58
mart
2014
30
Mart
haber
ajanda
>>Sözünüettiğimgelişimger-
çeği göz ardı edilerek bu memle-
kette politika yapılamayacağını
düşünüyorum. Hayatını hep
belli muhitlerde geçiren insan-
ların bu olguyu ıskaladıklarını,
yazdıkları yazıları okuyunca veya
konuşmalarını dinleyince hemen
sezinliyor ve üzülüyorum.
Her neyse, şimdi bizim ma-
halleye dönelim. Mahallede ya-
şayanların ekonomik durumu,
bir taşra şehri ortalamasının
biraz daha üzerindeydi. Mesela
benim babam erkek terzisiydi.
Hatırladığım kadarıyla arka-
daşlarımın çoğunun annesi de
benim annem gibi ev hanımıydı.
Mahallenin ekonomik durumu-
nu daha iyi algılamanız için şunu
söylemekte yarar var sanırım:
Koskoca mahallede otomobile
sahip olan aile sayısı ikiyi geç-
mezdi. Akrabalarını ziyaret için
köye gidenler hariç, tatile giden
hiçbir arkadaşımın olduğunu da
hatırlamıyorum.
Mahalle sakinlerinin eğitim
durumu da şehrin ortalamasının
hafif üzerindeydi. Mahallemiz-
de, Ertuğrul’un öğretmen olan
anne babası, Süha’nın doktor ve
Emre’nin de eczacı olan babası
hariç, arkadaşlarımın hemen
hemen hepsinin anne babası
benimkiler gibi ilkokul mezu-
nuydu. Bu muhitte tanık oldu-
ğum sadece iki gazete okuru
vardı. Bunlardan biri Milliyet
okuru olan Ertuğrul’un babası,
Yeni Türkiye’yi
anlama
kılavuzu
S
İZLERE
10-18
yaşları arasında yaşadı-
ğım, Anadolu’nun taşra şehirlerinden
birindeki mahallemizden bahsetmek
istiyorum. Konu, esas itibariylemahal-
lemizde şahit olduğummuziplikleri
hatıra kıvamında anlatmak değil, 1980-
1988
yılları arasında, 8-10 yaşında olan
çocukluk arkadaşlarımın bugün itiba-
riyle hayatlarını nasıl kazandıkları olgusu üzerinden
Türkiye’deki gelişimgerçeğini anlatmak... Türkiye’nin
gelişimgerçeğinin aydınlarımızca doğru anlaşılması-
nın toplumsal barışa katkı sağlayacağına inandığım
için bu yazıyı yazıyorum...
diğeri de Tercüman okuru olan
Murat’ın babasıydı.
Bildiğim kadarıyla mahal-
lenin politik eğilimi de
birçok taşra şehrinde
olduğu gibi merkez sağ
partilereydi.
Nereden
nereye?
Ramazan ayında ma-
hallemizde herkes oruç
tutar, gündüzleri anneleri-
miz birbirlerinin evlerinde
Kur’an okurlardı. Ramazan
akşamları babalarımızla beraber
Teravih namazına giderdik -ar-
kadaşlarımızla birlikte olmak
için-. Babalarımız için ibadet,
bizler içinse eğlenceydi bu na-
mazlar. Mahallemizdeki ailele-
rin çoğu kurban keserdi. Kur-
banların kesilmesi ve kesilirken
tekbirlerin getirilmesi, sanırım
tatlı bir anı olarak kalmıştır buna
şahit olan tüm arkadaşlarımın
zihinlerinde. Bayram namazları,
hacı uğurlama veya karşılamala-
rı, taziyeler ve mezarlık ziyaret-
leri de bizim için yemek içmek
gibi hayatın doğal parçalarıydı
sadece. Mahallemizdeki teyze-
lerin hemen hepsi, az veya çok
örtülüydü. Mesela benim en