61
mart
2014
>> Artık seçimler, ye-
relde ve genelde siyaset,
politik propaganda teknik-
lerinin, kamuoyu oluştur-
mayla ilgili stratejilerin
hat safhada kullanıldığı
bir mecrada seyrediyor.
Adaylar “farkındalık
oluşturmak” ve “imaj”
adına yöntemve teknik
arayışı içerisindeler. Kimi
tecrübesine, kimi genç ve
girişimciliğine, kimi mes-
leğine, kimi de ideolojik
arka planına güvenip, onu
önceleyen bir propaganda
yönetimi izlemekte.
Bu yönde bakıldığında,
kitle haberleşme araçla-
rının gündem -eskilerin
ifadesiyle efkâr-ı amme-
oluşturma noktasında
kümulatif anlamda bir
etkisinin olduğu ve sosyal
medyanın belirleyiciliğini
görmekteyiz. Bilgi tekno-
lojileri, erişimhızından
kaynaklı algı yönetimi,
kavramve tasvirlerin
yeniden oluşumu, kimini
olumlu kılma, kimini
olumsuz kılma noktasında
seçmen davranışlarını
etkisi altına alma gücüne
sahip durumda.
İnsan, alışkanlıkları-
nın çocuğudur” demiş
Mukaddime’de İbnHal-
dun. Alışkanlıklar, günlük
ahval, siyaset yapış tarzına
ister istemez etki eder
ve kendini bu alanda da
gösterir. Özal’ınmeşhur
kalemi, onun “hesaptan
anlayan” bir devlet adamı
olduğu algısını zihinlerde
kökleştirmiştir. Bu anlam-
da bürokrasiyle, hantal
yapıyla hükümet ettiği
süreçteki hamle ve strateji-
leri sonucunda aldığı yolu
anlamamızdamütemmim
olan fotoğraf, babacan
yapısıyla rahat, kendinden
emin görüntüsü ve elin-
deki kalemiyle ekonomi
üstadı, ekonomiye yön
veren, nizamkoyan, rol
belirleyen bir devlet adamı
portresidir. İmaj yönetimi,
ufak bir ayrıntı ve tamam-
layıcı unsurla zihinlerde
yer edecek düzeyde etkili
olmuştur.
Aynı dönemindeva-
mında gelenve ekonomi
profesörüolanTansu
Çiller’in toplumda kabule
şayanolmamasının sebebi,
içimizdenbiri olgusunu
toplumda yaygınlaştırama-
masıdır. Özal’ın toplumda
makes bulmuş bir görün-
tüsününolması, onun,
medya unsurları ile tüm
verileri seferber etmiş
durumdalar.
Giyimkuşam, aksesuar
uyumu, propaganda ve
tanıtımın yapılacağı yer
ve dinleyenlerin durumu
göz önünde bulunduru-
larak ön hazırlık, taktik ve
operasyonel hazırlık, tüm
adayların takip ettiği bir
metod haline gelmiştir.
Seçimstrateji merkezleri,
seçimkoordinasyonmer-
kezleri ve irtibat büroları,
partilerin bu yarışı sevk ve
idare ettikleri alanlar. Ev
toplantıları, esnaf ziyaret-
leri, STK ziyaretleri, ma-
hallemitingleri etrafında
belirlenen stratejik takvim
ve işlerlik...
Bakıldığında duygusal,
hissiyatının akliyatına
üstün geldiği bir Doğu
toplumu olarak, milleti-
mizin seçimlerde duygu
yönetimi için kamuoyu
oluşumu adına yapılan
çalışmalardan etkilendiği
görülmekte. Bu yaklaşım-
da hareket edenlerin, proje
ve analizmerkezli seçim
çalışması yapanların
önüne de geçebildiğini
görüyoruz.
