50
mart
2014
30
Mart
haber
ajanda
Mesela,
One minute!” diyebilmiş, “İsrail’e özür diletmiş”, “terörü durdurmuş”
bir kahramana böyle saygısız laflar kullanırsanız, samimiyetsiz olduğunuz he-
menortaya çıkar. Yahukardeşim, başkasına “hırsız” diyerekhırsızlıkyapmaya-
cağınızı nasıl garanti edersiniz? Üstüne üstlük Mustafa Bey’i “Yolsuzluk yaptı”
deyippartidenatacaksınız, sonrada İstanbul adayı yapacaksınız…Şahsenben,
kendimi “sazan” yerine konmuş hissediyorum. Mansur Bey’in durumu peki?!
MelihBey’e bundan daha iyi bir kıyak, vallahi benimaklıma gelmiyor.
Siyasi hareketlerin temel dinamiği
ümit”tir, bir başka ifadeyle de “beklentiler”.
Beklentiler, şahsî olabileceği gibi köy, aşiret,
ülke, ırk, din gibi saiklerle de olabilir. Bek-
lentilerin karşılanması ayrı bir mesele, yöne-
tilmesi ise ayrı bir meseledir. Beklenti veya
ümidin bitişi, siyasetin bittiği yerdir. Hem
vatandaş, hem de siyasiler buna çok dikkat
etmelidir. Bugünlerde bununla ilgili bir teh-
like söz konusu…
Kazım, niçinafiş
asmıyorsun?”
Nazım Hikmet, Kurtuluş Savaşı ile ilgili
şiirinde Kartallı Kazım’ı yazmış. Kazım’ın,
savaştan önce neyse savaştan sonra da o ol-
duğunu veciz bir şekilde ifade etmiş. Peki,
insana sormazlar mı “Biz niye savaştık o
zaman?” diye? Kazım’ın beklentileri eğer
karşılanmamışsa, bir daha onu savaşa gö-
türebilir misiniz? Ha, evet!.. Eğer herkesin
beklentisi karşılanmamışsa sorun yok. De-
mek ki boşuna savaşılmış...
Savaştan yorulana kadar savaşılabilir. Ya
bir de birileri savaş zengini olmuşsa, o za-
man ne diyeceksiniz? Kazım yerinde say-
mış, çocuğu da Kazım’ın kaderine mahkûm
olmuşsa, o zaman “Ya Kazım, niye afiş as-
mıyorsun, niçin sandık beklemiyorsun?” di-
yebilir misiniz?
Siyasî meselelerde kişisel beklenti ve
menfaatler gizli gizli yürütülür. Kitleleri
harekete geçirense ulvi beklentilerdir. Ülke-
mizde şimdiye kadar tek başına iktidar pek
sık görülmediği için, beklentiler, uzun süre
ayakta tutulabilmiştir.
Muhalefet açısındaseçim
Bir MHP’li, MHP için neden çalışır?
Hiçbir zaman tek başına iktidar olma-
dığı için, ulvi olarak kabul ettiği davayı
MHP’nin başarıp başaramayacağını test
etmemiştir. Güçlü ortak döneminden sonra
MHP barajın altına inmiş, ama bu beklen-
tiler de diğer partilere kanalize edilemediği
için, başarısızlık, unutularak tekrar MHP’ye
geri dönmüştür.
CHP’dense halkın aslında çok beklen-
tisi var. Bu beklenti, aslında eğitim sistemi
ve ders kitaplarıyla pompalanıyor. Aslında
yalan yanlış bilgiler de yok değil. Ama he-
piniz eminim hatırlarsınız ki bu sistemde
ilk şeker fabrikası”, “ilk dokuma fabrikası”,
Türk Tarih Kurumu, Türk Dil Kurumu, ilk
üniversite, Orman Çiftliği, inkılaplar, altı
ilke gibi o dönemin icraatları, dini kitaptan
pasajlar gibi öğretilir, ezberlettirilir. Bunları
bilenler sınıf geçer, üniversite kazanır; bile-
meyenlerse -af edersiniz- ayvayı yer. Bu ez-
berleri güçlü olan hafızlar, ülkede merkezi,
yani güçlüleri meydana getirmiştir.Diğerle-
ri ise benim gibi periferide takılır.
Gelin görün ki “demokrasi” denen te-
ferruat, parmak sayısına baktığı için ezberi
iyi olmayanların sayısı çoktur ve merkez de
bunları önemsemez. Onların beklentileri-
nin farkında bile değildir.Farkında olmadığı
VE
kavga bittiği zaman,/ Ne çiftlik sahibi oldu, ne apartıman./ Kav-
gadan önce Kartal’da bahçıvandı,/ Kavgadan sonra Kartal’da
bahçıvan.”
Lokman Ayva
*