75
şubat
2013
Prof. Dr. Seyit Mehmet Şen
yakılmaları, kavrulmaları gerekiyor-
du. Olgunlaşmaları, kimi eksiklerini
tamamlamaları,kimi noksanlarından
kurtulmaları için ayrılmaları gereki-
yordu. Çünkü Yaratan öyle dilemişti.
Çünkü cennetin o muhteşem ikli-
minde olgunlaşmak mümkün değil-
di. Çünkü serin ve selamet olan bir
gölgede, soğuğun iliklere işleyişinden
ve güneşin kavuruculuğundan uzak
bir gölgede, daimi bir bahar iklimin-
de nasıl olacak da olgunlaşacaklardı
ki?
Bunun içindi akla gelmeyecek bir
sınavla cennetten uzaklaştırılmaları.
Örs ve çekiç arasında dövülmeleri,
örselenmeleri, olgunlaşmaları, süzül-
müş bal gibi olmaları gerekiyordu.
İşte yasak meyveye uzanış, bu ge-
rekçenin, bu oluşun ortaya çıkması
içindi. Çünkü Rabbim, her şeyi bir
sebebe bağlamıştı. O’nun (c.c.) abes,
boş,gereksiz işi olmazdı.O’nun (c.c.)
her işi hikmetliydi, hikmet yüklüydü.
O, istediği şeyi dilerse elbet sebep-
siz de yaratırdı. Fakat O’nun (c.c.)
âdeti böyleydi. Adetullah böyleydi.
Her şeyi bir sebebe, bir gerekçeye,
bir hikmete bağlamak O’nun (c.c.)
işiydi. “Neden, niçin böyle?” deme
hakkımız yoktu. Buna kim karışabi-
lirdi ki?
Bekleyen: Kadın
Ayrılık,Âdem’ingözündeHavva’yı
daha da büyüttü. Bütün dünyasını
dolduracak kadar… Yıllarca ağladı
Âdem, Havva’yı arayarak. Nasıl ara-
masın, nasıl ağlamasındı ki? Cen-
net onca güzelliğine rağmen Havva
olmayınca… Âdem’in gözü aydın
olamazken… Bin bir tuzak, bin bir
meşakkat içeren dünya nasıl olacak
da Havva’sız Âdem’in gözünü aydın
edebilecekti?
Âdem, bu deni (alçak) dünyada
gözünün aydın olması için ağladı,
aradı, yürüdü, koştu, süründü, yokuş
indi, yokuş çıktı, emekledi, aç kaldı,
açık kaldı, uykusuz kaldı, susuz kaldı,
dili damağına yapıştı…
Havva bu deni dünyada gözünü
aydın edeceği Âdem’i aradı, ağladı,
gözleri ufuklarda bekledi, bekledi,
bekledi… Çünkü Havva biliyordu
Âdem’in gelip kendisini bulacağını.
Bu, Allah’ın ona verdiği bir kadınlık