103
mart
2014
Cahit Tuz*
eniden şekillendirirken
gelen rejimi ve son olarak da 42 yıllık des-
pot Kaddafi rejiminin devrilmesi ile halkın
taleplerine uygun neticeler hâsıl olmuştur.
Ancak Osmanlı’nın tarih sahnesinden si-
linmesiyle, bölgeyi çıkarlarına göre dizayn
eden dinamikler devreye girmek suretiyle
süreç, Suriye’de kördüğüm haline getirile-
rek 3 yıldır süren bir iç savaşa sürüklenmiş
ve 30 Haziran’da, Mısır’da gerçekleştirilen
darbeyle tamamen tıkanmak istenmiştir.
Mısır’da gerçekleşen askerî darbe, gide-
rek farklı boyutlar alan bir mecrada ilerle-
mektedir. Müslüman Kardeşler’e yönelik
yürütülen“şiddet sarmalına çekme”ve dola-
yısıyla “radikal”imajı yükleme çabası, darbe
yönetiminin en önemli stratejisi haline gel-
miştir. Rabia ve En-Nahda meydanlarında
demokratik ve barışçıl yollarla taleplerini
dile getiren sivillerin darbe yönetimi tara-
fından katledilmesi, toplum psikolojisinde
büyük hezeyanlar meydana getirmiştir. Si-
vil halka yönelik gerçekleştirilen demokrasi
dışı müdahaleler, kendi ordularının böyle
bir katliam yapmasını anlamlandıramayan
ülke toplumunun büyük bir kesimini hayal
kırıklığına uğratmıştır.
Mısır’ın toplumsal
hafızasını anlamak
Arap Baharı güneşi Mısır’ı da aydın-
latmış ve milyonlar, Tahrir Meydanı’nda
Hüsnü Mübarek’in şahsına ve yakın çev-
resi vasıtasıyla uyguladığı yönetim şekline
karşı isyan etmişti. Bu isyan, “Ente Mas-
ri, irfa’ re’sek!” (Sen Mısırlısın, kaldır artık
başını, dik tut!) sloganının da gayet güzel
bir şekilde özetlediği şekilde, bir toplu-
mun kendi kaderini kendisinin belirlemesi
hakkını ve bu hakkı da haksız yere teke-
line alanlardan geri alma amacına yönelik,
temelinde fakirlik ve sosyal adaletsizliğin
tetiklediği bir isyandı.
Kuşkusuz böylesi büyük toplumsal olay-
ları değerlendirmeye alırken, o toplumun
hafızasını ve dolayısıyla toplumsal psiko-
lojisini anlamaya çalışmak da bizi doğru
sonuçlara götürecektir.Zira tarihsel süreçte
oluşan toplumsal hafıza, toplumun davra-
nışları ve en önemlisi de olaylar karşısın-
da gösterdiği refleksler hakkında bizlere
önemli ipuçlar sunmaktadır.
Mısır her ne kadar bir Arap ülkesi ola-
rak değerlendirilse de, Mısır halkını diğer
Arap halklarından ayıran bazı karekteris-
tik özellikler söz konusudur. Firavunlar
zamanından kalma kölelik psikolojisinin
hâlâ toplumda belirleyici bir unsur olduğu,
bizzat Mısırlılar tarafından dile getiril-
mektedir. Mısır halkının, uzun yıllar süren
diktatörlük rejiminin baskısı altında ahlakî
bazı değerlerinin büyük ölçüde erozyona
uğradığı, gerek ülke entelijensiyası, gerekse
ülkede çalışan uzmanlarca dile getirilmek-
tedir. Bu bağlamda Mısırla önemli ticarî
faaliyetlerde bulunan bir iş adamının,“İşim
dolayısıyla sıklıkla ziyaret ettiğim ve bazen
yarım yılı aşkındır kesintisiz ikamet etmek
durumunda bulunduğum gelişmekte olan
ülkelerin ve hatta Arap ülkelerinin hiçbi-
rinde, Mısır toplumu ile muamelede zor-