9
mart
2014
aynı gece, bir noktada bu cami-
ayla buluştukları diğer köprüleri
de böylelikle atmış oldular.
Gösterilen tepkilere camia-
dan gür bir sesle cevap alınama-
dı. Öyle ya, vatana ihanet hali
sabit olaylara önce “Cemaat’le
ne alakası var?!” tepkisi verip ar-
dından o sabit ihanetlere çanak
tutan yayınlarıyla yataklık eden
bir yapıdan böyle bir durumda
da gür bir tepki beklenemezdi.
İşleri, yalakalık yapa yapa vur-
mak...
Aslında Şefkat Tepe’deki rezil
manzaranın önü diğer yapıtlarla
önceden alınmıştı. “Şubat Soğu-
ğu”, “Tek Türkiye”, “Sırlar Dünya-
sı”, “Beşinci Boyut” gibi dizilerin
içeriği, Müslümana oynanan
Sen dur, bir şey yapma! Bir
mucize olur, halin güzelleşir!”
oyununun terkibiyle çoktan
bugünün zeminini hazırlamıştı.
Mucize bekleme afyonuyla
esaret altına alınan sadık esnaf,
işte böylesi düzeneklerin kur-
banı edildi çoğu kez. Bu yapıda
daha önce esnaf mütevellisiy-
ken, bütünmalını bu yola reva
ettiğinden ötürü iflas edenlere
de “Bir mucize olur, halin güzel-
leşir!” denildi her defasında. Peki
ya arkalarına hiç baktılar mı?
Önce Hızırlar geçti dizile-
rinden, sonra evliyalar, aksa-
kallılar ve saire… İşin ucunun
Paganizme dayanacağının
aklımıza gelmemesinden dolayı
kendimize kızıyoruz. Neden
Paganist düşünceden bahsetti-
ğimizi anlatacak olursak, Roma
İmparatorluğu’nun izlediği bir
fetih taktiğinden bahsetmek
gereği duyacağız.
Roma İmparatorluğu, fethet-
tiği ülke toprağında, fethedilen
ülke toplumunun inandığı
tanrıya dair heykeller dikerdi.
Mağlup toplum, Roma’nın
diktiği heykelleri jest olarak
değerlendirirdi. Zira Roma,
kendilerine “hoşgörü” getirmiş
ve o toplumun tanrısını kabul-
lenmiş olurdu güya. Öyle ya,
mağlup toplum, kendi tanrısı
üzerinden işgalciye küfredecek
değildi. Roma’nın takiyyesinde
ise şu vardı: “Sövemeyecekler,
sökemeyecekler… Tanrılarını
kendimizemahkûmettik.”
Roma İmparatorluğu, Hıris-
tiyanlık için de aynı taktiği kul-
lanmamış mıydı? Özü Zeus olan
Baba”, yarı fani-yarı baki “Oğul”
ve “Kutsal Ruh”… Yarı fani-yarı
baki oğul tipindeki mitolojik
tipin adı “Herkül”dü, değil mi?
Ardını getirmeye pek de lüzum
yok.
Tedbir, takiyye, hedefe giden
yolda her şeyinmubah oluşu
derken oturttular Peygamber’i
(
s.a.v.) kamyonet kasasına, ar-
sızlıklarını bir de “Şefkat Tepe
susturulamaz” diyemühürledi-
ler. Bu arsızlığı Hıristiyan veya
Yahudi menşeli birileri yapsaydı
çoktan yer yerinden oynamıştı.
Şimdi bu takiyye cambazları,
söz konusu sahneyi eleştiren
aklıselimlere ne diyorlar, biliyor
musunuz? “Bunlar Yahudi” di-
yorlar. Yahu utanmaz arlanmaz
insancıklar, siz değil misiniz
Yahudi’ye hoşgörü lütfeden, siz
değil misiniz “Haham’la buluş-
muşuzdur” diyen, siz değil misi-
niz o Yahudi’ye “otorite” övgüsü
çeken?
Yalan dolanla, iftirayla, takiy-
yeyle, cambazlıkla nereye ka-
dar? Yezitleremethiyeler düzer-
ken yiğitleri Yezitlikle suçlayan
kamyonetçiler sizi!.. Kuru ağaç
yapraklarının ufalandığı gibi
çürüyüp ufalanacaksınız…
Yalan dolanla, iftirayla, takiyyeyle, cambazlıkla nereye
kadar? Yezitleremethiyeler düzerken yiğitleri Yezitlikle
suçlayan kamyonetçiler sizi!.. Kuru ağaç yapraklarının
ufalandığı gibi çürüyüp ufalanacaksınız…