71
şubat
2013
Süleyman Özışık
>> Devamında ise “Bin 500 yıl once bütü-
nüyle çıplak gezen, göğüsleri açık bir şekilde
dolaşan Arap kadınlarına ‘Kur’an-ı Kerim’
edep yerlerinizi örtün demiş. Hiçbir şeyi
okumayanlar! Bari hiç olmazsa dinimizin
kitabı ‘Kur’an’ı’ okuyuverin bir zahmet” diye
uyarıda bulunuyor.
Şeyh dediğin böyle olur zaten! Allahım’a
binlerce şükür olsun. Bize Ebu Levent Bin
Kırca gibi birini bahşettiği için. Ne kadar
hamd etsek azdır. O’nun gibi alimlerimiz ol-
masa, 14 asırdır süregelen yanlışımız devam
edecekti. Çakma alimlerin, fıkıhçıların, tef-
sircilerin, hadisçilerin 14 asırdır görmediğini
bir çırpıda şıpırt diye görüp çözdüğü için,
alnımız aşınıncaya kadar şükür secdelerine
kapansak yeridir. “Bu nasıl alimdir, bu nasıl
alimliktir?” demeyin sakın! Tillahi çarpılırsı-
nız! 21. yüzyılın alimi böyle oluyor işte! İs-
lam üzerine uzun uzun çalışmalar yapmaya
ne gerek var? Açarsın kutsal Kitabı, sadece
Örtünme emri var mı, yok mu?”diye bakar-
sın. Fazlası zararlı. Bakmayacaksın ötesine
berisine. Okuduğun bölümü kendine göre,
göz zevkine göre yorumlayacaksın. “Bacılar!
Örtünme, Arap kadınlarına gönderilmiş bir
emirdi. Siz Arap kadını değilsiniz. Haliyle
yarı çıplak dolaşmak sizin şanınıza yakışır.
Ha illa kapanmak istiyorsanız, sadece avret
yerlerinizi kapatın. Gerisinden bizi mahrum
etmeyin” diyeceksin. Bu kadar! Bazı yobaz-
lar çıkıp, öfkeden titreyip seni eleştirseler de
önemsemeyeceksin…
Ah benim güzel ülkem! Daha evine, ai-
lesine sahip çıkamayanların, bütün ülkeye
sahip çıkmaya yeltendiği Türkiye’m! Eskiler
En büyük zavallı, bilmediğini bilmeyendir”
demiş. Bir söz, bir adamın üzerine bu kadar
mı oturur, bu kadar mı yakışır? Bırakın ülke
sorunları hakkında bir şeyi bilmediğini, bil-
mediği hakkında içine düştüğü acz halini
bile bilmiyor, görmüyor.
Kırca’ya göre ülkenin kurtulması için 3
önemli şart gerek: Birincisi, AK Parti’den
kurtulmak. İkincisi, başörtüsünü atıp soyun-
mak. Üçüncüsü ise, teröristbaşı Abdullah
Öcalan’ın dağda ıslak ıslak öpücüklerle kar-
şıladığı Perinçek’in partisine katılmak. Yoksa
zinhar bu ülke felakete gidecek!
Kırca’nın kendi söylediklerine inanmadığı
gözlerinden de, sözlerinden de belli, amma
civarda ona inanan, aydınlıkları karanlıklara
teslim etmek isteyenlere kahraman ünvanı
yakıştıran o kadar çok bilgiç edasında zavallı
var ki... Boşuna “Şeyh uçmaz, mürid uçurur”
dememişler. Etrafında kümelenenler alkışla-
dıkça o da uçuyor işte!..
Suç Levent Kırca’da da değil. Adam yıllar
yılı programına daha fazla para veren TV’lere
transfer olupdurdu.Bir alışkanlık onunki.“Pa-
raya göre öten adam durumu” anlayacağınız.
