59
mart
2014
Prof. Dr. Bünyami Ünal
sevdiğim arkadaşım Tarık’ın an-
nesi çarşaflıydı.Yani çarşaf, bizim
için sadece Tarık’ın annesinin gi-
yinme biçimiydi. Bunun ötesin-
de başka bir anlam taşımıyordu.
Ürkmezdik onu görünce.
Şimdi sadece benim çocukluk
arkadaşlarımdan yalnızca bizim
apartmanda yaşayanları düşü-
nünce, ortaya çıkan gelişimi izah
etmekte güçlük çekiyorum. Bu
gelişimi ortaya çıkaran faktörleri
gerçekten tahmin edemiyorum
kendi kendime.
Çoğunun anne babasının
sosyo–ekonomik durumu yuka-
rıda izah ettiğim gibi olan, 12
daireli bir apartmandan bugün
itibariyle biri tıp, diğeri de zira-
at doçenti ve bir kurmay binbaşı,
bir baş komiser, bir uzman dok-
tor ve de bir belediye başkanının
çıkması hangi sosyolojik metotla
açıklanır ki Allah aşkına? İşte size
Türkiye’de olup bitenlerin özeti
ve “Nereye gidiyoruz?” diyenlere
bir ipucu…
Bu arada, mahallemizden bir
Massachusetts Institute of Tech-
nology (MIT) bir de İngiltere
doktoralı arkadaşlarımız oldu-
ğunu, özel bir bankada halen üst
düzey yöneticilik yapan, benimle
yaşıt kuzenim olduğunu söyle-
meyi de unutmuşum.
Türkiye’de
gelişiminözeti
Biz nasıl okuduk bilmiyorum
da, sadece bildiğimiz, anne ba-
bamızın bize söylediği o “büyük
adam olmak için” okumak ge-
rektiğiydi. Önümüzde kendisini
izleyeceğimiz rol modeller yoktu
gerçeği söylemek gerekirse. Ama
okuduk her nasılsa… Bana göre,
Türkiye’de olup bitenlerin özeti
bunun ötesinde bir şey değil.
Şimdi gelinen noktada, çocuk-
luk arkadaşlarımın hepsi anne
baba olmuş durumdalar, çocuk
yetiştiriyorlar. Mesela ben, üç
çocuk babasıyım. Çocuklarımın
ikisi, yoğun yabancı dil eğitimi-
nin verildiği özel bir kolejde oku-
yor. Küçüğü de yaşı geldiğinde
aynı okula gidecek. Çocukluk