67
şubat
2013
daş öldürüldü”, “Yaşlı bir kadın öldürüldü”
diyebilirsin. “Ermeni” dersen, Ermenilerin
antenleri “Neden Ermenileri öldürüyorlar?”
diye dikilir hemen. E, Ermeni öldürülüyorsa,
öteki de öldürülüyor kardeşim!.. Geçen de
televizyonda duydum, çok şaşırdım. Madem
ki bir Ermeni meselesi var ve bir de Ermeni
devleti var, niye bu meseleyi AİHM’e taşımı-
yorlar. Böyle bir hakları var ama yapmıyorlar.
Neden?
Kısacası Türk medyasının olaylara sağdu-
yulu yaklaştığını zannetmiyorum. Yangına
körükle gidiyorlar. Hassas davranmak lazım.
Ortada hiçbir şey yokken “Hepimiz Erme-
niyiz!”dersen, olayı körüklersin.Onlar da der
ki, “Ya siz niye böyle bir şey yapıyorsunuz?
Bizim bir sıkıntımız yok. Böyle bir şey ya-
parsanız, konu bu şekilde gündeme gelir ve
başka şeyler olur”.
Eşeğin kulağına kar suyu kaçırmak gibi
mi?
Aynen öyle… Aynen öyle… Olay örgüt-
lüyse -Hrant’taki gibi- devlet de peşini bıra-
kıyorsa, işin üzerini örtüyorsa, o zaman basın
olarak da, kamuoyu olarak da sonuna kadar
git üzerine.
Kemal Ergin:
Bu olaylar bana 1915 yılın-
daki soykırımı hatırlatıyor. Soykırım yaşanır-
ken,İstanbul Ermenileri çok rahat yaşıyorlar-
dı. Bir sorunları yoktu.Hatta soykırıma karşı
öyle büyük tepkileri ve itirazları da yoktu.
Olsa bile çok azdı. Bunun sebebi ise şuydu:
İstanbul’da ticaret ve zanaatkârlığa dayanan
bir burjuva sınıfı oluşturmuşlardı.Onlara do-
kunulmadığı için buradaki yaşamlarını rahat
bir biçimde sürdürüyorlardı. Bunların böyle
bir “protesto etmeme” gelenekleri var. Bu da
azınlık oldukları için çok normal. İçlerinde
hüzün yaşıyor olsalar da bunu dışarı vuramı-
yorlar. Bu, duyarsızlıklarından değil, sadece
böyle bir gelenekleri yok.
Mustafa Şimşek:
Umursamıyorlar…
Benim babam Kürt, annem Gürcü. Bana
ne dersen de… Bugün devlet yeni bir isim
bulsun, onu da kabul ederim.Ne dersen de…
Bana ne?!
Atilla Yavuz:
Umursamıyorlar olur mu
yahu?! Tamam, zaten doğru olan da bu. İn-
san ne hissediyorsa odur. Ama bu olaylarda
özel bir proje var mı, yok mu?” merakı var
bizde. Dedik ki, burada bir rahatsızlık duru-
mu var. Peşpeşe dört Ermeni’nin katledilme-
si bir sorundur. Olay tam olarak çözülmedi,
ama ölenlerden birinin masasının üzerinde
duran parasının bile alınmaması çok tuhaf
geldi bana. Bu konunun üzerinde hassasi-
yetle durulmasına ve Ermenilerin yanında
olduğumuzu göstermemiz gerektiğine inan-
dığımız için Samatya’da yapılacak olan pro-
testo eyleminin Koca Mustafa Paşa’da olması
için dayattık. Yürüyüşü de özellikle Samatya
Meydanı’na kadar devam ettirdik.
Sadece solcular mı katıldı yürüyüşe?
Hayır, çeşitli kesimlerden destek vardı.
Antikapitalist Müslümanlar da bu konuya
çok duyarlı yaklaşıyorlar,yürüyüşte de bizim-
leydiler. Konu çok hassas olduğu için, bizler
de çok hassasız ve çok yönlü düşünüyoruz.
Birilerinin mezesi olmayalım yine” dedik.
Mesela Gazi Mahallesi’nde operasyon yapıl-
dığında hepimiz sazan gibi atlamıştık. Aynı
şeyi Maraş olaylarında da yaptık.
