48
mart
2014
Kapak 2 Dosyası
haber
ajanda
dedirtmem!” savunması arasında süren bir
örtülü savaş”tır.
30
Mart: Halkı kimikna
edecek?
Peki, Recep Tayyip Erdoğan çıplak kral
olmadığına ve devleti de çıplak gezdirmeye
niyet edenlere izin vermeyeceğine halkı ikna
edebilecek mi? 30 Mart, hem krala, hem de
devlete elbise biçme töreni midir, yoksa El-
Cemaat’in iddia ettiği gibi bu tarihte “Kral
çıplak!” denecek midir?
Şahsî kanaatim odur ki, konunun kral mı,
devlet mi olduğuna hem bu konuda “ka-
rarsız kalanlar”, hem de bu tür durumlarda
tecrübeli olan kararsız seçmenler karar vere-
ceklerdir. Evet, bir istikrar ve istiklal söz ko-
nusu, ama bundan herkesin kastettiği anlam
ve bağlam farklı. Buna neden olan üslup ve
usul de Sayın Başbakan’dan kaynaklanıyor,
çünkü istikrar ve istiklali tanımlamıyor.
Seçmen,istikrardan her zaman ekonomik
istikrarı, istiklalden ise devletin bekasını an-
lamaktadır. Bu anlayış, Sayın Başbakan için
yeterli midir bilemem, ama kesin bildiğim
tanımı yapan bir usta var: “Sandık...”
Sandıktankentmi çıka-
cak, devletmi?
Kent istikrarı ve devlet istiklali seçimi
olacak “30 Mart Yerel Seçimleri”. İstikrar
vurgusunu neden devlet değil de kent ile
anlamlandırıyorum? Çünkü bugüne kadar-
ki yerel seçimin kendine özgülüğü, ilk defa
sınırları belirsizleşen ve seçmenin kafasını
karıştıran bir sürece girdi. Kararsız seçme-
nin dışında taraf olan seçmenin de içinden
kararsızlığa savrulanlar oluşmaya başladı.Ne
demektir bu? Kararsızların sayısı artabilir.
AK Parti’nin iç hesaplaşma ve özeleştiri
yaparak ilk hatırlaması gereken, stratejik
seçmen profilinin kararsız seçmen olduğu
gerçeğini tekrar gündeme almaktır. Yani
AK Parti, “kurucu seçmen” diyebileceğimiz
kararsız seçmenin geçmiş seçimlerde aldığı
rolü güncellemelidir. 30 Mart seçimlerin-
deki vicdan ve avantaj, bu kararsız seçmen
kitlesidir.
Bu bağlamda Sayın Başbakan’ın seçmen-
den, yerel seçimi genel seçim olarak algıla-
masını beklemek ve onu bu pozisyona it-
mesi ve adayı unutturacak düzeyde parti ve
devlet bekası ekseninde bir “karar” aşaması-
na getirmesi, beraberinde bir risk getirecek-
tir: Kararsız seçmen, kararlı bir şekilde sandığa
gitmeyerek, bu sefer kararsızlığını yerel seçimde
tekrar edebilir.
Değişenbir şeyolurmu?
Oysa AK Parti, kuruluşundan bu yana
istikrarını ve verimliliğini kararsız seçmene
borçlu olmuştur her zaman. Çünkü kararsız
ülke kayıt dışı paylaşımlarda bulunur ve bu,
devlet geleneğine uygun yöntemlerle, güven
duyulan bir ekiple icra edilir” demesi isteni-
yor. Doğrusu bu talep ve baskı da büyük bir
cesaret…Bu, Fethullah Gülen’in boyunu da
aşan sularda yüzmesi demek. Başbakan’ın
İstikrar ve istiklal savaşı veriyoruz!” dilin-
de gizlenen özne, sanırım bu anlamda bir
devlet sırrıdır. Sanırım izah edemeyeceği bir
örtülü yönetim, deşifre olduğu için oldukça
zor durumdadır.NitekimSayın Başbakan’ın
Halkbank ile ilgili yaptığı açıklama da na-
zikçe bu tarz bir zor duruma vurgu yapmış-
tır.
Sayın Başbakan, “Ambargo kararı alın-
masına ve altında birçok ülkenin imzası ol-
masına rağmen, bir yolunu bulup bu kararı
delerek ticaret yapmaya devam eden ülkeler
varken, biz, eli kolu bağlı durup, olup biteni
mi izleyeceğiz?” demişti. Bu dil, örtülü yö-
netimin ipucunu açıkça vermektedir. Ancak
görünen o ki, hem ipin ucu kaçmıştır, hem
de ipin ucunu tutan, onu Başbakan’ın boy-
nuna dolamak istemektedir. Dolayısıyla bu
savaş,“Kral çıplak!”iddiası ile “Devlet çıplak
17
Aralık sonrası, yakın gün-
dem olarak Cumhurbaşkan-
lığı ve genel seçimler konu-
şulacaktır ve Erdoğan’sız AK
Parti ihtimali, uzak tehlike
olarak “sadece” beklenecek-
tir. Ancak uzak gündem ola-
cak “Yeni Türkiye için yeni
AK Parti” arayışları, kısa sü-
redeNurculuk-Milli Görüş ze-
mini dışında politik dindarlık
kurmaya aday iki hareketle
karşılaşacaktır: Laik İslamî
hareketler ve muhafazakâr
ulusalcılık...