8
mart
2014
Ayın
Olayı
Haber Ajanda
“1
400
yıl önce otomo-
bil olsaydı, Muham-
med Peygamber,
eşinin araba sürme-
sine izin verirdi vemuhtemelen
Suudi Arabistan’ı dünyadaki ilk
otomobil üreten ülke haline, eşini
de otomobil endüstrisinin başına
getirirdi…”
Bu sözler, 2004 yılında Cidde’de
düzenlenen Arap Ekonomik
Forumu’namilyon dolar ödene-
rek getirtilen eski ABD başkanla-
rından Bill Clinton’a ait. Clinton bu
sözleri söylediğinde, İslamdün-
yasından sözlere farklı açılardan
yaklaşımlar getirilmişti. Daha son-
raki zamanlarda Efendimiz (s.a.v.)
ile ilgili olarak “Yaşasaydı…” diye
başlayan birçok fanteziyle karşı-
laşıldı. Bu fanteziler, Batı’da farklı
yorumlar ve yapıtlarla somutlaş-
tırılarak karikatür, film, tiyatro ve
müzikal çizgide cisimleştirildi.
Farklı farklı ülkelerde Kur’an-ı
Kerimve Efendimiz Muhammed
Mustafa (s.a.v.) hakkında gerçek-
leştirilen iğrençlik abidesi etkinlik-
ler, İslamdünyasından o günlerde
çok yüksek perdeden tepkiler
gördü. Yalnız gösterilen o tepkilere
rağmen Batı, somutlaştırılan o
fantezilerin önüne geçmemekte
ısrarcıydı, zira aynı tip eserlerin
asla Müslümanlarca gerçekleşti-
rilmeyeceğini gayet iyi biliyordu.
Biliyordu ki Müslümanlar, onların
Peygamberimiz” dediğini tasdik
ediyor, hatta daha ileri derecede
bir kutsiyet atfediyorlardı.
O günlerde bir karikatür yayın-
lanıyor, sonra bir diğeri sürülüyor-
du piyasaya. Çekilen iğrenç filmler
ve yapılanmüzikallerle işkembe-
sini boşaltıyordu Batı. 11 Eylül, yeni
teröristler icat etmeliydi. Tepkiler
gittikçe yükseliyor, yayın ve film-
lerin yapıldığı ülkelerin elçilikleri
önünde taşkın protesto eylemleri
gerçekleştiriliyor ve dünyaya
bütünMüslümanların terörist
olduğu lanse ediliyordu.
Peki, Müslümanların tepkileri
acaba fazla değil miydi? Batı’ya
göre söz konusu tepkiler saldır-
gancaydı. Öyle ya, sinemalarında,
resimlerinde, piyeslerinde ve
türlü yayınlarında kendi peygam-
berleri olduğunu iddia ettikleri
Hazreti İsa’yı (a.s.) rahatlıkla temsil
edebiliyorlar, muzipmizansen-
lerin dahi içine katabiliyorlardı
(
hâlâ örnekleri mevcut). Bizse,
yalnızca Efendimiz’e (s.a.v.) yapı-
lan saldırılar karşısında sesimizi
çıkarıyorduk. Hâlbuki Hazreti İsa
(
a.s.), bizimonlardan daha iyi an-
ladığımız, bildiğimiz, taltif ederek
inandığımız bir peygamberken,
onların bu tutarsız arsızlıklarına
sesimizi çıkartmıyoruz. Demek
ki bilinçli şöyle olmalı: “Benim
peygamberime küfredildi” düşün-
cesiyle tavır almak yerine “Allah’ın
peygamber(ler)ine saldırıldı”
hareket edilmeli.
Şefkat değil,
REZALET
TEPE!
Cemaat,
Şefkat Tepe” adındaki dizide, iyice
şirazesinden çıkardıkları mucize edebiyatını bir
rezaletle süsledi. Dizideki sözüm ona komando
olan bitirim takımının kaptanının gördüğü rü-
yada, Efendimiz (s.a.v.), tıpkı Batı sineması tek-
niğiyle o bitirim takımının kamyonetine bindi-
rildi. Mesaj ne? “Peygamber bizimyanımızda…”
Bill Clinton’a ait olan ve başta
belirtmiş olduğumuz söz, işte Hı-
ristiyan Batı’nınmizanseniyle aynı
ölçüde ve hemde Müslüman bir
ülkede, kendilerine “Müslüman”
diyen birkaç çukur tarafından
somuta oturtulmuş oldu. Eğer bu
ukalaların fantezilerine önemli bir
metafor salan Bill Clinton konu-
muz olan sahneyi izleseydi, belki
verdiği fikirden dolayı kendiyle
gurur da duyardı.
Cemaat, “Şefkat Tepe” adındaki
dizide, iyice şirazesinden çıkar-
dıkları mucize edebiyatını bir
rezaletle süsledi. Dizideki sözüm
ona komando olan bitirim takımı-
nın kaptanının gördüğü rüyada,
Efendimiz (s.a.v.), tıpkı Batı sine-
ması tekniğiyle o bitirim takımının
kamyonetine bindirildi. Mesaj ne?
Peygamber bizimyanımızda…”
Bir Batı ülkesinde gerçekleştiril-
diğinde infiale sebep olacak, so-
kakları dolduracak bu sahne, Müs-
lümanmahallesinde salyangozun
yıllardır satıldığını da ispat etmiş
oldu. Sahneyi izleyen aklıselim
kimseler, sahnenin yayınlandığı
AYIN
OLAYI