41
mart
2014
Prut veya Haçova Savaşı’ndan beridir ilk
kez Anadolulularca hezimete uğratıldı-
lar. Bu yenilgi üzerine Almanya, müttefiki
İngiltere’ye “Ben yenildim, sıra sende...”
dedi. Şimdi, topyekûn savaş başlıyordu, yani
dünya kapışması... Gezi’den mağlup çıkan
Şansölye’nin imdadına yetişmek ve ilk sava-
şıngalibine haddini bildirmeküzereBatı’nın
büyük patronu Majeste sahaya indi. İşte, 17
Aralık’ta düğmeye basan Londra, aciliyet
kesbeden işi ofisboyu olan ABD’ye havale
etti ancak ABD’nin iktidarında Cumhuri-
yetçiler yerine Demokratların olması sebe-
biyle mevzubahis iş, “One minute!” Mavi
Marmara ve özür konularıyla Türkiye’ye
lanetli bir hınçla dolu olan Tel Aviv’e ihale
edildi.Böylece,Üçüncü Savaş’ın İtilaf Dev-
letleri birliklerini resmi olarak deklare etmiş
oldular. Tabii bu arada söz konusu birliğe
Şansölye de katılmıştı. İşte, bu sebeple Tür-
kiye ilk kez tek başına ve bağımsız olarak
hareket ediyor, Erdoğan bir Evlad-ı Fatihan
akıncısı gibi halkından başka herhangi bir
güç tarafından desteklenmiyor; arkasında
ne Şansölye var, ne Majesteleri… Ona so-
rarsanız, “Bizim de Allah’ımız var!” diyor; o
kadar...
Burada şu noktaya dikkat çekmek lazım:
Birinci Dünya Savaşı sonunda, Anadolu’da
kurulacak devletin taşeronluğunu Selanikli-
lere verenMajesteleri’nden,“Üçüncü...”yani
Postmodern Fetret” sonunda kurulması
planlanan “Yeni Devlet/Yeni Türkiye”nin
ihalesini kimin alacağı önemliydi. Yani
1923’
te kurulan “Lozancı Cumhuriyet”in
derin devleti olan Sabetayist rolünü, şimdi
kim üslenecekti?! Çok geçmeden o da belli
oldu ve rolü, “Sahte Museviler” yerine biz-
zat “Hakiki Museviler” sırtlandılar. 2023 ile
2123
arası için plânlanan“Yeni Cumhuriyet”
organizasyonun patronu olmak az şey değil-
di Yedi Kollu Şamdan’ın sahipleri için, zira
içinde bulunduğumuz Yüzyıl’ın rahminde,
Arz-ı Mevud’un kuvveden fiile çıkması için
atılacak en büyük adımı saklıyordu.
Yalnız bir pürüz vardı. Gireceği sava-
şı mutlaka kazanmak ve “Van Minit”inin
öcünü almak niyetinde olan “Yedi Kollu
Şamdan”ın ışığının aydınlanmışları bu se-
beple işi Yahve’ye bırakmadılar. Büyük pat-
rondan önce, silâh yardımı talebinde bulun-
dular.Bu talebe karşılık,Washington’un hiz-
metindeki “Hizmet”, “Güneydeki Ülke”nin
hizmetine verildi. İşte, yukarıda belirtilen
taraflardan Erdoğan Çelebi, en azından 7
Ocak’tan bu yana, ayna gibi besbelliyken,
yeni fetretin diğer tarafı olan “Prens Gülen”
de belirlenmiş oldu.
17
Aralık’taki “Brütüs Saldırısı”yla başla-
yan “Şehzadeler Savaş”ı sürüyor.Bu savaşta-
ki ilk muharebe, 30Mart’ta seçim sandıkları
saldırısıyla sonlanacak. Seçimlerde alınacak
sonuçlar, ikinci aşamayı belirleyecek ve bu,
Cumhurbaşkanlığı seçimine dek sürecek.
Birinci ve İkinci Fetret sonunda galip olan
tarafa sponsor olan güç, kurulan yeni dev-
lette etkinleşerek derin yapıyı oluşturmuş
ve garip kalan toplumu, hususi terzihanele-
rinde kesip biçerek kendi hükümranlıkları-
na ram etmiş hatta bağımlı bir birlekteliğe
mecbur kılmıştı. Şimdi, Üçüncü Fetret mü-
cadelesinde de aynı kaderi yaşayacak olan
Türkiye’yi aynı yazgı bekliyor.
