20
mart
2014
>> Son paragrafı büyük
bir infiale neden olan “Hesa-
bını veremezsiniz!” şeklinde
başlıklandırılan yazıdan bir
gün sonra da “Dört imamın
suçu neydi?” (18 Şubat 2014,
Zaman) diye başlıklandı-
rılan bir acayip yazı daha
sürüldü piyasaya ve ilk
yazının son paragrafında-
kilere ekler yapıldı. Ekrem
Dumanlı, “Hesabını vere-
mezsiniz!” diyor, lakin yan-
lış hesabın Pensilvanya’ya
uğrayıp sandıktan döne-
ceğini unutuyor. Bu acemi
muhasebecilikle hesaplar
tutmaz efendi, yalan dolan-
la, iftirayla, mesnetsizlikle
bu hesaplar tutmaz.
“(…)
Hakarette sınır tanı-
mayanlar, hafta içinde sevi-
yeyi biraz daha düşürerek
Fethullah Gülen Hocaefendi
için ‘örgütün lideri’ bile di-
yebildi. Yazıklar olsun! Hani
daha düne kadar ‘ellerinden
öptüğünü’, ‘dua ve emirle-
rini beklediğini’ söylüyor-
dun? Hani Hocaefendi’nin
yaptığı evrensel hizmete
alkış tutuyor, halkın huzu-
runa çıkıp ‘sıla hasreti bitsin’
diyordun?
Aklını ve inancını parti-
zanlığa büsbütün kurban
etmemiş her bir fert, bugün
fütursuzca edilen laflar, bir
ucundan emaresi gösterile-
rek yapılan tehdit ve şantaj-
lar nedeniyle kan ağlıyor.
Kan ağlıyor, çünkü bu kadar
ağır laf konuşmak, o lafın
sahibine de, çevresine de
yakışmıyor. Biri yanlış ko-
nuşsa bile, ehl-i insaf birinin
çıkıp “Bu kadar da değil
artık!” demesi gerekmez mi?
Anlaşılan o ki, hakaretin
ötesinde sinsi bir maksat
gözetiliyor: Daha önce ka-
ranlık merkezler tarafından
defalarca denenen ‘terör
örgütü’ ya da ‘çete’ suçlama-
sı için zemin oluşturuluyor.
Bir ülkenin başbakanı, her
gün birkaç kez bir kitleyi
hedef gösterirse, o kişiler
hakkında suç uydurulma-
ması düşünülebilir mi? Şu
an yargıya resmen baskı
yapılıyor. Devletin bütün
imkânları seferber edilerek
ve dünya tarihinin en kara
medya yapısı inşa edilerek
suç bulunmaya çalışılıyor.
EkremDumanlı:
Hesabını
veremezsiniz!”
D
AHA
bir buçukayönceAhmetTuranAlkan, Başba-
kanRecepTayyipErdoğan’ı ilintisiz, kopukvekendi-
nebüsbütün itibar kaybettirenbir üslupladoluya-
zısıyla tehdit etmişti. Yineaynı gazeteninbukezge-
nel yayınyönetmeni, yine tehdittengeri kalmayarak17Şubat
2014
tarihli Zamangazetesindeki yazısıylabuüslubusürdür-
dü.
MEDYA
AJANDA
Medya
Ajanda
Ortada somut bir suç ol-
madığı aşikâr, ama belli ki
İstihbarat’tan Emniyet’e,
medyadan yargıya kadar
herkese buyruklar yağdırı-
lıyor ve ‘Suç bulun!’ talimatı
veriliyor. Hal böyle olunca
herkes bilmeli ki, bu saatten
sonra açılacak hiçbir dava
hukukî bir anlam ifade
etmez, olsa olsa zulüm
tarihine geçecek bir süreç
olur ve vicdanlara çarpıp
zalimlere döner.
(…)
PKK, Öcalan’ın tutuklanış
yıldönümünü vesile ede-
rek ortalığı ateşe veriyor,
Başbakan bu konuda sus-
mayı tercih ediyor. Ama her
Allah’ın günü beş on kez
Camia’ya hakaret etmeyi
ihmal etmiyor. ‘Seçimlerden
sonra özerklik’ten bahsedi-
liyor, bu ülkenin Başbakan’ı
mülayemetini koruyor, ama
hiç durmaksızın her gün
Camia’ya hakaretlere de-
vam ediyor. Neden? Yolsuz-
luk soruşturmasındaki sav-
cı ve polisleri ‘paralel yapı’
olarak tanımlıyor ve onun
üzerinden sürekli hakareta-
miz konuşmalar yapıyor. İyi
de, bir evde bulunan 7 çelik
kasayı o polisler mi koydu,
onlar mı kasalarda, ayakka-
bı kutularında milyonlarca
lirayı sakladı? Medyanın
tamamını esir alma girişimi-
nizle ‘paralel yapı’nın ne ilgi-
si olabilir? Villalar, rüşvetler,
komisyonlar, havuzlar... Bu
konularda konuşmaktan
kaçıp, alakasız insanları
zan altında bırakmak ayıp
değil mi?
Fethullah Gülen
Hocaefendi’nin bu kadar
açık tehdit ve hakaret altın-
da tutulması utanç vericidir.
Ne var ki Hocaefendi, hayatı
boyunca hep tehdit altında
yaşamış, ama inayet-i ilahi
ve ma’şeri vicdanın isyanı
ile hep dimdik durmuştur,
duracaktır. Hayalî itham-
larla ne Hocaefendi’yi
korkutmak mümkün, ne de
onu sevenleri. Hizmet tarihi
bunun en açık delilidir.
(…)
Bak sen şu kaderin
cilvesine! Darbecilerin
yapamadığını ‘kardeşler’
yapacak ve Camia, örgüt