47
mart
2014
bugün montajlı veya montajsız konu para-
dır; ancak yarın konu PKK, Ermeniler, Su-
riye, faili meçhuller de olabilir. Başbakan’ın
izah etmek durumunda bırakılacağı nice
nice mevzular çıkabilir. Ancak Başbakanlık,
millî iradedir, devletin kokpitidir, toplumun
-
itibar noktasında- yatak odasıdır. Buna
mecbur bırakılması oldukça tehlikeli bir te-
vessüldür. İşte bu minvalde, peki ya bir Ho-
caefendi, bir El-Cemaat lideri hangi iradeyi
temsil etmektedir? Onun da, toplumun ona
emanet ettiği bir örtülü yönetim makamı
var mıdır? Millî iradenin neresinde durur
bir Hocaefendi?
Sanırım bir yanlış anlama var ve bu dü-
zeltilmelidir. Peki, bir başbakan, “Devlet
çıplak dedirtmem!” maskesiyle acaba örtülü
ödenek ve örtülü yönetimi kendi şahsî çı-
karları için kullanabilir mi,bumümkünmü?
Çok açık söyleyeyim, bu mümkün değildir.
Bugüne kadar da bunu başarabilmiş kimse
yoktur. Çünkü buna izin veren devlet, zaten
çıplak olmadan önce “devlet değildir”.
Başbakanların kral olmasına devlet gele-
neği izin vermez. Ticarî suiistimaller, örtülü
ödenek veya örtülü yönetimde olmaz. Bu-
nun tek yolu, bildiğimiz ve toplum önünde
cereyan eden klasik rant bandıdır. Yasal da
olsa, bir rantı inisiyatifle paylaştırmaktır.
Görünen o ki, 17 Aralık’ta “Kral çıplak!”
sloganı kullanılmış ve mevzu, “rant” kod-
lu girilmiş fakat kısa sürede hedef, “Devlet
çıplak!” rengine bürünmüştür. Başbakan’dan
kendisini aklama adına da olsa örtülü yöne-
timi deşifre etmesi istenmektedir.
Örtülüsavaş
Örneğin, Başbakan’ın çıkıp “Kayıt dışı
devletlerin örtülü ödenekleri ve örtülü yö-
netimleri vardır. Bazı özel konularda birçok
Seçmenin, “ekonomik istikrar”
ve “demokratik güven” krize gir-
medikçe AK Parti’den vazgeçme-
yeceği ortadayken ve duygusal
açıdan kimsenin aklına Fethullah
Gülen-Recep Tayyip Erdoğan dü-
ellosu gelmezken, yaşananlara
Sayın Başbakan’ın “istikrar ve is-
tiklal savaşı” stratejisiyle yaklaş-
ması, Türkiye’nin yeni hareketle-
re gebe, hatta belki doğuma ha-
zırlandığı anlamına gelmektedir.