80
şubat
2013
gelişmiştir. Yaklaşık 4 aylıkken bebek, dış
dünyaya dair pek çok tecrübe edinmiştir
ve daha gelişmiş ses üretim organlarına sa-
hiptir. Son zamanlarda yapılan araştırma-
lar ilginç bulgular ortaya koymuştur. 2 ila
5
günlük 30 Alman ve 30 Fransız bebeğin
ağlamaları analiz edilmiş, ağlamaların alt
perdelerden üst perdelere doğru mu yük-
seldiği ya da üst perdelerden alt perdelere
doğru mu alçaldığı araştırılmıştır. Fransız
bebekler, daha çok yükselen perdelerde
sesler üretirken; Alman bebekler, daha
çok düşen perdelerde ses üretmektedirler.
Araştırma sonucu bu melodilerin, bebekle-
rin anadillerindeki tipik konuşma kalıpları-
na uyduğunu göstermiştir. Yani bebeklerin
dil gelişimi, birkaç yıl sonra söyleyecekleri
cümlelerin habercisi olan sesleri çıkarabil-
diklerini gösteren “ağlamanın melodisiyle”
başlamaktadır. Yeni doğan bebekleri uyu-
mak, yemek ve ağlamaktan başka bir şeyler
yapmayan mimiklerle görüyoruz ama as-
lında onlar, konuşma dolu bir hayata çok-
tan başlıyorlar.
Yeni doğmuş bebekler, seslerdeki bazı
ince farklılıkları yetişkinlerden daha iyi du-
yarlar. Bebekler kelimelerin hangi telaffu-
zunun doğru olup olmadığını anlayamaz-
lar, ama bir sesin tekrarının öncekilerden
farklı olup olmadıklarını anlayabilirler. Bu
yüzden aynı sesi tekrar tekrar dinledikle-
rinde sıkılır, ama o seste biraz değişiklik
olduğunda dikkat kesilirler. Araştırmacılar
sintisayzırlarla sesin zamanlamasını biraz
değiştirip, örneğin /pa/ ile /ba/ arasında bir
ses vermişler ve yeni doğanların bile hece-
lerdeki bu ses değişikliklerini fark ettikleri-
ni gözlemlemişlerdir.
Bebek tam anlamıyla duyduğu dilin ni-
teliklerine göre kendini ayarlar. Bu döne-
mindeki yerel konuşma seslerine alışma
sürecinden sonra çeşitli dil özellikleri ge-
lişir. “Agulama” döneminden çok kısa bir
süre sonra temel söz dağarcıkları oluşma-
ya başlar. Bebekler ikinci yıllarında iki üç
sözcüklük cümleler, üçüncü yılda ise söz
dizimleri ve daha karmaşık cümleler kur-
maya başlarlar. Çocuklar, okul öncesi dö-
nemde sözcüklerin anlamını kendi kendi-
lerine öğrenmişlerdir. Sözcük öğreniminde
önemli olan, cümleleri duymak, insanların
sözcüklerin karşılığında neler yaptıklarını
görmek, sonra da kendi kendine sözcük
dizileri oluşturarak çevredeki insanları et-
kilemektir.
Okul öncesi yaşlardaki çocuklarda yeni
sözcük öğrenme hırsı çok fazladır.Her gün
söz dağarcığına altı yeni sözcük eklerler.
Bu sözcüklerin bir kısmını işaret ederek
ve sorarak değil, gözlemle öğrenirler. Çev-
redeki insanları gözlemleyerek öğrenme,
dilbilgisi, yani gramer için de geçerlidir.
Çocuklar cümle oluşturma kurallarını sırf
gözlemle öğrenirler. 18 ay ile 36 ay arasın-
daki dönem, özellikle çevrede konuşulan
cümlelerin temelini oluşturan yapı kuralla-
rını öğrenmeye meyillidir. Dil öğrenmenin
en önemli kısmı cümleleri anlamak değil,
kuralları doğru kullanarak cümle kurmak-
tır. Birinin kurduğu karmaşık bir cümleyi
-
biraz da tahmin ederek- anlamak çok
kolaydır. Eğer bir Fransız’ı dinliyorsanız,
cümlelerin içinde geçen bildiğiniz kelime-
lerle size ne anlatmak istediğini tahmin
edebilirsiniz. Ancak dilbilgisi kurallarına
göre cümle kurmak zor olmasına rağmen,
çocuklar bu kuralları kolayca öğrenmeye
doğuştan yatkındırlar.
En önemli dönem: Okul öncesi
Dil öğrenmek için çocukların gelişim ev-
resinde belirli kritik dönemler vardır. Dilin
gelişim evresinin bu dönemlerinde yeterli
uyarana maruz kalınmadığı, toplumsal bir
ortam bulunmadığı sürece dil gelişmez. Bu
evrelerin en önemlisi okul öncesi dönemdir.
1798
yıllarında, Fransa’nın güneyindeki
ormanlık bölgede bulunan 10-11 yaşla-
rındaki Aveyron’un vahşi çocuğu Viktor,
bulunduğunda hiçbir dili bilmiyor, konuşa-
mıyor, yürüyemiyor ve dört ayak üzerinde
gidiyordu. İnsanlardan ise çok korkuyordu.
Beş yıllık bir eğitimden sonra birkaç keli-
me ve isimden başka bir şey söyleyemedi.
İnsanlarla ilişki kurmayı da öğrenemedi.
Bu çocuğun yaşam hikâyesi 1970 yılında
yönetmen François Truffaut tarafından fil-
me alındı.
Yine buna benzer bir vaka da 1970’li yıl-
larda, Los Angeles’ta ailesi tarafından bir
buçuk yaşındayken bodrumda bir odaya
kapatılan ve 13 yaşına kadar bu odada tek
başına yaşayan Genie’dir. Genie’nin acıklı
hapishane hayatı bitip, yaşadığı bodrum-
dan kurtarıldıktan sonra yoğun terapi gör-
mesine rağmen, “dili” öğrenemediği gibi
konuşması da ancak “Al market elma suyu”
gibi anlamsız cümleler kurduğu, ilkel bir
seviyede kalmıştır.
Ana babaları sağlıklı olduğu halde, be-
yinleri hasar gördüğü için işitme engelli
doğan çocuklar, okul öncesi bu hassas dö-
nemde fark edilmezlerse, söz dizimleri açı-
sından yeterli deneyimleri olmayacağı için,
ileri yaşlarda tam anlamıyla dil öğrenemez-
Bilim
haber
ajanda