36
mart
2014
Kapak 1 Dosyası
haber
ajanda
19
88
YILINDA
yaz-
dığım “Haymatlos
-
Kum Tarihi” isimli
romanım birkaç yıl
evvel Akçağ Yayınları
tarafından neşredilmişti. Politik bir kur-
maca olan roman, kendine özgü felsefesi
içinde, kurgunun sonlarına doğru, 2014
yılını tarih göstererek birTürk-Acem sa-
vaşını öngörüyordu. Bu öngörü –Suriye
üzerindeki örtülü savaşta Türkiye-İran
çatışmasını göz ardı edersek- yanlış çık-
tı. Fakat kanaatimizce, 2014 yılında bir
savaşın içine duçar olduğumuz, henüz
çoğumuz kavrayamasak ya da hissetme-
sek de doğru ne yazık ki... Haymatlos’da
sözü edilen savaş, 17 Aralık 2013’te baş-
ladı, hem de “Üçüncü Dünya Savaşı” öl-
çeğinde... Bekleyenlerin gözü aydın!...
Yazımızdaki iddiayı temellendiren ar-
gümanlarımızı bölüm bölüm ele alacak
ve tarihten istifade ederek günümüzle
irtibatlandırmaya çalışacağız...
Fetret devirleri
Selçukluları saymayarak bağımızı
Osmanoğulları’yla kurarak, devletimi-
zin zamansal sınırlarını günümüze ka-
dar genişlettikten sonra uzun soluklu bir
turaç olup, semaya ağmak ve zamanın ak
kanatlı naif bir gezmeni halinde Hızır’a
yoldaş olalım diyorum. Bu, bîzaman
yolculukta gözümüze –belirgin hatlı- üç
fetret devrinin yürek burkan manzarası
çarpmakta...
Birincisi, adı, tarihteki meşhur söyle-
nişi ve hâliyle bizatihi fetret olan 1402-
1412
yılları arasındaki devirdir.Zamanın
bir diğer Türk sultanı olan İranlı Timur
Han, Anadolulu Bayezid Han’ın üzeri-
ne huruç eyleyerek Ankara’nın Çubuk
ovasında görünmesiyle başlıyor her şey.
Tarihler, aksaklığına işaret olmak üzere
bir adı da Timurlenk olan İranlı Emir,
ünlü ovada yapılan savaştan galip çıka-
rak bir devri başlatmış oldu: Fetret Dev-
ri... Bu devir, kelimenin tam anlamıyla
devletin yıkıldığı “on yıllık” bir zamanı
ihtiva ediyordu. Yıkılan devletin geniş
arazisinin oldukça geniş bir kısmını
Timurlular işgal ederken, onların işgali
dışında kalan topraklarda da Bayezid’in
Şehzade (düzmece) Mustafa dışındaki
diğer oğulları, padişahlık iddiasıyla orta-
ya çıkmış, asıl düşmanlarını unutmuş ve
birbirlerine düşmüşlerdi: Bunlar Musa,
Süleyman, İsa ve Mehmet çelebiler-
di. Çelebilerin her biri bir yerde, kendi
devletçiğini kurma hevesiyle kardeşleri-
Seyitahmet Karamağralı
Bugün
itibariyle
Üçüncü Dünya
Harbi’ndeki yeni
Erdoğan, “Güney-
deki ülke”nin fiilî
desteğini alan güce
karşı önde gidiyor.
30
Mart’ta alınacak
sonuç, ülkenin
kader yolculuğunu
iki ayrı güzergâhta
devam ettirecek. İki
güzergâh, AK Parti
açısından seçimler-
de alınacak olumlu
veya olumsuz iki
sonuca göre kuv-
veden fiile geçecek
gibi görünüyor. AK
Parti bu seçimden
zaferle çıkarsa,
rakiplerinin bozulan
moralleriyle birlikte
halk, toz duman
arasında Nisan,
Mayıs ve Haziran
aylarını atlatarak
Erdoğan’ı Cumhur-
başkanı koltuğuna
oturtarak derin bir
oh çekecek gibi
görünüyor. Ondan
sonrası için 5+5 yıl
süresince “Çankaya
tahtı”na oturacak
olan Erdoğan,
2023’
te çok iste-
diği sivil anayasayı
Meclis’ten geçir-
terek yeni ülkenin
Yeni Kurucu Ba-
bası” olarak tarihe
geçecektir. Bir süre
önce, “Hedef 2023”
diyen Erdoğan,
ortaya koyduğu
ideallerine ulaşacak
ve dünyanın ilk
on ekonomisi içine
soktuğu devletin
hayırla yâd edeceği
sadrazam ve sul-
tanlar albümüne
girecektir.
Yok eğer,
AK Parti,
30
Mart seçiminde
olumsuz bir sonuç
alırsa yani oy oranı
yüzde otuz sekizin
altına düşerse,
yine birinci parti
unvanına sahip olsa
bile, kanaatimiz
odur ki, Erdoğan
Çelebi, “Son Şeh-
zade Savaşı”nı,
göreceli olarak
kaybetti demektir.
Doğal olarak, her
mağlup şehzade
gibi onun sonu da
yay kirişiyle boğul-
mak” olacaktır. Bu
durumda Şehzade
Gülen, kendisine
sponsor olan güç-
lerle el birliği yapa-
rak “Yeni Lozancı
Cumhuriyet”in
temellerini atmak
için harekete geçer;
10/24
Ağustos
Cumhurreisi’ni ve
akabinde hükü-
meti kurmak ona
düşmüş demektir.
Bu tür “Lozancı
Cumhuriyet”lerin
tek ortak özelliği
de, ülkeyi “bağımlı”
hâlede tutmak/
getirmektir.
Türkiye
ilk kez tek
başına ve bağımsız
olarak hareket
ediyor, Erdoğan
bir Evlad-ı Fatihan
akıncısı gibi halkın-
dan başka herhangi
bir güç tarafından
desteklenmiyor;
arkasında ne
Şansölye var, ne
Majesteleri… Ona
sorarsanız, “Bizim
de Allah’ımız var!”
diyor; o kadar...
2023’
ün aynası olarak 30 Mart
ÜCÜNCÜ
DÜNYA HARBİ
BAŞLADI