34
mart
2014
tahlil edebilmek için şimdi de aşinası oldu-
ğumuz güncel vakıalara bakalım...
Muhafazakâr kökenli çoğu öğrencinin
bizzat iddia sahiplerinden dinlediği veya eş
dosttan işittiği bir durumdur: “Bir abimiz
rüyasında görmüş. Filanca şehirdeki kolej
inşaatında Peygamber Efendimiz kum karı-
yormuş.”“Filanca abimiz rüyasında görmüş.
Peygamber Efendimiz, kolej için bağış ya-
pan esnaf abileri isim isim saymış, onlardan
razı olduğunu söylemiş.”
Ne hikmetse seri halde görülen ve anla-
tılan böylesi “okul inşaatında çalışan Nebi
rüyaları” sindirildikten sonra hangi keramet
silsilesi başlıyor peki? “Filanca kolejimizin
inşaatında Peygamber Efendimizi tuğla ta-
şırken görmüşler…” Güpe gündüz… Öyle
rüyada filan değil…
Peki, kim görmüş? Elbette ki büyük abi-
lerden biri…
Hemen her şehirde böylesi seçkin abi-
lerden birileri olduğu için, başka kolejlerde
Resulullah’ı çimento taşırken görenler de
çıkıyor. Briket taşınıyor, birlikte sıva yapı-
lıyor… Peygamber Efendimiz Mescid-i
Nebevî inşaatında neler yapmışsa, bu okul-
lar için de aynını yineliyor.Niye? “Zira okul-
larımız,Peygamber Efendimizin muradınca
yapılmakta. Öyle İmam-Hatipler veya baş-
ka okullar gibi değiller. Orada Efendimizin
(
s.a.v.) ahir zaman kardeşleri yetiştiriliyor.”
Beş kişiye altı tabak
Peki, deliliniz nedir? “Asla kardeşlere
anlatılamaz” denilen rüyalar, sadece büyük
abilerin görebildiği rüya dışı temessüller…
Öyle ki, artık bu temessüller ile birlikte ya-
şamaya başlıyorsunuz. Nasıl?
Öğrenci evindesiniz… Birazdan yemek
yenilecek ve sofraya altı kaşık getirilmiş,
oysa beş kişisiniz.Neden bir adet fazla kaşık
ve çatal var?
Onlar Peygamber Efendimiz için. Zira her
an ziyaretimize gelip bizimle yemek yiyebilir.
Onu beklediğimizi belli etmek uğruna kaşığını
hazırda tutuyoruz.”
-
Evvelce O’nunla yemek yediniz mi?
Nerede bizde o şeref! Lakin filanca abiler,
iki yıl önce bu evde Resulullah ile birlikte yemek
yemişler.”
-
Nerede o abiler? Onlarla konuşabilir
miyim?
Mümkün değil. Geçen yıl Orta Asya’ya git-
tiler. Oradaki kolejlerde gönüllü öğretmenlik
yapıyorlar.”
-
Bize de nasip olur mu acep Efendimizle
(
s.a.v.) birlikte yemek yiyebilmek?
Yakazadanmuhabbete
Israrla kerametler dinleyen, bu sayede
seçkin bir topluluğun içerisinde bulundu-
Kapak 3 Dosyası
haber
ajanda
ğuna inandırılan abi adayı, zaman içerisinde
kendisinin de böylesi kerametlere şahit ol-
masını diliyor. Ama neylersin ki o şeref hâlâ
seçkin abilere ait. Böylesi abiler de dünya-
nın dört bir yanında faal olduklarından, sıra,
artık yurt dışında cereyan ettiği söylenen
benzeri rivayetleri dinlemeye geliyor: “Okul
inşaatının başında durmak için filanca ül-
keye hicret eden bir abimiz, işler umduğu
gibi gitmeyince mahzunlaşmış, ümitsizliğe
düşmüş. Bir gece teheccüd namazını bitirip
selam verirken bir de bakmış ki Peygamber
Efendimiz hemen karşısında duruyor. Ora-
cıkta temessül buyurmuş Efendimiz ve de-
miş ki, ‘Bu coğrafyada ilk kez ezan okundu
sayenizde.İlk kez secdeler edildi.Ben sizden
razıyım, sizinleyim.Mahzun olmayın’...”
“-
mış, -muş” ile süre giden rivayetler sil-
silesindeki yeni bir aşamadır bu. Zira evvel-
kiler sadece şahitlik içerirken, artık Nebi ile
güya iletişim de başlamıştır: “Filanca çok
büyük abimize Resulullah buyurmuş ki…”
Sanki 7. asırdan rivayet edilmeyip 21.
asra ait milenyum hadis-i şeriflerdir bu an-
latımlar. O eşik çoktan aşıldığı için, “Sakın
kardeşlerine anlatma!..” emri, “Ulaşabildi-
ğin herkese anlat” haline getirilmiştir: “Bizi
sevenler bilsinler ki, geçen hafta Resulullah
filanca büyük abimize şunları şunları söyle-
miş…”
Bilinçaltlarına verilen mesajsa gayet açık:
Tüm kardeşlerimiz kendileriyle gurur du-
yabilirler. Bizler, öteki Müslümanlar gibi
değiliz, farklıyız, özeliz. Bu nimetlerin ta-
mamına ermek isteyenler, seçkin abilerin
izinden yürüyüp, aynı onlar gibi hizmet
etsinler.”
Muhabbettenvekâlete
Öyle ki, diğer tüm dinî grup, cemaat veya
oluşumlar 14 asır evvelin Nebisine bağlıy-
ken, bu seçkin ağabeylerimiz, kendilerini
güncel Nebi”nin müminleri addediyorlar.
İş burada da kalmayıp adım adım ilerliyor.
Kaydı Youtube paylaşım sitesinde bulunan
bir temessül iddiasına göre,güya Peygamber
Efendimiz (s.a.v.) Türkiye’yi filanca şahsa ve
arkadaşlarına emanet etmişmişmiş… İddi-
ayı fark edebiliyor musunuz? Resulullah’ı
(
s.a.v.) şahit tutarak, kendisini/kendilerini,
bırakın O’nun halifesi olmayı, bizatihi vekili
ilan ediyor.
Arzu edenler, belli başlı birkaç anahtar
kelimeyi girerek Youtube’de mevcut birçok
videoyu izleyebilirler.
Sistemin nasıl ilerlediğini görmek için
Kendileri tarihin arşivine kaldırılmış olsalar bile icat ettikleri usuller, başka (ve hatta kendilerine düşman) kadrolar-
ca ihya edildi. Bin yıl evvelinin Haşhaşî militanlarının intihar eylemcileri olarak bugün karşımıza çıkabildikleri gibi…