28
mart
2014
Sistemin insanileşmesi
için…
Bu milletin bu topraklarda üzerine düşen
görevi hakkıyla yapabilmesi için mutlaka
güçlü olması gerekir.Güçlü olmanın ilk şar-
tı, insanı insan olarak görmekle mümkün-
dür. Özellikle bireyselliğin ön plana çıktığı
bir zaman kesitinde bu bakış açısı son de-
rece önemlidir. Bu da gerçek bir demokrasi
çerçevesinde yapılacak olan insanî açılımla
olur. Çünkü Allah (c.c.), insanı insan olarak
görmüş, sadece tanışalım, bilişelim diye ka-
vimlere ve kabilelere ayırmıştır.
Ne cinsiyetine, ne etnik kökenine, ne de
kişilerin inanç farklılıklarına göre yapılacak
bir açılım, hiçbir şekilde insanî açılımın ye-
rini tutmaz.
Çünkü insana cinsiyet, etnik köken ya
da inancını yaşama biçimine göre yaklaştı-
ğımızda, daha başlangıçta ayrışmaya sebep
oluruz. Bu bakımdan Kürt, Alevi veya Ro-
man açılımı gibi açılımlar hiçbir zaman ka-
lıcı da olmaz, toplumsal barışı da sağlamaz,
sağlayamaz.
İnsanı insan olarak görmek zorundayız,
insan…Kadın, erkek, çocuk, yaşlı, genç, be-
yaz, siyah, Sünni, Alevi, tarikatlı, tarikatsız,
Türk, Kürt, Arap, Çerkez, Gürcü, Arnavut,
Boşnak, Ermeni, Rum, Yahudi, Roman de-
30
Mart
haber
ajanda
Biz,millet veülke olarak,
evrensel değeri yüksek olan ve gelişmiş
ülke insanının da ihtiyaç duyacağı bilgiyi üretemiyoruz. Bizimevrensel
değeri olan üretimimiz ise, ancak başkasının ürettiği bilgi ve teknolojiye
dayalı eşyayı üretmemizden ibaret. Bu da bizi istediğimiz kadar güçlü
yapamıyor ve Batı’nın ayak oyunlarıyla baş edebilmemiz için yeterli güce
sahip olmamıza imkân vermiyor. Bu yüzden Batı kaynaklı Haçlı sürüleri-
nin tezgâhlarına düşmekten kurtulamıyoruz.
ğil,“insan”…Bu ülkenin, bu toprakların, bu
coğrafyanın nimet ve külfetlerini inanç, et-
nisite, renk ve cinsiyetini mümkün olduğu
ölçüde eşit olarak paylaşan insan…
Bunun olması için, sistemin adil olma-
sı gerekir. Öyle adil bir sistem olmalıdır
ki, yönetenler ne kadar beceriksiz ya da
kötü niyetli olurlarsa olsunlar, insanlar te-
mel hak ve hürriyetlerini alabilmelidirler.
Türkiye’nin asıl sıkıntısı budur: Sistemin
adil olmayışı ve demokrasinin tam olarak
oturmayışı.
Demokrasinin tam olarak oturması
konusunda hiçbir ciddi gayret gösteril-
memektedir. Bir zamanlar beraber siyaset
yaptığımız bir arkadaşımın ifadesiyle, “En
iyi sistem, kendisini milletvekili yapan
sistemdir”. Bu, siyaset yapan çoğu insanı-
mızın ortak görüşüdür. Bu yüzden siyasî
liderlerin işaretiyle milletvekili olan in-
sanlarımız, bu ülkenin kuşatılmasını her
defasında seçimle kıran halkımızın sağdu-
yusunun gereğini yapamamaktadırlar. Ve
bu ülke, kuşatmanın birinden çıkarken bir