63
şubat
2013
Ermeni kadınlar yalnız değildir!”, “Yaşasın
kadın dayanışması!”sloganlarıyla sonlandır-
dılar eylemlerini.
Yürüyüşçülerin arasında bulunan Zekiye
Kürkçüoğlu, bu tür hassas olaylarda ağzı-
mızdan çıkan sözlere çok dikkat etmemiz
gerektiğini vurgulayarak şunları söylüyordu:
Mayamız sağlam olmasaydı, şimdiye kadar
hepimiz birbirimizi öldürmüştük. Bizler herşe-
ye rağmen hâlâ Ortadoğu ülkelerindeki gibi bir
kaos yaşamıyorsak, bunu, bu mayaya borçluyuz.
Ama duyarlı insanlar olarak her an uyanık ol-
malı ve bü tür durumlarda tepkimizi göstererek
mağdurların yanında yer almalıyız. Sağduyulu
davranmak ve toplumdaki empatiyi yükseltmek
en önemli görevimiz. Ben her yerde bunun için
uğraşıyorum.”
Kilise cemaatinden
protestoculara uyarı
Peki, kilise cemaati ne diyordu bu duru-
ma? Olaylar ve bu dayanışma gösterileri
karşısında ne hissediyorlardı?
(
Kilise kapısında buruk bir gülümsemeyle
yürüyüşçüleri izleyen doğma büyüme Sa-
matyalı Viktorya Demir’e yöneltiyorum bu
soruları.)
Şu an Samatya’da oturmuyoruz ama an-
nelerimiz, akrabalarımız, hepsi Samatya’da.
Sürekli gidip geliyoruz.Burada daha önceleri
yoktu böyle şeyler.Yeni başladı. Eskiden kar-
deş gibi, hep bir arada yaşardık. Ne olduğu-
na biz de şaşırdık, inanamadık böyle bir şey
olduğuna. İlk olayda “gelip geçici bir şeydir”
diye düşündük, ama arkası gelince tedirgin
olduk.
Olaylar devam edince paniklediniz mi?
Tabiî ki panikliyorsunuz. Burada yalnız
yaşayan annelerimiz var. Dua ediyoruz onlar
için.
Saldırılar ırkçı nedenlerle yapılmış ola-
bilir mi sizce?
Öyle olduğunu düşünmüyorum. Bence
bu, normal bir insanın yapacağı bir şey değil.
Rahatsız biri yapmıştır bunu.
Bu tür “destek” yürüyüşleri karşısında ne
hissediyorsunuz?
Memnun oluyoruz. Yalnız olmadığımızı,
insanların bizim yanımızda olduklarını gör-
mek güzel bir duygu.
Irkçılık vurgusunun sakıncası olabilir
mi?
Muhakkak; bir tedirginlik olmaması im-
kansız. Ben bütün insanları din, dil, ırk diye
ayırmadan kardeş olarak düşünüyorum.
Onun için de öyle şeyleri aklıma bile getir-
mek istemiyorum.
Emniyet güçlerinin çalışmalarını yeterli
buluyor musunuz?
Sürekli ilgi içindeler. İnşallah, bu son olay-
dan sonra bir sonuca ulaşacak. Eminim bun-
dan…
Tedirgin olmamak
mümkün mü?”
Kilisenin kapısında duran “özel” güvenlik
görevlileri de bölgenin çok sıkı polis kontro-
lünde olduğunu vurguluyorlar.İçlerinden biri
Şu anda bile polis kaynıyor burası” diyerek
önümüzden geçen beyaz renkli özel arabayı
işaret ediyor ve “Bak, bunlar da polis mesela.
Sürekli devriye geziyorlar.Çoğunun tipinden
polis olduğunu anlaman imkansız. Mahalle-
nin delikanlıları sağda solda takılıyor sanır-
sın” diye devam ediyor sözlerine. Cemaat te-
dirgin mi diye sormam üzerine ise, “Tabiî ki,
tedirgin olmazlar mı hiç?!” diyorlar.
Bu arada Surp Kevork Ermeni Kilisesi yö-
neticilerinden de görüş almak istiyorum ama
yönetim kurulu toplantısında olduklarını
öğreniyorum. Kilisenin kah avlusunda, kah
kapısında ama illa ki dışarı çıkacakları kapıyı
görecek şekilde aşağı yukarı bir saat bekle-
dikten sonra toplantı bitiminde yakalıyorum
hepsini ve son gelişmeler hakkındaki görüş-
lerini soruyorum. Basına 29 Ocak tarihinde
açıklama yaptıklarını ve o açıklamanın hâlâ
geçerli olduğunu söyleyerek yönetim kuru-
lunda basına özel demeç vermeme kararı al-
dıklarını belirtiyorlar. Çünkü sözlerinin yan-
lış anlaşılmasından ve/veya çarpıtılmasından
endişeleniyorlarmış. Tedirgin olup olmadık-
larını sorduğumdaysa, “Tedirgin olmamak
mümkün mü?” diyorlar.
Haklılar da…Bir yanda cinayetler ve hem
yaşlı hem de savunmasız -neredeyse tamamı
Ermeni olan- kadınlara yapılan alçakça sal-
dırılar, bir yanda da ayyuka çıkan “olayların
yeni bir nefret dalgası” olduğu söylemleri…
Gerek kiliseye giren çıkan Ermeni ce-