Gazi Mahallesi’ndeki olayları buradaki
olaya nasıl bağlıyorsunuz?
Toplumsal psikoloji açısından…Toplum-
ları harekete geçirmek için özel projeler ya-
parlar.
Kimler?
Oradan çıkacak sonuçtan kendilerine bir
fayda çıkacağını düşünenler… Biz de kendi
aramızda bunun kaygısıyla “Acaba bu olay-
lar devletin içindeki karanlık güçlerin projesi
mi, yoksa sıradan bir durum mudur?” diye
çok konuştuk.
Nasıl bir sonuca vardınız peki?
Gelinen nokta çok net ve belirgin olmasa
da “azınlıkta olan Ermeni halkının yanında
olduğunu gösterecek namuslu Türk insanla-
rının da olduğunu artık anlatmalıyız” dedik.
Ve bu yüzden böyle bir destek verdik. Yoksa
orada direkt karşımıza alıp“şudur,budur”diye
bir dil kullanılmadı. Yürüyüş esnasında “Er-
meni” kelimesi, Hrant’ın cenazesindeki gibi
çok fazla öne çıkmadı.Ortak bir şekilde;Kürt,
Ermeni, Türk biçiminde…Hatta dövizlerin
çoğunda Arnavutlar, Gürcüler, Boşnaklar vs.
vardı. Biz bu konulara sosyalistler olarak çok
dikkat ediyoruz tabiî ki…Yani oradan olum-
suz ya da faydacı bir şey çıkarmanın bize bir
yararı olmadığını artık öğrendik. Eskisi gibi
dolmuşa gelmiyoruz artık. Gelişmeleri göz-
lemliyoruz.Bizim de artık tecrübelerimiz var.
Ama ben Mustafa gibi tek taraftan bakmak
istemiyorum…Arka planda neler olduğunu
merak edip bir şeyler arıyorum. Çünkü bi-
liyoruz ki hem Osmanlı’dan, hem de Türki-
ye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana,
buna benzer binlerce olay oldu. Bu olay da o
binlerceden biri midir diye kaygı duyuyorum
doğrusu. Bu yüzden de polisin, olayların çok
derinine inmesi gerektiğini düşünüyorum
ama bunu yaptığını da pek sanmıyorum.
Mustafa Şimşek:
Bu olay çözülmesin,
muğlak kalsın” demiyoruz tabiî ki… Ama
ben, emniyet güçlerinin olayı aydınlatmak
için elden ne gelirse yaptıklarına ve çok kısa
zamanda çözeceklerine inanıyorum. Bunun
kaçarı yok.O adam bulunacak! Nereye kadar
kaçabilir ki?
Bir de şu var: Ermenilerin karşısında-
ki “Türk” kim?! Biz artık karıştık. Biyolojik
Türk’ü mü arayacağız? Türkiye’de kültürel
Türk bile karışık. Mesela Gürcistan’daki
Gürcüler Gürcü olarak kalmışlardır ama
Türkiye’deki Gürcüler artık tam anlamıy-
la Gürcü değiller. Yüzde ellisi karıştı. Yani
ben Gürcü müyüm, Türk müyüm, kim bilir?
Yugoslavya’daki Boşnaklar da Boşnak olarak
kaldı ama burada farklı. Yıllarca dışarıdan ne
kız aldılar, ne de verdiler. Ama süreç içinde
biri sevdi, biri kaçtı, şöyle oldu, böyle oldu
derken karıştılar. Mesela benim kız kardeşi-
min babası Kürt, annesi Gürcü, kocası Boş-
nak…
Anadolu denen bu topraklar, üstünde yüz
tane medeniyetin at koşturduğu yerler. Bura-
da safkan ne biyolojik bir kimlik bulabilirsin,
ne de kültürel… Şu an konuştuğumuz dil
bile yüzde yüz Türkçe değil. Arapça, Farsça,
İngilizce, Fransızca bir sürü kelime var için-
de. Bunu kurcalamaya, belli mevzuların içine
sokmaya gerek yok ki… Yani “Ermenilerin
karşısında Türk vardı!” demeye gerek yok…