105
mart
2014
latlanmalar, ancak siyasî partiler olmalıdır.
Darbe yönetimi ne yap-
mak istiyor?
Mısır’da gelinen noktada, Sisi’nin ko-
mutasında gerçekleştirilen darbenin, iç
ve dış aktörlerin ortak bir projesi olduğu
aşikârdır. Söz konusu dinamikler, tabiatla-
rı gereği kendi menfaatlerini düşünmekte,
hatta küçük bir menfaatleri uğruna diğer
toplumların büyük acılar çekmesine göz
yummaktalar. Durumu Mısır özelinde ele
aldığımızda, uluslararası aktörlerin Ra-
bia ve En-Nahda meydanlarında yaşanan
insanlık trajedisine sessiz kalmalarını, bu
tutumun bir güncel örneği olarak zikret-
mekte yarar vardır. Söz konusu meydanlar-
da bulunan çadır hastanelerin yakılması ve
kaçamayan yaralıların diri diri yanmalarına
sebep olunması, en açık tabirle bir “savaş/
insanlık suçu” olarak kaydedilmelidir.
Esasında darbe yönetiminin başından
beri planladığı strateji, İhvan hareketini
silaha sarılmaya teşvik etmektir. Her türlü
ahlakî sınırlar ihlal edilerek, harekete yö-
nelik tahrik edici davranışları sergilediler.
Doğrudan müdahaleyle halkı karşılarına
almak istemeyen bu güçler, başta med-
ya olmak üzere pek çok alanda karalama
kampanyasına başladılar. Mısır basını, İh-
van hakkında her gün yeni iddialar ortaya
atmış, giderek artan bir dozda baskılar uy-
gulamak suretiyle İhvan’ı aşırılığa ve fana-
tizme zorlamıştır. Tüm bu faaliyetler neti-
cesinde varılmak istenen asıl amaç, kamu-
oyunun gerçekleri görmesini engellemek,
Müslüman Kardeşler’in silaha sarılmasını
sağlayarak bir iç savaş halini oluşturmak
ve bu vesile ile tasfiye edebilecekleri kadar
cemaat mensubunu tasfiye ederek cemaati
mümkün olduğunca zayıflatmak ve olu-
şuma kaynaklık eden toplumsal dinamik-
leri ebediyete kadar Mısır halkı nezdinde
mahkûm etmekti.
Darbe yönetimi ve ittifak içerisinde ol-
duğu tarafların tüm saldırılarına rağmen
Müslüman Kardeşler, büyük bir basiret
örneği göstererek oyuna gelmedi. Barışçıl
gösteriler yaparak haklarını savunma ve
seslerini duyurma yoluna gittiler. Böylece
Mısır halkının nezdinde oluşturulmaya
çalışılan, cemaatin “kötü”yü temsil ettiği ve
dolayısıyla yok edilmesi lüzumu algısı boşa
çıkarılarak var olma meşruiyetlerini yeni-
den kazandılar. Ancak meşruiyetin gerçek
anlamda sağlanılması için, Müslüman
Kardeşler’in kendisini algılama biçimini
yeniden sorgulaması ve gerekli düzenle-
melere gitmesi gerektiği de aşikârdır.
Gelinen aşamada, planlarında istediği
neticeleri alamayan askerî cuntanın ciddi
bir meşruiyet krizine girdiği anlaşılmakta-
dır ki uygulamaya koymayı düşündükleri
yol haritasının ülkeye kazandıracaklarını
iddia ettikleri istikrarı sağlayamamıştır.
Ancak geri adım atmaları da ileriki süreçte
idamlarına kadar gidecek bir yolun açıl-
ması anlamına geleceğinden geri adım da
atamamaktadır.
Tümbunların yanı sıra,ekonomik durum
da giderek kötüleşen sinyaller vermektedir.
Başta bazı Körfez ülkeleri olmak üzere,
Mısır’a yardım sağlayan ülkelerin daha ne
kadar süreyle ekonomik yardımda buluna-
cakları öngörülememektedir. Darbeci ko-
mutan Sisi’nin giderek azalan popülaritesi
ve giderek derinleşen toplumsal kırılgan-
lığı da eklediğimizde, Mısır, önümüzdeki
süreçte önemli değişimlerin yaşanmasına
müsait bir zemin haline gelmektedir.
*
Ortadoğu Uzmanı