Para azaldıkça hırçınlaştı, şöhret basamakla-
rından yuvarlandıkça azgınlaştı. Yere zımba-
lanmış gibi yapışınca, haliyle denge sorunu
yaşadı.Tabiri caizse, at iziyle it izini karıştırdı.
Kendisini göklere çıkaran halkın onu yere ser-
mesi sonucu yaşadığı aşağılanmanın utancını
örtecek bir örtü bulamayınca kadınlara “Siz de
örtünmeyin”demeye başladı sahte şeyh.
Ülkenin sevdiği bir sanatçının,menfaatleri
elinden alınınca nasıl canavara dönüştüğü-
nün son örneğidir o. Arada bir dudakların-
dan fırlayan uğursuz ve lanetli sözlerin nede-
ni tam da budur. Sahnede yüzlerce, ekranda
milyonlarca kişinin huzurunda hayasızca ve
dahi iffetsizce “Bir karı buldum, d…gidiyo-
rum” diyen bir adamın, “Kardeşlerim! Dini-
mizde kapanmak, Hakk emridir” demesini
nasıl bekleyebiliriz ki?
Yaptığı, 7 kez evlenmiş ama bizi bakire ol-
duğuna inandırmaya çalışan bir kadının ya-
lanından başka bir şey değil. Bakire beyazları
giyinmiş iffetsiz kadınları, bu ülkenin insanı
artık kilometrelerce öteden tanıyor oysa ki…
Arşivlere şöyle bir göz attım ve dikka-
timi çekti. 2006 yılına kadar programları
TV’lerde fıldır fıldır dönen Levent Kırca,
o güne kadar ne AK Parti, ne de başka bir
parti hakkında tek olumsuz kelime etmemiş.
Hatta 9 şubat 2006 tarihinde 4. AK Parti
Siyaset Akademisi’ne katılmış ve aynen şu
cümleyi kurmuş: “‘AK Parti de ülkemizin bir
parçası hiç şüphesiz. Ama bence bir sanat-
çının, bir mizahçının partilere eşit mesafede
durması gerekir. Bir sanatçının partisi olmaz.
Kırca’nın hiçbir zaman partisi olmamıştır.
Bundan böyle de olmayacaktır.”
Ne zaman ki programı ratinglerde dibe
vurmuş ve halktan rağbet Görmemiş ve ne
zaman ki AK Parti’den istediği desteği göre-
memiş, o zaman işin rengi değişmeye başla-
mış.O tarihten beri de bir dediği bir dediğini
tutmamış. Kah karı d… koşmuş, kah Kur’an
hatmetmiş… “İkisi bir arada nasıl olur?” de-
meyin. Son dönemlerde başımıza ulema ke-
silen din alimlerine dönün ve bakın. Kimini
sekreteriyle, kimini yabancı uyruklu kadınlar-
la, kimini ekranda dahi cilveleşirken, kimini
de “Orucunuzu eşinize oral seks yaparak aça-
bilirsiniz” darken -gündeme gelmek için şak-
labanlık yapanları zillet içinde- göreceksiniz.
Onların arasına bir de Levent Kırca karışmış
diye kızmayın.Hep Levent Kırca milleti gül-
dürecek değil ya, şimdi de milleti kendine
güldürüyor. Neticede burası Türkiye! Bunu
da çok görmeyin.Olacak o kadar!
Şeyh Ebu Levent Bin Kırca
B
ÜYÜK
din alimi Şeyh Ebu Levent Bin Kırca, bugün ör-
tünme konusundaki yeni fetvasını yayınlamış.Aydınlık ga-
zetesinde yayınlanan fetvasında “AK Parti’ye güvenen ‘sık-
ma başlılar’ da mahkeme salonlarına girdi.Dinimizin kitabı
Kur’an-ı Kerim’i kaç kişi okudu acaba? Kur’an’da ‘baş örtülecek, saç
görünmeyecek’ diye bir şey yok!..”diye buyurmuş.
Medya
haber
ajanda