64
mart
2014
30
Mart
haber
ajanda
Murat İlkter
>> Gezi olaylarından beri biriken
stres ve gerilimin ana kaynağı elbette
Türkiye’deki muhalefetin beceriksizli-
ği. Halkın iradesine nüfuz edemeyen
muhalefet, normal olanı değil de sü-
rekli gayrı meşru yolları kullanmakta
ki bunun için muhalefet cephesini
mümkün olduğunca geniş tutup, her
vurucu gücü kendine yontmayla meş-
gul.
Bir tek amaç var: AK Parti’nin gü-
cünü Tayyip Erdoğan’dan ibaret gör-
düklerinden, onun imajını yerle bir
etmeye çalışmak ve buradan da meş-
ruiyet sorunu oluşturup Hükümet’i
yıkmak...
Meşruiyet sorunukim-
de?
İyi de, birinin aldığı oy yüzde
25,9’
ken diğerininki de yüzde 12,9.
Meşruiyet sorunu üretilebilirse, yıkıla-
nın yerine kurulacak hükümetin meş-
ruiyet sorunu olmayacak mı?
Oy niteliği bakımından biri kıyılara
sıkışmış, diğeri ise batı ve güney hat-
tındaki bazı kantonları elinde tutuyor.
Böyle bir dağılımla Ankara’dan öteye
hükmetmeyi nasıl başaracaklar? Böyle
bir güçten utanmayacaklar mı? Daha
da ötesini söyleyelim: Bunlara kim iti-
bar edecek, kim gerçek bir otorite ola-
rak görüp memleketin kaderine dair
yetki sahibi kılacak? Yoksa bunlar, “Ne
olursa olsun, biz iktidarı elde edelim de
devleti tekrar bürokratik oligarşi veya
jürokrasiye devşirince baronlar dilediği
gibi at oynatsınlar”mı diyorlar?
Hatta yöntem ve taktik konusun-
da işin artık şirazesi öyle bir kaçtı ki,
Meclis grup toplantılarında ana mu-
halefetin başındaki kişi bir tür DJ’liğe
soyunarak sürekli El-Cemaat tara-
fından montajlanarak kendine servis
edilmiş kasetler dinletiyor. İlginç olan
da şu ki, muhalefet, hem bu hizmeti
kabul buyuruyor, hem de Cemaat’i sa-
hiplenemiyor.
Her fırsatta takiyye
Pazarlığınhangişartlardayapıldığını
elbette bilemem, ama yarın öbür gün,
Cemaat tabiî ki yaptığı bu hizmetin
N
ASRETTİN
Hoca, “Hırsızın hiçmi suçu yok?”
demiş. Fakat aynı Nasrettin, “Ya tutarsa?” deyip
gölemaya da çalmaya kalkmış. Toplum, şu anda
bu algı içinde vemücadele de buminvalde...
Tarihe şöyle bir baktığımızda görülecektir ki,
ne zamanki muhafazakârlar iktidara gelmiş, her
zaman kendi içlerindeki Brütüsler tarafından hançerlenmiştir-
ler. Çünkü bu ülkenin evladı devlete tırmandığı zaman alaşağı
edilmesinin başka yolu yoktur. Bugün de devletin tümkılcal da-
marlarına sızmış bir örgütle karşı karşıyayız ve 30Mart 2014 yerel
seçimlerine böyle bir havada gidiyoruz, tabiî gidebilirsek...
karşılığını isteyecektir. Yoksa bu denli
harakiriye kalkmazdı. Fakat kendileri-
ni ne kadar kamufle etseler de,ne kadar
takiyye yapsalar da maksat, deve kuşu
misali bir türlü hâsıl olmuyor. Mevcut
olan güçlerini saklamak zorundalar ki
mevcut bürokratik ve sosyal etkilerini
sürdürebilsinler. Parti kurmamaktaki
ısrarları da buna işaret ediyor, oy vere-
cekleri kanalı açıklamamaları da. Bu-
nun izlerini göstermekten de imtina
etmiyorlar. Neymiş, “yerel seçimlerde
aday profiline göre oy vereceklermiş”...
Şunu diyemiyorlar: “Nerede olursa ol-
sun, AK Parti’nin karşısındaki en güç-
lü adaya oy vereceğiz.”
Bilmiyorum, belki de sandığa da
gitmeyerek, kendilerini “kararsızların”
arasına saklarlar.
Diğer bir yandan Hocaefendi’-
lerinin ülkeye teşrif etmelerine dair de
en ufak bir ipucu vermiyorlar. Bizatihi
Başbakan’ın çağrılarına da kulaklar
tıkanmış, aynı Kandil’in PKK tarafın-
dan bir komuta üssü gibi kullanıldığı
bu durumda, Pensilvanya da benzer
şekilde bir “savaş harekât merkezi”gibi
işlev görüyor.
Esas ilginç olan şu: Ne yaparlarsa
yapsınlar, mevcut anketlerde AK Par-
ti, istedikleri oranda yıpratılamıyor ve
varsayılan kayıplar da bir türlü CHP-
MHP koalisyonuna tekabül etmiyor.
O yüzden seçimlere kadar mevcut
edilmiş tüm kasetler, psikolojik ham-
le üstünlüğünü elinde tutmaya yöne-
lik servise hazır bekletiliyor. Hem de
bunlar öyle kasetler ki, rahmetli Muh-
sin Yazıcıoğlu’nun şehadetine yol aça-
nın bizatihi Başbakan olduğuna dair