Bir kez ve toplu olarak söylemek gerekir-
se... “Birinci Fetret”te şehzadeler, kendileri-
ne destek veren devşirme paşaların güçleri
orantısında yenmiş veya yenilmiş, sonun-
da da emaneti götürüp Çelebi Mehmet’e
teslim etmişlerdi; doğal olarak, “Yeni
Osmanlı”yı şekillendirmek de o ve destek-
çi paşalarının tekelindeydi. “İkinci Fetret”te
ise Almanistler kör kurşuna hedef olmuş,
İngiliz atına oynayan Mustafa Kemal ve ta-
raftarları mücadeleyi kazanmışlardı. Taraf-
tarlar arasında, Majestelerinin yüce arzusu
gereğince, Kriptojudik’ler başat rolü oynu-
yorlardı. Onların başat olduğu “Yeni Devlet
yani Lozan Cumhuriyeti”nde aradan ge-
çen doksan yıllık zaman diliminde, “İkin-
ci Fetret’te galip çıkanlar ve onların “Co
Starring”leri olarak bizim, “Selanikliler”de-
diğimiz Kriptolar, Anadoluluları (Türkmen,
Kürt, Alevi…) mutlu edemediler.Ve geldik
bugüne…Şimdilerde, yeni bir fetretle başka
bir mücadeleye tanık oluyor Anadolulular.
Bu kavganın tarafları olarak sahada, isimleri
bayraklaştırılan “şehzadelerden biri, İngiliz
atına oynayarak Mustafa Kemal’e, diğeri
Anadolu’ya oynayarak Abdülhamit’e benzi-
yor. Bir bakıma, “İkinci Fetret” başlamadan
hal edilerek saf dışı edilmiş olan Abdulha-
mid,bu kez,“31Mart Hadisesi”nde,“kardeş
kanı dökmemek saflığı”na kapılmamış ve
çapulcuları” bir darbeyle darmadağın etmiş
galip bir güç olarak, savaşın değil milletin
kaderini değiştirmek için, bayrağı kapıp
meydana fırlamış görünüyor. Onun için di-
yoruz ki, bir kısım Anadolulular, anlamakta
zorlansa ve kendilerine bir “sahip” arama
telaşı içinde “İngiliz Muhibbi” veya “Ame-
rikan mandacısı” hatta Alman dostları, “Ya-
hudi de insan değil mi?” diyenler de olsalar,
Anadolu’nun ana damarı, bu kez mavi değil
doğal renginde, kırmızı akıyor; Anadolulu-
lar, “gerçek bağımsızlık” yolunda, inanmış
müminler olarak “Abdulhamid”in yanında
saf tutuyorlar. Galiba, bu kez Abdulhamid
de inanmış kendi gücüne, ki kanatimizce en
önemlisi de bu...
Yol gider 2023’e
Bugün itibariyle “Postmodern Üçüncü
Dünya Harbi”ndeki yeni Erdoğan, “Gü-
neydeki ülke”nin fiilî desteğini alan karşı
güce karşı önde gidiyor. 30 Mart’ta alına-
cak sonuç, ülkenin kader yolculuğunu iki
ayrı güzergâhta devam ettirecektir kanaati-
mizce. Söz konusu iki güzergâh, AK Parti
açısından alınacak olumlu veya olumsuz
sonuçlara göre kuvveden fiile geçecektir.
Eğer AK Parti, bu seçimden zaferle çıkarsa,
rakiplerinin bozulan moralleriyle birlikte,
iman tazeleyen Anadolu halkı” bunaltıcı
toz duman arasında Nisan, Mayıs ve Ha-
ziran aylarını atlatarak öz şehzadesini yani
Erdoğan’ı Cumhurbaşkanı yapacaktır. On-
dan sonrası için 5+5 yıl müddetince “Çan-
kaya Tahtı”na oturacak olan Erdoğan, nihai
zaferi kazanmış olarak, 2023’te çok istediği
sivil anayasayı Meclis’ten geçirterek ülkenin
yeni kurucu babası” olarak tarihe geçecek-
tir. Bir süre önce, “Hedef 2023” diyen Er-
doğan, ortaya koyduğu ideallerine ulaşacak
ve dünyanın ilk on ekonomisi içine soktuğu
devletin hayırla yâd edeceği sadrazam ve
sultanlar albümüne girecektir.
Yok eğer, AK Parti, 30 Mart seçiminde
olumsuz bir sonuç alırsa yani oy oranı yüz-
de otuz sekizin altına düşerse, yine birinci
parti unvanına sahip olsa bile, kanaatimiz
odur ki, Erdoğan Çelebi, “Son Şehzade
Savaşı”nı, göreceli olarak kaybetti demek-
tir. Doğal olarak, her mağlup şehzade gibi
onun sonu da “yay kirişiyle boğulmak” ola-
caktır. Bu durumda Şehzade Gülen, kendi-
sine sponsor olan güçlerle el birliği yaparak
Yeni Lozancı Cumhuriyet”in temellerini
atmak için harekete geçer; 10/24Ağustos
Cumhurreisi’ni ve akabinde hükümeti kur-
mak ona düşmüş demektir. Bu tür “Lozancı
Cumhuriyet”lerin tek ortak özelliği de, ül-
keyi “bağımlı” hâlede tutmak/getirmektir.
2023
ile 2123 arası için plânlanan “Yeni Cumhuriyet” organizasyonun pat-
ronu olmak az şey değildi Yedi Kollu Şamdan’ın sahipleri için, zira içinde
bulunduğumuz Yüzyıl’ın rahminde, Arz-ı Mevud’un kuvveden fiile çıkması
için atılacak en büyük adımı saklıyordu.