26
mart
2014
30
Mart
haber
ajanda
Buülke
insanının
çok büyük çoğunluğu,
Müslüman olmasına
rağmen siyasî ve
sosyal fikir ayrılıkları
nedeniyle bir araya
gelememektedir. Öyle
ki, bireysel olarak
İslam’ı yaşama gay-
retinde olan insanlar,
mensubu oldukları
siyasî ya da sosyal
grubun yönlendirici
tavrıyla, olmaları ge-
reken insanlarla bir
araya gelemezken, hiç
olmamaları gereken
insanlarla bir araya
gelebilmektedirler.
***
Bilelimki
görevleri
bu ülkeyi kuşatmak ve
kendi gücüyle ayakta
durmasını önlemek
olan iç ve dış şer odak-
ları asla vazgeçmezler.
Bunu unutmayalım
ve güçlü olmak için ne
gerekiyorsa onu yapa-
lım. Kuşatmadan belli
ölçüde seçimle kur-
tulmakmümkündür,
fakat sadece seçime
dayalı bir kuşatmadan
kurtuluşun ömrü kısa
olur.
Kuşatmadan
>> Bu dediklerim, elbette
sadece insanlar için değildir;
milletlerin de, coğrafyaların
da, hatta zaman dilimlerinin
de başlarına gelen öyle şeyler
vardır ki, ne milletler, ne coğ-
rafyalar, ne de zaman dilimle-
ri, yaşamak zorunda oldukları
bu şeylerin neden başlarına
geldiğinin, kendilerini ikna
edecek bir cevabını bulamaz-
lar. Çünkü bu cevap, yani ne-
den, orada bulunduklarının
cevabı -doğrudan kendileriyle
ilgili- değildir. Yani o kişi ya
da o millet, oraya, o coğrafya-
ya, o zaman diliminde, kendisi
için, kendi ihtiyacını gider-
mek için, yani sadece kendi
hayrına gitmemiştir. Orada,
o coğrafyada, o zaman dili-
minde, yani o tarih kesitinde,
onun gelişini bekleyen başka-
ları vardır. Yani onun gidişi, o
zaman kesitinde, o coğrafyada
bulunuşu, kendisi için değil, o
coğrafyada, o zaman kesitinde
kendisini bekleyenler içindir.
Ne mi demek istiyorum?
Bir garip çiğdem
misali
Şöyle desem, bir zamanlar
yazdığım gibi: “Bulutlar, göğü
sevda gibi kaplamış./ İnen
yağmura sordum,/ Sevdalı
bulutlarda yaşamış./ Bu sevda
nasıl başlamış, nasıl başlamış,
nasıl başlamış?/ Bir gün bir
deli rüzgâr çıkmış,/ Bilinmez
iklimlere götürmüş/ Sevda-
lı bulutları,/ Orada yollarını
gözlermiş/ Geleceklerin/ Çi-
çekli dağ yamaçları./ Çiçekler
dudaklarını uzatmışlar/ Sev-
Ç
OĞU
zamanhayatımızda, karşılaştığımız
yadayaşamakzorundakaldığımız şeylerin
ne içinolduğunubilemeyiz. Öyleki, çoğu
zamanyaşadıklarımızınmuhasebesini
yapmakbileaklımızagelmez. Hani kimi
olaylarınmuhasebesini yapmışolsakbile, altından
kalkabilirmiyiz, odabaşka…