38
mart
2014
Kapak 1 Dosyası
haber
ajanda
Rus Romanof ’tu) neredeyse dünyanın ta-
mamının yakınına parselasyonunu yapma-
sı karşısında kabaran iştahını tatmin için
Kolonyalizm macerası”na girişmek istedi.
Prusya liderliğinde bir araya gelen şehir
devletleri, 1870 yılında Alman Birliği’ni
kurdu ve Şansölye Otto von Bismarck
adındaki bir prens de bu birliğe ebedi
amacını göstererek, bu amacın birinci du-
rağına “Ostpolitisch” adını verdi. Bu plânla
sömürge avına çıkılacaktı. Aynı yıllarda
ni mağlup etmeye uğraşırken, zaman aktı
ve nihayet 1412’de Çelebi Mehmet, kar-
deşlerinin hepsini yendi ve yıkılan devleti
yeniden ayağa kaldırdı; hatta buna ayağa
kaldırdı değil de “kurdu”dersek, isabetli bir
tespit yapmış oluruz...
Devletimizi yıkan “İkinci Fetret
Devri”ni 1914-1924 arasında yaşadık. Bu
Yıkık Devir”de tıpkı birincisi gibi yine on
yıl sürdü. Bu devrin Timurlenk’i ise Birinci
Dünya Harbi’nin İtilaf Devletleri, hususi-
yetle Anglo-Saksonların Birleşik Krallığı,
yani İngiltere’ydi. Yıkılan devletin külleri
üzerinde birbirini yiyen şehzade/çelebiler-
se İngilizleri arkasına alan Gazi Mustafa
Kemal Paşa, Almanlar tarafından kayırılan
Enver Paşa ve onunla aynı safa düşen, Rus-
ya Kafkasya’sından geleceğini sandığı Yeşil
Ordu’yu bekleyen Ethem liderliğindeki bir
grup Kafkasyalıydı.
Bu savaşta Venizelos’un Yunanlarını bir
taraf olarak saymıyoruz” zira onlar, Birinci
Fetret Devri’nde meydana gelen şehzade
harbinde, Şehzade Mustafa mesabesinde
bir rolün sahibiydiler. Yani “Düzmece” idi-
ler, “... üzülüp” gittiler.
Gelelim “Üçüncü Fetret Devri”ne…Bu
devir, henüz yaşanmadı; çünkü henüz baş-
ladı... 17 Aralık 2013’ü yuvarlayarak Ocak
2014’
ü başlangıç sayarsak, son fetret dö-
nemi de on yıl sürecek ve 2023 Ekim’inde
sonlanacak kanaatindeyiz. İki aydan beri
sath-ı mailine girdiğimiz Üçüncü Fetret
Devri’nin şehzade harbi kahramanları ise
Erdoğan Çelebi ile Şehzade Gülen olarak
kılıçları sıyırmış durumdalar. Bu kavgada,
Prens Gülen’in arkasında İngiltere-ABD-
İsrail Company teslisi durmaktayken, Er-
doğan Çelebi ise yalınkat olarak veriyor
mücadelesini. Türkiye, tarihinde ilk kez
bağımsız” 17 Aralık’tan beri... İşte, bu ba-
ğımsızlık Erdoğan’ı yalınkat yapıyor; arka-
sında hiçbir dış güç yok, sadece halk var...
Birinci DünyaHarbi’nin
Anatomisi
Malumunuz, dünya, 19’dan 20’nci yüzyı-
la geçmeye hazırlanırken,Avrupa’daki “ara-
zi toplulaştırması” bahanesiyle değişime
girdi. Üç yüz altmış şehir derebeyliğinden
oluşan Germenler, 1701’de başlayan Sanayi
Devrimi’yle medeniyeti ve dolayısıyla dün-
ya liderliğini ele geçiren Majesteleri’nin
İngiltere’sinin Kolonyalizm’i başlatması ve
sömürge koleksiyonuna yeni ülkeler ka-
tarak (üç imparatorluk dışında, ki bunlar
Türk Osmanlı, Avusturya-Macaristan ve
bir başka ülkede de böyle bir uygulamayı
hayata geçirnişti. Bu kez kurulan birliğin
adı “İtalya Birliği” idi ve o da modaya uy-
muştu, yani “sömürgenler kervanı”na o da
dâhil oluyordu.
1701
itibariyle dünya liderliğini, 1699
yılında imzaladığı Karlofça Antlaşması ile
elinden çıkaran Osmanoğulları’dan alan
Majesteleri”nin ülkesi, 1648’de aldığı bir
kararla bir bakıma Osmanlı’dan kaçan
Yahudi kodamanlarının “Dünya Krallığı”
Anadolu’nun ana damarı, bu kez mavi değil doğal renginde, kırmızı akıyor; Anadolulular, “gerçek bağımsızlık” yolun-
da, inanmış müminler olarak “Abdulhamid”in yanında saf tutuyorlar. Galiba, bu kez Abdulhamid de inanmış kendi
gücüne, ki kanatimizce en önemlisi de bu...