101
mart
2014
Fatma Şura Bahsi
Analiz
haber
ajanda
>> Pan-İslamdüşüncesi-
ni tartışan yazarlar, Müs-
lümanların, 19. yüzyılda
kendilerini yabancı güçler
arasına sıkışmış, eski
ve yeni arasında kalmış
olmaları sonucu -tepkisel
olarak- kendilerini politize
ettiklerini iddia etmek-
tedirler. Bunu da dinî
antiemperyalizm olarak
nitelendirmektedirler.
Pan-İslam düşüncesi-
nin Abdülhamid dönemi-
ne tekabül ettiği söylense
bile, esasında 1774 Küçük
Kaynarca Antlaşması’na
kadar indirgenebilir. Söz
konusu antlaşma metnin-
de, Sultan’ın İmparatorluk
haricindeki Müslümanlar
üzerinde de manevî yet-
kisi olduğu belirtilmiştir.
Pan-İslam’ın resmî devlet
politikası haline gelmesi
ise Yavuz Sultan Selim’in
1517’
de halifeliği Osmanlı
İmparatorluğu’na getir-
mesi ve 1876 Osmanlı
Anayasası’nda “Sultan,
Halife olarak İslam di-
ninin koruyucusudur”
ifadesinin yer alması ile
gerçekleşmiştir.
Pan-İslam’ın bir ideo-
loji haline gelmesindeki
en önemli faktör, Ab-
dülhamid döneminde
kaybedilen topraklarda
Müslümanlara uygula-
nan baskıcı tutuma karşı
ortaya konan tepkilerin,
beraberinde Müslüman
devletlerle olan ilişkileri
arttırması ve işbirliğini
geliştirmesi olmuştur.
Pan-İslam adına ku-
İslamcı ilgi yenilenmiştir.
Pan-İslam ideolojisinin
yayılma alanlarından üç
tanesi oldukça önemlidir.
Bunlar Mısır, Libya ve Os-
manlı hâkimiyetinde olan
Afrika topraklarıdır. Mısır,
önemli kültür merkezi ve
İslam tarihinde etkili bir
yere sahip olmasından
dolayı Pan-İslam’ın ya-
yılma sahasında önemli
bir merkez olarak kabul
edilmektedir. Bilhassa
El-Ezher Üniversitesi’nin
dinî alandaki eğitimi ile
önemli isimleri yetiştirmiş
olması, Mısır’ı etkili kılan
bir faktör olmuştur.
Uluslararası bağlamda,
1945
sonrasında Güney,
Güneydoğu Asya, Orta-
doğu ve Kuzey Afrika’da
Müslüman devletler
kurulmuştur. Bu devlet-
lerin kuruluşu ile beraber
Pan-İslam’a karşı yeni
görüşler ortaya çıkmıştır.
Devletlerin ulusal ve
politik çıkarları, politik
olarak Pan-İslam bayrağı
altında toplanma çabala-
rını engellemekteydi. Bu
bağlamda milliyetçilik ile
İslam düşüncesi bir mü-
cadele içerisine girmiştir.
Her ne kadar tek ümmete
duyulan özlem canlılığını
korumuşsa da genellikle
dış ilişkileri belirleyen
etken, “ulusal çıkarlar”
olmuştur.
rulan organizasyonlar
Abdulhamid döneminde
büyük ve yaygın değildi.
Var olan organizasyon-
ların amaçları, Batı karşı-
sında İslam’ı savunarak
Osmanlı liderliğini yü-
celtmekti. Bütün küçüklü
büyüklü dernek ve cemi-
yetler, İslam toplumla-
rında Halife’nin desteğini
alarak, İslam dünyasının
ilerlemesini sağlamak ve
İslam’ın yanlış algısının
yok edilmesinin yanında
Osmanlı Halifesi’nin
desteklenmesini ve bu
duygu ile Müslümanlar ve
diğerleri arasında propa-
gandayı yaygınlaştırmayı
hedefliyordu.
Bu tür örgütlenmeler
dışındaki iki önemli
devlet girişimi de Hilal-i
Ahmer Cemiyeti ve Hicaz
Demiryolu’dur. Birincisi
İmparatorluk içinde ve
dışındaki Müslümanlara
yardımı hedeflerken, ikin-
cisi de İslam dünyasının
sınırlarını önemli ölçüde
birleştirmeyi amaçlayan
bir girişimdi.
Abdulhamid’in 1908
yılında Genç Türkler tara-
fından tahttan indirilmesi
sonrasında, Pan-İslam
ideali ciddi anlamda bir
gerileme yaşamıştır. Bu-
nunla birlikte Genç Türk-
ler, İslam ve Pan-İslam’ı
modernizasyon sürecine
zarar veren tepkisel güç-
ler” olarak görmüşlerdir
ve Pan-İslam hareketinin
devam ettirilmesine rağ-
men, politikada birtakım
ciddi değişmeler olmuş-
tur. Zamanla Pan-İslam
ve Pan-Türkçülük birlikte
anılmaya başlamış, özel-
likle Pan-İslam üzerine
tartışmalar yoğunlaşmış,
yayınlanan makale ve
gazetelerde Pan-İslam’a
ağırlık verilmiş ve yeni-
den güçlendirilmesi için
çalışmalar yapılmıştır.
Türkiye’de kurulan
yeni devletin pratik ge-
reklilikleri ve ideolojik
yaklaşımları ile Pan-
İslam politikası sona
erdirilmeye çalışılmıştır.
Bu bağlamda, halifeliğin
kaldırılması ile bu konu-
ya son noktayı koymuş
oldular. Pan-İslam ve Pan-
Türkçülük, Türkiye’nin
komşuları ile ilişkilerinde
tehlikeli görünüyordu.
Bundan dolayı “global
İslam toplumu” kavramı
terk edilmiş ve seküler
modernizm, milliyetçilik
bağlamına yerleştirilerek
yeni devletin politika
algısı oluşturulmuştur.
1950’
lerde İslamî dü-
şüncenin yeniden uyanı-
şa geçmesi ve ardından
1960
ve 1970’lerde genel
politikanın içine dâhil
olması ile birlikte Pan-
Pan-İslam
adınakurulan
organizasyonlarAbdulhamid
dönemindebüyükveyaygın
değildi.Varolanorganizasyon-
larınamaçları,Batıkarşısında
İslam’ısavunarakOsmanlı
liderliğiniyüceltmekti.Bütün
küçüklübüyüklüdernekve
cemiyetler,İslamtoplumlarında
Halife’nindesteğinialarak,
İslamdünyasınınilerlemesini
sağlamakveİslam’ınyanlış
algısınınyokedilmesinin
yanındaOsmanlıHalifesi’nin
desteklenmesinivebuduygu
ileMüslümanlarvediğerleri
arasındapropagandayıyaygın-
laştırmayıhedefliyordu.
O
RYANTALİSTLERİN
uzmanlık alanına giren Pan-
İslamdüşüncesi, II. Abdulhamid’in önemli politikaların-
dan biri olarak kabul edilmektedir. Bu düşünce temeli-
nin19. yüzyıldaortayaatıldığı ileri sürülmektedir.
Pan-İslamizm
Birhareket olarak