65
şubat
2013
insanlar din, dil, ırk ayrımı yapmadan nesiller
boyu bir arada yaşıyorlar. İnsan olmanın ne de-
mek olduğunu bilen herhangi birinin veyahut
semavi dinlerden herhangi birine inanan bir
insanın böyle bir vicdansızlık yapması müm-
kün değil. Irkçılık ve milliyetçilik olarak düşün-
mek de mantıklı değil. Düşünsenize, ortada eşit
kuvvetler yok. Kendini savunamayacak yaşlı,
yatalak kadınlara saldırıyorlar. Hangi milli-
yetçi, hatta ırkçı, böyle aşağılık bir eylemle kendi
ideolojisini ve ırkını dünyaya rezil eder ki?! Bu
kadar aşağılık saldırılar, ancak gözü dönmüş
psikopatlar tarafından yapılabilir. Kısacası bu
olaylarda Ahmed Arif ’in dediği gibi bir ‘Sığdı-
ramam kitaplara…’ durumu söz konusu.”
Samatya’nın, kozmopolit yapısından
kaynaklanan sorunları var mıydı?
Samatya’da nesiller boyu beraber yaşayan
yerlilerinin arasında hiç sorun çıkmazdı.
Ama bölge, son yıllarda hükümetlerin poli-
tikaları nedeniyle, özellikle Güneydoğu’dan
çok fazla göç aldı. İnsanlar buradaki koz-
mopolit yapıya alışık olmadıkları için uyum
sağlayamıyorlar.
Ne gibi sorunlar çıkıyor?
Kültürel olarak uyumsuzluklar çıkıyor. Şe-
hir kültürüne uyum sağlanamadığından do-
layı davranışlarında tutarsızlıklar görülüyor.
Son olayların bu sorunlarla bir alakası
olabilir mi?
Sanmıyorum...
Bunca yıldır huzur içinde yaşayan bir
bölgede, ardı ardına bu tür olayların çık-
masını siz neye bağlıyorsunuz peki?
Ben bu olayların “Marmaray” projesiyle
ilgili olabileceğini düşünüyorum. Yani işin
finansal boyutu olabilir. Marmaray’ın Sa-
matya sahiline gelişiyle beraber bölgenin de-
ğeri arttı. Yedi Kule Konakları yapıldı, Koç
Holding’in eski Havagazı Fabrikası’nı aldığı
rivayetleri var.Ayrıca burası üç ayrı üniversite
hastanesine de yakın. Ulaşım olanakları çok
güzel… Bir de buranın, mimari ve yerleşim
açısından geçmişten gelen özgün bir yapısı
var. Neredeyse her sokakta bir kilise bulunu-
yor.Toplam kilise sayısı (yanlış hatırlamıyor-
sam) on dört…Mesela İstanbul’da Venedik
gibi bir yer oluşturmak isteseniz, en güzel
yerlerden biri Balat ise, diğeri de Samatya’dır.
Yani zaten cazip olan bölge,Marmaray’la be-
raber iyice değer kazanacak gibi görünüyor.
Dolayısıyla bölgede korku ve huzursuzluk
yaratarak insanların ellerindeki gayrimen-
kulleri üç otuz paraya kapatarak kentsel dö-
nüşüm projesi çerçevesinde rant sağlamaya
çalışıyor olabilirler.
Örgütlümü sizce bu olaylar?
Kesinlikle…Az önce bahsettiğim gibi,son
yıllardaki göçlerle beraber artık kimin nerede
oturduğunu bilemiyoruz. Ama saldırganlar,
hangi yaşlı kadının nerede oturduğunu birer
birer tespit etmişler. Amaç, toplumun huzu-
runu bozup terörize etmek ve insanları taşın-
maya zorlamak.
Olayların ele alınışındaki “Ermeni” vur-
gusu rahatsız ediyor mu?
İnsanlar zaten ürkek yaşıyorlar.Dolayısıyla
bu tür olaylarla gündeme gelmek ve isimleri-
nin bu şekilde zikredilmesinden dolayı mut-
suzlar. Bazı kesimlerde “Ermeni” kelimesi
küfür olarak kullanılıyor. Kendilerini temsil
edecek sivil toplum örgütleri de olmadığı
için, dini yapılanmalar tek temsilcileri olarak
görünüyor. O da yetmiyor.
Olaylardan sonraki toplumsal duyarlılık
nasıl sizce?
Bu olaylar olduğundan beri sürekli destek
ve üzüntü bildiren telefonlar geliyor. İslami
görüşteki hanım arkadaşlarımız da bu ko-
nuyla çok ilgileniyorlar. Özellikle antikapita-
list Müslümanlar bu konuya çok sağduyulu
yaklaşıyorlar. Hem kadın hakları, hem de
savundukları görüşün lekelenmemesi açısın-
dan çok duyarlı davranıyorlar.
Ya medyanın tutumu?
Medya genel olarak sağır davrandı. Ama
internet sayesinde olaylar her yerden duyul-
du. Amerika’daki Ermeni lobisi tarafından
bu olayların ciddiye alınması ve çözülmesi
yönünde Amerikan hükümetine, oradan da
Türkiye’ye baskı yapıldığı söylentileri dola-
şıyor.
Bugünlerde Samatya’da yaşamnasıl?
Bölgede -bildiğim kadarıyla- olayı araştı-
ran iki yüz polis var. Samatya’nın yerlileri de
teyakkuz durumundalar.Türk, Kürt, Ermeni,
Çerkez, Laz… On beş-yirmi kişilik gruplar
halinde toplanıp kahvelerde “komşularını
korumak için” nöbet tutuyorlar. İnternetten
Biz falanca kahvedeyiz…” şeklinde haber-
leşiyor, birbirlerini mahallenin asayişinden