21
mart
2014
H
ANİ
Şubat haberleri olunca elimizdeki-
ler, ille de bir irtica haberi bulunuyor iç-
lerinde. Batman’da bir dernek, bünye-
sinde Kur’an ve İslamî ilimler üzerine
yetiştirdiği kız çocuklarına bir tören tertiplemiş ve
bu törende söz konusu öğrencilere diploma dağıt-
mış. Bizimkiler durur mu, çakmışlar manşeti “Dip-
loma töreni” diye baş sayfaya. Sayfanın yarısın-
dan fazlasını kaplayan fotoğrafta çarşaflı kızcağız-
lar…
>> Habere iliştirilen kutu-
lardan birinde şöyle yazıyor:
Batman’da Peygamber Sevda-
lıları ve Kur’an Nesli Platformu
adlı kuruluş, 4 yıl eğitimverdi-
ği 144 kız öğrenciye, ‘icazet’ adı
altında bir tür diploma verdi.
Bir düğün salonunda yapılan
töreni yalnızca kadınlar ve
çocuklar izledi. Diploma alan
kızlar, yalnızca gözleri açıkta
kalacak şekilde giyinmişlerdi.”
Yok yok, irticanın filan
hortladığı yok. Bu kızlar bildi-
ğiniz Kur’an öğrencisi, Fadime
Şahin filan çıkmaz bunlardan.
Ah çıksa, ama çıkmaz…
Habere ilintili kutulardan
diğerine gelelim: “Eğitimde
kızlar, Arapçanın yanı sıra
İslamî alandaki birçok konuda
ders gördü. Törene katılan
tek erkek olan Doğruhaber
Gazetesi Genel Yayın Yönet-
meni Mehmet Göktaş, ‘Bu,
Kürdistan’da hiç olmamış bir
tören. Sadece dinlerini öğ-
renmediler, âlime de oldular.
Bunun eşi benzeri yok!’ diye
konuştu.”
Bu haberi ilk yapan kişi,
habere göre Mehmet Göktaş
adındaki şahıs. Sadece kadın-
ların ve çocukların çağırıldığı
yere giren tek erkek. Bu vatan-
daş niçin çağırılmış bu töre-
ne? Bu vatandaştan başkası
çağırılmayıp bu vatandaşın
bir de demeci alındığına ve de
haberin ülke geneline bu şekil-
de yansıtıldığına göre hem bu
vatandaşın, hemde gazetenin
niyetinin ihlasına inanmak
güç, değil mi?
Nereden buluyorlar böyle
haberleri? 28 Şubat’tı, 1997,
o zamandan beridir çok iyi
biliyoruz.
O da ne,
irtica ayaklanmış!
suçlamalarıyla yüz
yüze gelecek, öyle mi?
Ehl-i küfrün’ kurama-
dığı tezgâh, ‘ehl-i iman’
tarafından kurulacak
ve Hocaefendi’ye
örgüt lideri’ denecek
öyle mi? Sanılıyor ki
ma’şeri vicdan uyu-
yor. Ve sanılıyor ki
zulüm sonsuza kadar
sürecek, kirli planların
hesabı sorulmayacak.
Ağzından çıkanı
kulağı duymayanlar!
Yazdığı müfteri yazı-
dan yüzü kızarma-
yanlar! Peşinen söy-
leyeyim ki, uzun bir
zamandan beri fettan
bir üslupla sürdürülen
mesnetsiz çete/örgüt
suçlaması ile 76 yaşı-
na gelmiş Fethullah
Gülen Hocaefendi’ye
zarar vermeye kalkı-
şırsanız, tarih adınızı
Yezid’lerin, Haccac-ı
Zalim’lerin yanına kay-
dedecek. Belki tarihi
çoktan unutmuşsu-
nuzdur, hadi daha
yakından anlayabile-
ceğiniz bir örnekleme
yapayım. Hani ikide
bir Mısır’daki General
Sisi’ye darbeci diyor,
veryansın ediyor ve
İhvan’ı terör örgütü
ilan etmek için kum-
pas kuruyor’ diye
suçluyorsunuz ya, işte
esameniz, planladığı-
nız şeyleri zulme dö-
nüştürür ve icra eder-
seniz, Sisi’nin yanına
yazılacak. Çünkü bir
kerecik bile karıncaya
bastıkları görülmemiş
beyefendiler/hanıme-
fendiler topluluğuna
terör örgütü, paralel
devlet, virüs, çete,
maşa’ gibi pespaye
laflar söyleyip saldır-
mak, ‘darbecilik’in dik
âlâsıdır, zulmün en dip
noktasıdır. Fethullah
Gülen Hocaefendi’ye
karşı sergilenen vefa-
sız ve saygısız tutum
ne ilktir, ne de son.
Tarih boyunca âlimler,
zalimler tarafından he-
def alınmış, hakların-
da yalan yanlış laflar
üretilmiş, hatta işken-
ce ve sürgüne maruz
bırakılmıştır. (…)”
Bunlar
kimden“Taraf”?
B
OSNE-HERSEK’te
çıkan olaylar bir-
kaç günü almamıştı
ki, şu garipmedya-
nın hangi tarafta olduğunu
gayet iyi anladığımız gazete-
si bir haber yaptı. İlk sayfaya
taşınan haberin “Bankacı ol-
muşsun Fatih” şeklinde atı-
lanmanşeti, bu tarafı sabit
çukurların neye hizmet etti-
ğini de daha net ortaya çıkar-
mış oldu.
>> Habere göre Ziraat Bankası
Genel Müdürü Hüseyin Aydın,
Bosna-Hersek’te iştirak sahibi olunan
Turkish Ziraat Bank Bosnia DD isimli
banka üzerinde kendi inisiyatifini
belirleyerek, bankayı bir fetih aracı
gibi kullanmış ve Sırplara ait ara-
zileri Boşnakların satın alması için
Boşnaklara sıfır faizli kredi verilmesi
politikası oluşturmuş.
Türkiye ve Bosna-Hersek devlet-
leri arasındaki bir anlaşmaya göre,
savaş mağduru Boşnaklara, söz
konusu banka aracılığıyla konut
edinmeleri için kolaylıklar sağlana-
cağı sabit. Ancak bu anlaşmayı varıp
geçelim; bir Türk’ün bu durumdan
gurur duyacağını, bırakın sıfır faizli
krediyi, çocuklarının süt parasından
keserek o savaş yıllarında kuvvetin-
ce ne seferberlikler yaptığını da mı
bu çukurlar bilmemiş, görmemiş,
duymamışlar?
Rezilliğin bini bir para!.. Bu utan-
mazlar, her yaptıklarıyla kendilerini
ne çıkılmaz kuyulara attıklarının da
farkında değiller… A, doğru ya, bunlar
zaten çukurdular…