56
mart
2014
S
Ayla Ağabegüm
ON
yıllarda siyaset şid-
dete dönüştü. Meclis
televizyonu naklen yayın
yapmasa da özel tele-
vizyonlar zaman zaman
bazı sahneleri veriyor.
Çok merak ediyorum,
bu sahneleri evlerinde
aileleriyle seyrederken
görüntüler onları rahatsız
etmiyor mu? Ya gençler
bizi örnek alırsa bu ül-
keyi nasıl sakinleştiririz,
diyebiliyorlar mı? Zaman
zaman acaba haberleri de
mi seyretmesem, devamlı
okusam, müzik dinlesem
ve ruhumu rahat ettirsem
diyorum.
Rahmetki Kabaklı
Hoca’nın çok sevdiği
siyasilerden biriydi Ali
Coşkun. Gönderdiği şiirle-
rin içinde yayınlanmayan-
lar olursa gönül koyardı.
Aradan yıllar geçti, İş
Dünyası Vakfı şiirlerini
Gönül Dilinden Yalınayak
Şiirler” diye yayınlamış.
Ak Parti Hükümeti’nin
milletvekili ve bakanların-
dandı. Kitapta siyasilere,
geçmiş yıllarda yazdığı
övgüler var. 2011 yılında
yazdığı “Adalet bumu?”
şiiri ilgimizi çekti, düşün-
meğe değer…
Dediler bu adaletin
çivisi çıkmış/ Dava açan
mağdur olup canından
bıkmış/ Yıllar süren dava-
lardan sonuç çıkmamış/
Ne çare kanun devleti
hukuku yıkmış.
Deme adalet mülkün
temeliydi hani/ İnan ki
kırk yıllık yani olmuyor
kâni/ Haklının hakkı
temeldenmi saklı yani/
Mağdura hakkı verilse
kim olur mâni”
Ali Coşkun kardeşimi-
zin 2014 yılında yazdığı
kınımızda olmayabilir,
ama hatıraları, hikayeleri
o kadar canlı ki! “Allah
okumamızı ve anlamamı-
zı kısmet etsin” diye dua
edelim.
Alexis Carel’in “Yarınla-
ra Doğru” kitabını yeniden
okurken çizdiğim bir pa-
ragrafı sizinle paylaşmak
istiyorum:
İnsanlar, ömürleri bo-
yunca biraz da şan şöhret
için didinip durur. Zanne-
der ki bunlardan birine
sahip olursa, bu emek ve
sıkıntılarının karşılığını
almış olacaktır. Oysa her
bakımdan çaresizliğin içi-
ne girdiğinin, yavaş yavaş
bittiğinin farkında değildir.
Ömrü boyunca elde et-
mek istediği ve kullanmak
için can attığı şeylerden
zevk alması güçleşecekti.
Ölmek üzere olan bir in-
san içinmutluluk, servet
anlamsızdır artık.”
Gerçeklerle düşünerek
yüzleşebiliriz. Düşün-
mediğimiz sürece iki
dünyamız da anlamsızla-
şacaktır...
siyasi şiirler varsa oku-
mak isterdim…
***
Montaj... Hayır, ben in-
celettimmontaj değilmiş...
İnceleyen uzmanların
isimleri... Bir başka ses...
Bakan savunması: Montaj
olduğunu hissediyorum...”
Konuşmalar uzayıp gidi-
yor, hislerle zanlarla meş-
gul edilen bizlere yazık
değil mi? Başbakanı seven
bir iş adamı çıkıp kesenin
ağzını açsa ve dünyanın
en emin kurumlarına
inceletip sonucu alıp bizi
de başbakanımızı da rahat
ettirse… Halk bağırmadan
kavgadan yoruldu, sığına-
cak sakin bir liman istiyor.
Hayatla mücadele eder-
ken gürültünün içinde
yaşamak istemiyoruz.
Sığınacak liman hadisler,
tasavvufî eserler, Yunus,
Mevlana…
Basralı Ebu Ali isimli
bir zat anlatıyor: “Basra’da
çok anlatılan bir veliyi
görmek istedim. Derviş
mesciddedir. ‘Ey derviş,
gönlün bir şey ister mi?’
dedim. ‘Kırk yıldır Allah
katına varmaktan başka
isteğimyoktur’ dedi. Ken-
disine ‘Biraz helva ister
misin’ dedim. ‘Sen bilirsin’
dedi. Biraz şekerli helva
getirdim önüne koydum.
Bunun gibi değildir’ dedi.
Ya nasıl helva istersin?’
dedim. ‘Helva odur ki, tâat
hurmasını alasın, kibir çe-
kirdeği ilacını alıp hoşnut-
luk zağferânını getiresin.
Bela ve meşakkat yağını
ona katasın. Safâ suyunun
üstüne koyasın. İştiyak
ateşinin altında yandı-
rasın. İhtiyat kepçesiyle
sulayasın. Şükür tabağına
koyasın. Ondan da bana
getiresin. Benim istedi-
ğimhelva budur. Kim bu
helvadan üç lokma yerse,
göğsünde şifa, gönlünde
nur, canında rahat olur!’
dedi, kalktı eteğini silkti;
Vah, ayrılık ateşiyle ne za-
mana kadar yanacağım?’
dedi ve gitti. Gözümün
önünde ayın bedir hali
gibi oldu, parladı, hayret-
ler içinde kaldım.”
Fazla söze gerek var
mı? Bu gün o veliler ya-
İNSANLAR,
ömürleri boyunca biraz da şan şöhret için di-
dinip durur. Zanneder ki bunlardan birine sahip olursa, bu
emek ve sıkıntılarının karşılığını almış olacaktır. Oysa her
bakımdan çaresizliğin içine girdiğinin, yavaş yavaş bittiği-
nin farkında değildir. Ömrü boyunca elde etmek istediği ve
kullanmak için canattığı şeylerden zevk alması güçleşecek-
ti. Ölmek üzere olan bir insan için mutluluk, servet anlam-
sızdır artık.”
Montaj...
Hayır,benincelet-
timmontajdeğilmiş...İnceleyen
uzmanlarınisimleri...Birbaşka
ses...Bakansavunması:Montaj
olduğunuhissediyorum...”
Konuşmalaruzayıpgidiyor,
hislerlezanlarlameşguledilen
bizlereyazıkdeğilmi?Başbaka-
nısevenbirişadamıçıkıpke-
seninağzınıaçsavedünyanın
eneminkurumlarınainceletip
sonucualıpbizidebaşbakanı-
mızıdarahatettirse…
Öğretmenin Günlüğü
haber
ajanda
yermisiniz?
Şekerli birhelvaolsa