30
mart
2014
Ahmet Turgut*
Kapak 3 Dosyası
haber
ajanda
KUTSAL
TETİKÇİLİK
PARALEL DEVLET TEHDİDİNDEN
DAHA BÜYÜK BİR SORUN VAR KAPIDA
PARALEL RİSALET”
Hâsılı,
görülmektedir ki
her iki nazariye de saltana-
ta geçit vermez. Osmanlı
Hanedanı’nınmeşruiyeti
dini sahadan sorgulanınca,
İslamî kriterler Âl-i Osman
içinherhangi bir ayrıcalık-
seçkinlik sunmaz. Öyleyse
üçüncübir yolunbulunması
lazım. Nasıl olacak bu? Fık-
hendelil olmayanbir saha-
danama sevilenulvî şahsi-
yetlerin isimleri anılarak…
***
Zira
henüz okumuştum.
Bizlerin tarihmüfredat-
larında “Memlûk” olarak
okuduğuoMısır devletinin
kendisinevermiş olduğu
isim“Ed-Devleti’t-Türkiyye”
idi. Yani “Türkiye” adlı tarih-
teki ilk devlet…
***
Miraçtayken
Rabbine en
yakînolduğudemde bile
Ümmetim, ümmetim…”
diyenbir RahmetAbidesi,
ümmetininbir kısmını ar-
kasına alıpdiğer kısmıyla
savaşmaya gidiyor…Ne
hazinbir iftiradır bu!.. “Ama”
ile başlayan itirazlarınızın
artmış olması normal. Kendi
kendinizi sorgulayın. O riva-
yetindoğruolmasını neden
istiyorsunuz?
***
İşburada
da kalmayıp
adımadım ilerliyor. Kaydı
Youtube paylaşımsitesinde
bulunanbir temessül iddia-
sına göre, güyaPeygamber
Efendimiz (s.a.v.) Türkiye’yi
filanca şahsave arkadaşla-
rına emanet etmişmişmiş…
İddiayı fark edebiliyormu-
T
OPLUMSAL
bir zaaftır. Bir şeyi sıklıkla işitince, onun hakikat
olduğunu sanıyoruz. Hele bir de pratikte faydasını gördüğü-
müz bir durumsa, “çokça işittiklerimizi” asla işkillenmeden
kabulleniveriyoruz. Niye? Çünkü akletmeyi değil, nakletmeyi
seviyoruz. Bilginin değil, duygunun peşindeyiz. Öyle ki, -bilgi
ile desteklenmemiş- duygu yoğunlukları, çokça işittiğimiz iddi-
aların doğruluğundan şüphelenme hakkımızı by-pass ediyor.