89
şubat
2013
Serdağ Yeni
diye Başkanlığı’na başladığı günden itibaren
belediyecilik konusunda örnek projeler ger-
çekleştirmiştir.
Kendisi ile oturup konuştuğunuzda sade-
ce işin fiiliyatını yapan biri olmadığını, şehir,
mimari ve şehir kültürü bakımından özgün
fikirlere sahip olduğunu görürsünüz. Onun-
la konuşurken Farabi’nin Medinetü’l-Fadıla
isimli kitabında sözünü ettiği “Şehirlerin
yöneticileri feylesof olmalıdır” görüşünün
bir örneği ile karşı karşıya bulunduğunuzu
düşünmekten kendinizi alamazsınız. Çünkü
Selçuk Çetin’in hayata geçirdiği her projenin
ve gerçekleştirdiği her faaliyetin mutlaka bir
fikri ve felsefi arka planı vardır.
Selçuk Çetin’e göre kadim şehirlerimiz ve
bu topraklara uygun olarak ecdadımız tara-
fındaın geliştirilmiş mimarimiz, Batılılaşma
sevdasına tahrif edilmiştir. Bugün içinde ya-
şamaya mahkum edildiğimiz şehirlerimiz ve
meskenlerimiz ise insan fıtratına, Anadolu
tabiatına ve medeni dokumuza uymamak-
tadır. Bu nedenle şehir ve mimaride bir öze
dönüşe, fıtrata yönelişe ve kendi medeniye-
timize sahip çıkmaya ihtiyaç vardır. Bunu
sağlamak için de ilim adamları ile yardımlaş-
mak bir zarurettir. Selçuk Çetin, sözünü et-
tiği öze dönüşü gerçekleştirmek maksadıyla
İlmi Belediyecilik” ismini verdiği bir usul
ile çalışmakta ve “Şehircilik Sempozyumla-
rı” tertip etmektedir. İlim adamları ile yakın
iletişim içinde olan Selçuk Çetin, geleceğin
şehirlerinin nazariyesini yapacak olanlara
faydalanabilecekleri bir “şehir kitapları kü-
tüphanesi” kurmaktadır. Türkiye’de, belki de
dünyada bir ilki gerçekleştirmek için yaptığı
çalışmaları anlatırken nasıl bir heyecan ve
iştiyak içinde olduğunu görmek, insanı ger-
çekten etkiliyor.
Selçuk Çetin, belediyeciliğin sadece imar
ve fen hizmetlerinden ibaret olmadığını en
iyi bilen başkanlardan biri. Ona göre “Şehir-
ler, ancak içinde yaşayan insan varsa değerli-
dir. Bu nedenle yapılan bütün hizmetler, in-
sana göre ve insan için olmalıdır. Şehircilik
ve mimarlık, fikrî arka plandan ve kültürel
dokudan, hatta ideolojiden azade olamaz. O
halde biz şehircilik yaparken, hizmet verdi-
ğimiz insanların medeni ve harsi (kültürel)
özelliklerini göz önünde bulundurmalıyız.
Mesala ihtiyarlarımızı yalnızlığa sevk eden,
onları yeni nesillerden koparan, sadece ana,
baba ve çocuklardanmüteşekkil eksik bir aile
yapısına bizi zorlayan apartman dairelerine
alternatif meskenler üretmeliyiz. Güya dar
gelirliler için icad edildiği söylenen 1+1 da-
irelerin ortaya çıkaracağı sosyal bozulmalara
dikkat kesilmeliyiz. Eğer bugün boşanmalar
artmışsa, bunun meskenlerimiz ile bağlan-
tısını araştırmalıyız. Şehirlerimizde insanı-
mızın insicam içinde yaşamasını sağlayacak
olan yüksek bir kültür ve medeni dokunun
ortaya çıkması için çalışmalıyız”.
Pursaklar’ı adeta kozasından çıkararak ke-
lebek gibi uçuran ve “Tebessüm Şehri”yapan
Belediye Başkanı Selçuk Çetin’in icraatla-
rını tek tek anlatmak için yerimiz kalmadı.
Ama önerimiz, Pursaklar’da bulunan yeni
binaların, parkların, sosyal tesislerin “Hanım
Evleri”nin, “Dede-Torun Evleri”nin ve “Ne-
zaket Okulları”nın yerinde görülmesidir.
Belediye Kanunu ile büyükşehir mücavir
alanına dahil olur. Pursaklar, Belediye Baş-
kanı Selçuk Çetin’in girişimleri ile 2008
yılında AK Parti Hükümeti tarafından ilçe
yapılır. Pursaklar ilçe olunca mücavir alanı
yaklaşık on kat artar. Çünkü Saray, Sirkeli ve
Altınova belde belediyeleri kapatılarak Pur-
saklar sınırları içine dahil edilir. Bugün, yani
2013
yılı Şubat ayı itibari ile ilçenin nüfusu
119.593’
e ulaşmıştır.
Pursaklar’da meskun halkın demogra-
fik yapısına bakıldığında, genellikle Orta
Anadolu’dan göç etmiş insanlardan müte-
şekkil oldukları görülür. Bu bakımdan Pur-
saklar,adeta bir Anadolu laboratuvarı gibidir.
Anadolu insanının sosyal ve kültürel doku-
sunu anlamak isteyenler, Pursaklar’a bakarak
kestirmeden bilgi sahibi olabilirler. Sosyal
ilişkilerin güçlü ve komşuluk münasebetle-
rinin hâlâ canlı olduğu Pursaklar’da asayiş
berkemaldir ve suç oranı çok düşüktür.
Bugün Saray, Sirkeli, Altınova ve Pur-
saklar’dan müteşekkil olan yeni ilçe Pur-
saklar, adeta dört merkezli bir yerleşim
mekanı görünümündedir ve yapılaşması
hızla sürmektedir. Sirkeli daha çok bir yazlık
yerleşim yeri olarak gelişirken, Saray eğitim
kurumları, Altınova ise bir kısmı sınırları
içinde kalan fuar alanı münasebetiyle ticaret
ve yatırım merkezi olarak gelişmektedir.
Pursaklar’ın komşuları durumunda olan
Akyurt ve Çubuk ilçelerine yapılan bütün
yatırımlar, onlardan çok Pursaklar’ın işine
yaramaktadır. Akyurt’taki fabrikalarda çalı-
şan işçiler ve Çubuk’ta kampüsü kurulacak
olan Yıldırım Beyazıt Üniversitesi öğretim
üyeleri, ikamet için Pursaklar’ı tercih etmek-
tedirler. Çünkü Pursaklar’ın bu ilçelere göre
daha gelişmiş olması ve Metropole daha ya-
kın olması tercih sebebidir.
Pursaklar’da meydana gelen bu hızlı dö-
nüşüm ve değişimde şüphesiz Belediye’nin
ve Belediye Başkanı Selçuk Çetin’in hayati
bir ehemniyeti vardır. Çok kısa bir sürede
adeta kabuk değiştiren, hatta kelebeğe dö-
nüşen tırtıl misali doku değiştirdiği söylene-
bilecek olan Pursaklar’daki bu değişimin ana
lokomotifi şüphesiz Selçuk Çetin’dir.
Selçuk Çetin, 1961 doğumludur ve Sel-
çuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezu-
nudur. Uzun yıllar Solfasol İHL’de müdür
yardımcılığı yapmıştır. Daha sonra özel bir
eğitim kurumunda kurucu genel müdürlük
yürütmüş ve oradan belediye başkanlığına
geçmiştir. Binlerce insan yetiştirmiş bir eği-
timci olarak göreve geldiği Pursaklar Bele-