110
mart
2014
ÖYLEMEK
isteyip de
söylemediğimne çok şey
var ya da yazmak isteyip
de yazmadığım... Meğer
en zehirli virüs şeytanmış,
sinsice giriyor kanımıza.
Yazık ki fitne fesat kök
salmış cihanda, çünkü şey-
tan firarda. Unuttuk insana
özgül vasıfları; unuttuk
birliği, dirliği... Ciddi bir
muhasebe yapmak gerek.
Hatalarımızla, yanlışları-
mızla, kendimizle hesap-
laşma zamanı. Beynimize,
kalbimize giden akıl ve
maneviyat yolunun son
durağının vicdanmahke-
mesi olduğunu düşünerek,
evvela geziyi özümüze
yapmalı.
Yalan söyledik, sui-
zanda bulunduk, gıybet
yaptık. Yetimçocukların
ürkekliğini şefkatimizle
örtmedik. Evlat olarak asli
vazifelerimizi ihmal ettik.
Zoru görünce dostu yarı
yolda bıraktık. Ekmeğimizi
komşumuzdan esirgedik.
Çok kalp incittik. Mazlum-
ları görmezden gelip zalim
karşısında sustuk. Mevki,
rütbe ihtirasıyla kibre
kapıldık, kul hakkı yedik.
Zekâtımızı boşladık, faizle
beslendik… Bunlar, say-
makla bitecek gibi değil.
Hangimiz hatasız,
hangimizmükemmeldik?
Hiçbirimiz... Ohalde nedir
bizdeki bu hal-i üstünlük?
Bencilliği merhamete
tercih ettik, gönüllerimizi
kör eyledik. Dillerimizi
sivrileştirdik, velev ki öz
eleştiri yapmak gerekirken
bühtan edenlerden olduk.
Onu, bunu, şunu hatalı gös-
terip aynayla yüzleşmeyi
unuttuk.
Gayriihtiyari biçimde
düşmanlarımızı sevindir-
dik. An geldi iftira ettik,
an geldi nankörlük yapıp
ashab-ı devleti suçladık
durduk. Mükemmelliğin
peygamberlere has bir
vasıf olduğunu unuttuk.
Görüşlerimiz, fikirlerimiz,
inançlarımız ayrı olabilir;
hikmetlerle dolu Kur’an-ı
Kerim’in, Ehl-i Sünnet’in
istikametinde her hususta
ittifak etmeli ve dayanış-
mayı asla elden bırakma-
malıyız.
Cennet gibi bir vata-
nın toprağıyız hepimiz.
Güneşimiz bol, suyumuz
ak, buğdayımız pak...
Yineliyorum: Etnik köken-
lerimiz, ana dilimiz, mez-
hebimiz, inancımız farklı
olabilir; behemehâl bu
vatan toprakları üzerinde
herkes bir ve beraberdir.
Yunus Emre’nin sözleri
düştü hatırıma: “Bu dün-
yaya kalmayalım;/ Fanidir,
aldanmayalım./ Bir iken
ayrılmayalım./ Gel dosta
gidelimgönül…”
Ve dua vakti… “Ey Rab-
bimiz! Bizi ve bizden önce
iman etmiş olan kardeş-
lerimizi bağışla. Kalple-
rimizde iman edenlere
karşı hiçbir kin tutturma.
Ey Rabbimiz! Şüphesiz
sen çok esirgeyicisin, çok
merhametlisin.” (Haşr, 10)
Endişelerin selamete,
kininmasumluğa, öfkenin
sevgiye dönüşmesi ümi-
diyle...
bu farklılık, tek ulus olma-
mıza asla engel değil. Birlik
içinde, sevgi bağı ile ya-
şamaksa gayemiz, dünya
nazarında her geçen gün
büyüyen, gelişen, güçle-
nen bir devletin vatandaşı
iken, şükretmek yerine
bu büyümeyi görmezden
gelerek neden vefasızlık
ederiz?
Yüce Rabb buyuruyor:
Hep birlikte Allah’ın ipine
(
İslam’a) sımsıkı yapışın,
parçalanmayın. Allah’ın
size olan nimetini hatır-
layın. Hani siz birbirinize
düşman kişiler idiniz de O,
gönüllerinizi birleştirmişti
ve O’nun nimeti sayesinde
kardeş kimseler olmuş-
tunuz. Yine siz bir ateş
çukurunun tamkenarında
iken, oradan da sizi O
kurtarmıştı. İşte Allah, size
ayetlerini böyle açıklar ki
doğru yolu bulasınız.” (Âl-i
İmran, 103) 
Gönüllerimizin ke-
netlenmeye, parçayken
bütün olmaya öyle ihtiyacı
var ki... Tarihler boyunca
ümmet sevgi ve bilinciyle
yaşayanMüslümanlar,
İslamdüşmanlarına karşı
mütemadiyenmücadele
halinde oldular. Üzücü
olan şu ki, Müslümanlar
arasında oluşan anlaşmaz-
lık halinde aynı mücadele-
yi, birliği, kardeşliği neden
vikaye edemiyoruz?
Mümin kardeşlerimizle
aramızda zuhur eden ihti-
lafın oluşturduğu girdaba
kapılmadan, birbirimizin
hukukunu korumalıyız.
Asırlardır peygamberlerin,
âlimlerin, dervişlerin,
düşünürlerin öğütlerini
dinledik, okuduk. Payımı-
za düşenleri kâh aldık, kâh
savurduk. Fitne her zuhur
edişinde, mütemadiyen
kardeşlikten, birlikten bah-
sedip durduk. Peki, bera-
berliği ne kadar koruduk?
Millet olarak kendimizi
muhakemeye tâbi tut-
malıyız. Buna ecdadımız,
şehitlerimiz, geçmiş ve
geleceğimiz, çocuklarımız
ve nihayet vatanımız için
mecburuz.
Fitneyi alevlendirme-
den söndürmeli, yapıcı
olmalı, birliği ve dirliği
muhafaza etmeliyiz. Biz-
leri yanlışa sürükleyen
yollara sapmamak için,
her asrın gereksinimlerini
karşılayacak hakikat ve
Otokritikyapmalı
MÜMİN
kardeşlerimizle aramızda zuhur eden ihtilafın oluş-
turduğugirdaba kapılmadan, birbirimizinhukukunukoruma-
lıyız. Asırlardır peygamberlerin, âlimlerin, dervişlerin, düşü-
nürlerin öğütlerini dinledik, okuduk. Payımıza düşenleri kâh
aldık, kâh savurduk. Fitne her zuhur edişinde, mütemadiyen
kardeşlikten, birlikten bahsedip durduk. Peki, beraberliği ne
kadarkoruduk?Milletolarakkendimizimuhakemeyetâbi tut-
malıyız. Buna ecdadımız, şehitlerimiz, geçmiş ve geleceğimiz,
çocuklarımızvenihayetvatanımız içinmecburuz.
Veduavakti…
EyRabbimiz!
Bizivebizdenönceimanetmiş
olankardeşlerimizibağışla.
Kalplerimizdeimanedenlere
karşıhiçbirkintutturma.Ey
Rabbimiz!Şüphesizsençokesir-
geyicisin,çokmerhametlisin.”
İpek Acar Sert
S
haber
ajanda
Toplum