46
mart
2014
yolsuzluk”içinde olmak değil, aksine “örtü-
lü yönetimi deşifre etmek” durumunda kal-
mak anlamındadır. Muhalefet, Başbakan’ın
yolsuzluğunu ispatlamaktan çok, bir devlet
adamının yapmaması gereken hatayı yaptır-
mak istemektedir.
17
Aralık tarihi, bu bağlamda Başbakan’ı,
sadece “seviyor-sevmiyor” repliği gibi “yol-
suzluk var-yolsuzluk yok” papatya falını
aşmayan algı yönetiminden çok daha öte,
yakın ve uzak gündemleri kendi içinde yu-
valayan “politik dindarlığın ifşası” ile “dev-
letin örtülü yönetiminin ifşası” arasında bir
ikileme sokmuştur.
Başbakan, ya “politik dindarlığın ifşası”nı
tercih edip bir dindar hareketin güçle bu-
luşunca gelebileceği noktayı deşifre ede-
cek, aldatıldığını söyleyip toplumdan özür
dileyecek ve bir daha (en az 50 yıl) İslamî
söylemlerin masumiyetine gölge düşürse
bile “politik dindarlık” dönemine gireme-
yecek ya da montajlanmış kasetlerin ger-
çeğini izah ederek devleti örtülü yönetme
tekniğine toplumu tanık ettirecektir. Bu da
bir anlamda, kendi eşini sokaklarda çıplak
gezdiren adam (!) gibi devletini çıplak hal-
de uluslararası arenada gezdirmek anlamına
gelecek gerçeği paylaşacak demek olur.
Başbakan, devleti
muhafaza etmiştir
Başbakan bu ikileme düşmüştür ve çabuk
karar vererek kendi tercihini yapmıştır.Her-
kes onun için “Kral çıplak!”dese bile, o buna
katlanacak ve “Devlet çıplak!” dedirtmeye-
cektir. Bu, Recep Tayyip Erdoğan’ı büyük
lider kılan baş meziyetlerinden olacaktır ve
tarih bunu böyle kaydedecektir. Ancak bu
ikilemde, bu tercih sebebiyle AK Parti’yi,
yakın gündem, uzak tehlike” ve “uzak gün-
dem, yakın tehlike” ana başlıklarında analiz
edeceğimiz büyük riskler beklemektedir.
Her şeyden önce 17 Aralık’tan bu yana
yaşananlar, politik dindarlık kadrajında
durduğu şekliyle yakın tarihimizde önder
ve mirasçı esinleme örneklerinden en po-
püler olan ve Nurculuk ve Milli Görüş ola-
rak şöhret bulmuş, merkezinde de dindarın
iktidar algısı olan iki önemli sosyal yapının
sonunu getirecektir.Toplum, uzun yıllar ce-
maat, tarikat, İslamî hareket, sufî meşreplik,
tefsir dersleri, gönüllü hareket, hizmet gibi
masum çabaları olağan şüpheliler listesinde
tutacaktır. Toplum, “En masumunuzu ve
gönüllü olanı gördük!” gerekçesine sığınan-
ları uzun yıllar “güce talip sivil çaba” olarak
tanımlayacaktır.
Başbakan’ın “politik dindarlık ifşası” so-
nucunda, son elli yılın “İslamî Hareket/
İslamcılık” bağlamındaki birikim, kendi
bağlamından koparak kayıp zamanlar tü-
neline girecektir. Neden? Devletin geleneği
Kapak 2 Dosyası
haber
ajanda
Başbakan’ın “İstikrar ve is-
tiklal savaşı veriyoruz!” di-
linde gizlenen özne, sanırım
bir devlet sırrıdır. Ve sanırım
izah edemeyeceği bir örtü-
lü yönetim, deşifre olduğu
için oldukça zor durumdadır.
Nitekim Sayın Başbakan’ın
Halkbank ile ilgili yaptığı
açıklama da nazikçe bu tarz
bir zor duruma vurgu yap-
mıştır.
ve örtülü yönetimin (örtülü ödenek demi-
yorum) bekası için. Bu durumda yapacak
bir şey yok; bu bir tercih, bir sorumluluk…
Bu, dünyada ve ahirette hesabı verilecek, ki-
şiye özel bir karardır ve Başbakan da kara-
rını vermiş, devletin örtülü yönetimini ifşa
etmek yerine politik dindarlığı ifşa etmeyi
tercih etmiştir.
Peki, yaGülen’in tercihi?
Peki, ya Fethullah Gülen’in tercihi? “Kral
çıplak!” iddiasıyla “Yanılıyorsam haneme
ateşler salınsın” bedduasıyla başlayan ve bu
kadar devletçiyken devletin örtülü yöneti-
minin deşifresini göze alan bu ısrarını neye
yoracağız?
Daha yerinde bir soru soralım… Başba-
kan’ın,makamı gereği “örtülü yönetim”gele-
neğini deşifre etmesini bekleyemeyiz. Krip-
to telefonunda aklınıza gelebilecek ticarî,
siyasî ve askerî birçok konuşma var. Evet,