54
mart
2014
WHAT IS
URBAN
?
Muhammed İkbal Bakırcı
30
Mart
haber
ajanda
BU MİLLETİN RUH DOKUSU,
HİÇBİR ZAMAN “UR-
BAN” İLE UYUŞMAMIŞTIR. BU DOKU UYUŞMAZLIĞI-
NIN NEDENİ, URBANCA DÜŞÜNMENİN KODLARIN-
DA YATAR.
Öldü,
unutuldu, ta ki…
Bizans İmparatoru I. Alexius dö-
nemiydi. Papa’dan yardım istendi.
Tüm Hıristiyan dünyasında etkili
olan biri için kritik öneme sahip bir
talepti bu. Söz konusu Papa, etkili
bir hatipti. Papalık görevinin yanı
sıra,Avrupa’yı kontrol etme idealleri
de vardı.
Bir adam, binlerce kişinin pür
dikkat dinlediği, tüyleri diken di-
ken eden konuşmalar yapıyordu.
Konuşmalarının birinde “Deus le
volt” dedi, her konuşmasında oldu-
ğu gibi yine “Tanrı öyle istiyor” diye
seslendi. Ortaçağ’ın en etkili konuş-
malarından biriydi bu Batı dünyası
için. Şöyle dedi: “Fakir olsun, zengin
olsun, tümHıristiyan dünyası didiş-
meyi bırakmalıdır. Kudüs’ü Müs-
lümanların elinden kurtarmak için
yardım etmeliyiz.” Ve ardından ek-
ledi: “Haç’ın emrinde ölen herkesin
günahları bağışlanacak.”
Bu adam, “büyük şeytan” diyor-
du Doğu dünyasını tarif ederken.
Doğu” kavramını kullanarak, Batılı
olmanın manasını tasarlıyordu din-
leyenlerin zihninde. Her konuşma-
sının içeriği buydu. “İpek elbiseler
giyinip, kıymetli eşyalarla, paha bi-
çilmez kumaşlarla, değerli taşlarla
yüklü develeriyle gelip insanlarımı-
zın ahlakını bozan bu günahkârlara
muhtaç olmamanın yolu, onların
üzerine büyük ordularla saldırmak
ve kutsal toprakları geri almaktır”
diyordu. Batı’nın artık bir bütün ol-
ması gerektiğini, Haç’ın gölgesinde
birleşme vaktinin geldiğini telkin
ediyordu.
Bu çağrıya 60 ile 100 bin civarın-
da eli kılıç tutan Hıristiyan olumlu
cevap vermişti. Batı dünyası, böy-
lesine büyük bir ordu görmemişti.
Kudüs’e ulaşan derme çatma Hı-
ristiyan ordusu, profesyonel İslam
ordusu karşısında her ne kadar çok
zayiat vermiş olsa da kuşatma başa-
rılı olmuş ve Kudüs, Hıristiyanların
kontrolüne geçmişti. O adam ise bu
savaştan 2 hafta sonra öldü ve unu-
tuldu.Ta ki 1881 yılında Katolik Ki-
lisesi tarafından “Papa Urban” adıyla
kutsanana kadar...
İllüzyonist bir tarif,
bir hokkabaz hilesi
Urban, daha sonra Batı için bir
değer haline geldi. Haçlı seferleri-
nin fitilini ateşleyen kişiydi sonuçta.
Hatta “Batılı olma bilincinin mi-
marıydı” desek yeridir. Hıristiyan
Avrupa’nın yayılmacılığını inşa
eden, hayata geçiren bir ideolog ve
bu amaçla algıları yönlendiren ade-
ta bir illüzyonistti. Bir cepheyi inşa
edebilmek için başka bir cepheye sa-
vaş ilan edebilmenin inkâr gücüydü
Urban.
Böylelikle Urbanca bir fikir dün-
yası ile şekle giren Batı, saldırı üze-
rine kurulu bir altyapıya sahip oldu
bugün. Biz ise bu güzel ülkenin gü-
zel insanları olarak medeniyetimi-
zin can parçacıklarıyız. O nedenle
medeniyetimizin nuruna tül çeken
fikrî mücadele yöntemlerini bilmek
zorundayız. Gölge manalar içeren
kelimelerden haberdar olmamız ge-
rekir.
Vakti zamanında Batı, kendini
konumlandırırken önce kâbusundan
uyandı, sonra bir çeşit “Doğu tarifi”
yaptı. Böylece tarif ettiği Doğu’nun
aksi istikametinde yolculuklar ya-
pılası bir mekâna konumlandırdı
kendini. Batı’nın tarifleriyle dünyayı
anlamaya çalıştığımız günlerde, tüm
kelimelerimiz Batı’nın algı evrenin-
den alıntı olduğu için biz de güneşi
bulmak niyetiyle “batı”ya gider ol-
duk. Ne var ki bu da olmadı, hem
gidemez olduk, hem bulamadık.
Çünkü bu milletin ruh dokusu, hiç-
bir zaman “Urban” ile uyuşmamıştır.
XI
.
YÜZYILIN
sonları, yine Filistin
topraklarıydı tümdünyanın göz
bebeği. 6. yüzyıldan beri Hıristi-
yan hacılar, bu topraklara ibadet
içinmisafir olarak geliyordu. Böl-
geyi kontrol eden Selçuklu, artık
Bizans’ı da tedirgin ediyordu. İs-
lamdünyası hızla yayılıyordu kıta kıta. Hıristiyan dünyası ise,
üzerine serpilmiş ölü toprağının etkisinden kurtulamıyordu.
Cehalet, sefalet, dağınıklık, başıboşluk peşi sıra gidiyordu. O
günlerde dünya tarihi için çok önemli bir adımatıldı…