35
mart
2014
tekrar edelim: Osman Gazi’ye nispet edilip
çok sonraları uydurulan o rüyada olduğu
gibi, rüya istismarcıları bu işi öncelikle ken-
dilerini “eşitler içinde birinci gösterebilmek
için” kullanıyorlar. Bu sayede aynı sahada
hareket ettikleri “rakiplerine” karşı olağan-
dışı ve bariz bir üstünlük kurmak derdin-
deler. En azından kendi hedef kitleleri nez-
dinde bu seçkinlik psikolojisini üretebilmiş
durumdalar.
Peki, bu seçkin müminler, günün birinde
rakiplerinin artık yok edilmeleri gerektiğine
inanırlarsa?..
Refref’ten indirir,
kamyonete bindirir
Mısır Seferi örneğinde yaşandığı üze-
re, bu kez rüyalar, yerlerini sözde capcanlı
görüntülere bırakıyor. Hele bir de “gayri-
müslimlerle birlik olup öteki müminler ile
savaşır” iken kendi karizmalarının yetersiz
kalacağı Muhammedî dokunulmazlığa bü-
rünmek istiyorlar.
El altından “Resulullah geçen hafta em-
retmiş ki…” diyerek güncel kavgalara dair
ödev ve hedefler sunulmaya başlanıyor.
Sosyal medyada yapılacak ataklardan veya
mevduatların hangi bankanın hesaplarına
yatırılacağından tutun da kimin sevilip ki-
min sevilmeyeceğine kadar her türlü sipariş
strateji Peygamberin (s.a.v.) diliyle kamuya
aktarılıyor.
Bu durumu sıradanlaştırıp hayatın olağan
bir parçası haline getirebilmek için Efen-
dimiz (s.a.v.) reyting objesi haline bile ge-
tirilebiliyor. 1000 watt’lık projektörlerden
devşirilen sözde Muhammedî nur, üç beş
kişinin daveti üzerine –hem de seçkin dahi
olmayan, gayet sıradan- abilerin yanı başla-
rına gelip gidiyor…
Listeli tehditler gelebilir
Öteki müminlerle yapılan kavga kızış-
tıkça Peygamberin (!) dili cemâlden celâle,
celâlden de tehdide dönüyor. Bu esnada ka-
muya verilen mesaj bellidir: “Bana/bize düş-
manlık edenler, aslında Allah ve Resulü’nün
düşmanlarıdırlar. Bizim gönlümüz geniş
ama Resulullah’ı gücendiriyorlar, Gayretul-
laha dokunuyorlarlar” ve sair…
Henüz rastlanılmadı, ama bu gidişle ya-
kındır. Hararetin yeterince yükseldiği bir
demde, kimi rüya ve temessüller bahane
edilerek Resulullah’ın direktifiymişçesine
infaz listeleri” dahi kamuyla paylaşılabile-
cektir. Liste elbette bu adla değil, “Gayre-
tullaha dokunanlar” ve benzeri patentli ol-
mak kaydıyla…Üstelik bu listelerin alıcıları
takım elbiseli, eli kalem kâğıt tutan, gazete
okuru insanlar olmayacaktır.Ortadoğu’da si-
parişle iş gören yığınla terör çetesi var. Kimi
Irak’tan idmanlı, kimiyse Suriye’den…
ABD’den kumandalı bu terör çeteleri-
nin Arap vaizleri, devlet kanallarından bile
öteki müminler” için alenen ölüm emirleri
verebilmekteler. Yeter ki aynı rüyayı onlara
da gösteren birileri olsun. Müşterek listeler
için hareketlenmekte asla beis görmeyecek-
lerdir.
Paralel Risalet”
Ez-cümle, aynı dinin müntesipleri bir-
birleriyle şu veya bu sebepten dün ve bugün
mücadele ettiklerince yarın da edecekler.
Kâh sırf dünyalıklar yüzünden olacak bu,
kâh uhrevi kaygılar da taşıyacak. Lakin hiç
kimsenin böylesi beyaz-gri-kara iç kavgalara
Muhammedî Risaleti alet etmeye hakkı yok.
Zira paralel devlet tehdidinden daha büyük
bir sorun var kapıda: “Paralel Risalet”.
Birileri bundan ekmek yediği ve ilkesel
noktadan deşifre edilmedikleri müddetçe
başka kadrolar da aynı yöntemi/söylemi
anında kopyalayıp denemek hususunda asla
tereddüt etmeyecektir.Nitekim şahidiz,nice
yenilmiş kadrolar, artlarında yepyeni bâtıl
kapılar bıraktılar. Kendileri tarihin arşivine
kaldırılmış olsalar bile icat ettikleri usuller,
başka (ve hatta kendilerine düşman) kadro-
larca ihya edildi. Bin yıl evvelinin Haşhaşî
militanlarının intihar eylemcileri olarak bu-
gün karşımıza çıkabildikleri gibi…
*
*
RİVAYETTİR, OSMAN GAZİ, BİR GÜN ŞEYH
EDEBALİ’NİN DERGÂHINDA UYURKEN RÜYA
GÖRÜR. ŞEYHİN VE KENDİSİNİN GÖĞÜSLE-
RİNDEN TAŞAN İKİ IŞIK BİRLEŞİR VE ETRAFI
AYDINLATMAYA BAŞLAR. ŞEHİRLER, BEL-
DELER, ÜLKELER BU NUR İLE AYDINLANIR-
LAR. BAŞKA BİR VERSİYONDAYSA, İKİ NUR
BİRLEŞİP ÇINAR AĞACINA DÖNER, ÇINARIN
KÖKLERİ DÜNYAYI SARIP SARMALAMAYA
BAŞLAR. NİHAYETİNDE OSMAN GAZİ UYANIR,
RÜYASINI ŞEYHİNE ANLATIR. EDEBALİ DER
Kİ,
SENİNVEBENİMNESİLLERİMİZBİRLEŞE-
CEK. KIZIMLAEVLENECEKSİNVE SİZİNEV-
LATLARINIZÜÇKITADAHÜKÜMSÜRECEK”.