Bütünüyle ele alınacak
olursa, öncesi ve sonra-
sıylamodernite ve bilgi
teknolojilerinin bu denli
hâkimolduğu ve günü-
müzde siyasetin iletişim
sahasında iyinin düşma-
nının en iyi olması gerek-
tiğini görmekteyiz. Bu
anlamda seçimlerin gün-
deminde, propagandanın
gündeminde promtar ve
hologramgibi şeyler artık
belirleyici etkiye sahip du-
rumda. Sadece gıcır gıcır
birtakım “laci” yetmiyor;
misyonsuz vizyon, etkin
propagandasız tanıtım
nakıs kalıyor. Bütüncül bir
yaklaşımla hareket eden,
sosyolojinin yanında
psiko-sosyolojiyi etkileyen
ve canlandıranlar daha
başarılı oluyorlar.
unutulmayanlar arasına
girmesine sebep olmuştur.
Geçmişler geleceğe, su-
yun suya benzemesinden
daha çok benzermiş. Eski
dönemetkili devlet adam-
ları ve liderlerine ve de bu
dönemve yakın dönem
siyasetçilerine bakıldı-
ğında da hitabet sanatı ve
retorik ilminin tüm ince-
liklerinin kullanıldığını,
kullanılmaya çalışıldığını
görmekteyiz.
Sözü tertil ile söyleyen
ve tavsiye eden bir Nebi,
raşit, mürşit halifeler,
belagat ilminin tümsırları-
nı öğrenmek için uğraşan
köklü devlet adamları...
Bunlar, yakın zamanda
ve şimdilerde siyasetle
ilgilenenlerin çalışmaları,
siyaset iletişimi, hitabet,
vücut dili adına bilinenler.
Turgut Özal ve Recep
Tayyip Erdoğan’ın, Hazreti
Ali’nin liderlik hamlelerine
ve hitabetine dair kitapları
eğitsel çalışmalarında
kullandıklarını, etkili ileti-
şimbecerilerinin gelişimi
için Nehc’ül-Belaga gibi
kaynakları okuduklarını
biliyoruz. Her devirde
seçmenle seçilen arasında
iletişimkanallarının diri
ve etkin olması için çalış-
malar yapılmıştır. Bilhassa
gelişmekte olan ülkelerde
toplum, liderde kendisini
temsil edecek keyfiyet
aramaktadır.
İçinde bulunduğumuz
bu tekno-propaganda
çağında ise artık bir şehrin,
bir ülkenin seçimsathı
mailine girilmesiyle her
alanda etkin ve canlı bir
çalışma yürütüldüğünü
görüyoruz. Adaylar, artık
vizyon, misyon, nosyon ve
proje ayağının ötesinde,
propaganda için evrensel
uygulamamodellerinin
iz düşümümesabesinde
işler icra etmekteler. Rakip
analizleri, avantajlı ve
dezavantajlı yönlerin be-
lirlenmesi, bilboard, basın,
yayın, medya ilişkileri,
dikkat çekici ve farkındalık
oluşturucu imaj inşa eden
faaliyetler…
Artık tümbunlar, belde,
bucak, merkez, büyük-
şehir adayları demeden,
bilhassa yerel seçimlerde,
tümülkede kullanılan,
tekrara düşme korkusuyla
sürekli revize edilen çalış-
malar halinde kendini gös-
termekte. Öyle ki muhtar
bile, etkili slogan ve akılda
kalıcı imaj peşinde.
Seçmen sadakatinin
olmadığı, yerel seçimlerde
ideolojik veya fayda odaklı
perspektifin benimsendiği,
tahlil edilmesi zor, demog-
rafik yapısı karışık yerler-
de durumdaha da farklı.
Artık adaylar kendileriyle
bile yarış halinde, sürekli
aktif ve aktüel bir tempoda
teknolojik imkân ve sosyal
Alpay Orman Şahin
İ
ÇİNDE
bulunduğumuzçağ,herşeyiyleteknolojinin,eşya-
nınhâkimolduğubirçağ.Hayatınheralanınanüfuzetmiş,
tesiri altına almış, kuşatmış durumda. Hal böyleyken, bu
işten siyasetin, yerel seçimlerin nasibdar olmaması mümkün
değil.
siyasaliletişim
Tekno-propaganda çağında
30
Mart
haber
ajanda