacağını tahmin etmiş
olalım. Bu, şu anlama geliyor: 2009 yılı
mahallî seçimlerine göre,iktidar partisi oyu-
nu arttıracak, fakat son genel seçimlere göre
rey bakımından kısmî bir düşüş yaşanacak.
Diğer partilerde ise gözle görülür bir deği-
şiklik olmayacak.
Yalnız şunu da belirtmek gerekir: Hâlâ
insanlar, seçimlerde kimin kazanacağını de-
ğil, 17 Aralık sürecinin nasıl sonuçlanacağı-
nı daha çok merak ediyor. Seçim sonuçları
da bu çerçevede yorumlanacak ve Cemaat-
Hükümet kavgası ekseninde tartışılacaktır.
Kavga devam ederken, mahallî seçilerin
akabinde çok daha zor seçimler bizi bekle-
mektedir.
msonuçlarınaetkisi